17 Nisan 2011 Pazar

"Türkiye'nin ellerini kirletmesi gerekiyor."
http://www.turkbirdev.info, http://turkbirdev-temsilcilikler.blogspot.com/




"Azerbaycan halkının hakkını ve hukukunu Ermenistan'a yedirmeyiz."

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'ne dün hitap eden Başbakan Erdoğan, Ermeni parlamenterin sınırın açılmasıyla ilgili protokolü hatırlatması ve Kars'ta ki İnsanlık Anıtı'nın yıkılmasıyla ilgili sorusunu cevaplamıştı. Erdoğan "Ermenistan halkının hak ve hukukunu koruma noktasında bizim kendi taahhütlerimiz var. Kardeş Azerbaycan halkının hakkını hukukunda Ermenistan'a yediremeyiz. Protokolde de hedeflenen budur. Bu adımlar atıldığında kapıları açmaya hazırız. Biz Minsk üçlüsünü göreve davet ettik. Minsk üçlüsü bu görevi yerine getirdiği takdirde çözüme ulaşırız. Görev yerine getirilmediği takdirde çözüm zorlaşır."demişti.

Cihan Haber Ajansı ( Cihan) mikrofonlarına konuşan Azerbaycanlılar , Başbakan Erdoğan'a Strasbourg'taki konuşmasından dolayı minnettar olduklarını vurguladı. Azeriler, Erdoğan'ın daha önce verdiği "Karabağ sorunu çözülmeden sınırları açmayız" sözünü tutuğunu hatırlatan Azeriler, en zor günlerinde hep yanlarında Türkiye'yi gördüklerini ifade etti. Başbakan Erdoğan'ın dün AKPM'deki bütün konuşmasını beğendiklerini dile getiren Azeriler, özellikle Ermeni parlamenterin sorusuna verdiği cevabın kendilerini çok memnun ettiğinin altını çizdi. (Kaynak: zaman.com.tr)



Kazakistan ve Hindistan petrol ve uranyum sahasında işbirliği


Kazakistan’ı ziyaret eden Hindistan Başbakanı Manmohan Singh, Akorda Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev tarafından askeri törenle karşılandı. Başbaşa yaklaşık bir saat görüşen Nazarbayev ve Singh daha sonra heyetlerarası görüşmelere başkanlık etti.


Görüşmelerde taraflar, Kazakistan ve Hindistan arasındaki stratejik ortaklığın 2011-2014 yılları arasındaki eylem planını onayladı. Görüşmeler sonunda iki ülke arasında bilgi güvenliği konusunda anlaşma imzalandı. Teknoloji alanında işbirliğini geliştirmek maksadıyla Hindistan’ın Avrasya Devlet Üniversitesi’nde teknoloji ortalığı açılması kararlaştırıldı. Kazakistan’ın petrol çıkarma ve işleme alanındaki teknolojisini geliştirmek maksadıyla Hindistan’ın ONGC Videsh Limited şirketiyle Kazakistan Petrol şirketi KazMunayGaz arasında ‘ Satpayev’ petrol sahasında birlikte üretim yapma konusunda anlaşmaya varıldı. Yapılan anlaşmalarda tarım, ilaç ve bilim sahasında işbirliğinin yanında uranyumun barışçıl amaçlarla kullanılması ve güvenli enerji üretimi alanlarında da işbirliği anlaşması imzalandı. İmza töreninden sonra konuşan Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, 03 Nisan’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Kazakistan’a resmi seferle gelen ilk yabancı devlet başkanı olan Singh’e teşekkür etti. . Hindistan’ın Kazakistan’a yatırım yapan ülkelerden Rusya ve Çin’den sonra geldiğini ifade eden Nazarbayev, Hindistan’ın tecrübelerinden yararlanmak istediklerini ve özellikle nükleer enerji, petrol, tarım ve ilaç alanlarında yeni teknolojilerin Kazakistan’a getirilmesi konusunda işbirliği yapacaklarını söyledi. Hindistan Başbakanı Manmohan Singh ise Nazarbayev’i yeniden cumhurbaşkanlığına seçilmesi münasebetiyle tebrik etti ve gösterdikleri sıcak ilgiden dolayı teşekkür etti. Singh, Kazakistan’ın Afganistan’da hayatın normale dönmesi için yaptığı destekleri takdirle karşıladıklarını ve Şanghay İşbirliği Örgütü dönem başkanlığını da başarıyla yürüttükleri için ayrıca tebrik etti. İki ülke arasında Şubat 1992’de başlayan diplomatik ilişkiler çerçevesinde ilk üst düzey ziyaret Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev tarafından Şubat 1992’de Hindistan’a yapıldı. (Kaynak: anadoluhaber.net)


Kırgızistan Ankara'ya yeni büyükelçi atadı


Kırgızistan Cumhurbaşkanı Roza Otunbayeva, Ankara'ya yeni büyükelçi atadı. Otunbayeva Kırgızistan eski dışişleri bakan yardımcısı Ermek İbrahimov'u Bişkek'in Ankara'ya büyükelçisi görevine atadı. Kırgızistan'da geçtiğimiz yıl yaşanan halk hareketinden sonra gerçekleşen iktidar değişiminin ardından Bişkek'in Ankara Büyükelçisi Taşboo Cumagulov görevinden alınmıştı. Cumagulov'dan sonra diplomat Ramazan Dırıldayev Ankara'da maslahatgüzar olarak görev yapmıştı. Rusya'da eğitim alan 1965 doğumlu Ermek İbrahimov, Rusça ve Kırgızca ile birlikte Türkçe ve İngilizce biliyor. Kırgızistan eski Başbakanı Sultan İbrahimov'un oğlu olan Ermek İbrahimov, 1995-1999 yılları arasında Bişkek'te Dışişleri Bakanlığı'nda görev yaptı. Büyükelçi İbrahimov, 1999-2001 yıllarında Cumhurbaşkanlığı protokol hizmetini, 2005-2007 yıllarında ise dış politika bölüm başkanlığını yürüttü. İbrahimov 2007 yılında ise Kırgızistan Dışişleri Bakan yardımcılığı görevini yaptı. (Kaynak: timeturk.com)


KKTC Turizm, Çevre ve Kültür Bakanı Ünal Üstel: Anavatan'da tatil düşünenlerden KKTC'yi tercih etmelerini istedik


Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın resmi davetlisi olarak İzmir'deki 35. Turizm Haftası etkinliklerine katılan Üstel, KKTC'ye döndü. Ercan Havaalanı'nda açıklama yapan Üstel, İzmir Valisi Cahit Kıraç ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile görüştüğünü, İzmir Ticaret Odasında temaslarda bulunduğunu söyledi.


Üstel, 35. Turizm Haftası'nın açılışında bir konuşma yaptığını belirterek, KKTC'yi medyada ve yerel yönetimler düzeyinde daha fazla tanıtma fırsatı bulduklarını, aynı zamanda Anavatan Türkiye'de tatil düşünenlerin KKTC'yi tercih etmelerini istediklerini bildirdi.


Türkiye'de 2011'in 'Kuzey Kıbrıs Yılı' ilan edilmesiyle tanıtım için yardım sözü aldıklarını belirten Üstel, ilerleyen günlerde Ankara, İzmir, İstanbul, Antalya gibi büyük yerleşim birimlerinde tanıtımlara devam edileceğini anlattı.


Kültür ve Turizm Bakanı Günay'a gösterdiği sıcak ilgiden dolayı teşekkür eden Üstel, Günay'ın 13 Mayıs'ta TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy ile KKTC'de olacağını ve Otelciler Birliği'nin bir ödül törenine katılacağını bildirdi. Üstel, Günay ve Ulusoy'un tanıtım açısından KKTC'ye yardım edip önünü açtığını dile getirdi.


Ekonomik nedenlerle kapatılmak zorunda kalınan Otelcilik ve Turizm Okulu'nun (OTEM), Kültür ve Turizm Bakanlığı ve TÜRSAB'ın katkılarıyla yeniden açılacağı sözünü de aldıklarını belirten Üstel, Günay'ın ziyareti sırasında protokol imzalanacağını, tamir ve tadil edilen okulda turizm elemanı yetiştirmeye başlanacağını ifade etti. Üstel, TÜRSAB Başkanı Ulusoy'un tur operatörlerine, 'turistlerin birinci önceliğinin KKTC olması' çağrısında bulunduğunu da söyledi.


Bir soruya karşılık Üstel, turizmde kalifiye elemana ihtiyaç bulunduğunu, bu elemanlar KKTC'den bulunamazsa Türkiye'den getirileceğini belirtti. Üstel, bir yıl içinde turizm okulunun devreye girmesiyle otellerin ihtiyacının yerel işgücünden karşılanabileceğini sözlerine ekledi. (Kaynak: timeturk.com)


NATO’da Kıbrıs Meydan Muharebesi


Dışişleri Bakanı Davutoğlu Türkiye’nin Kıbrıs’ı tanımamasının NATO-AB işbirliğini engellediğini savunan Avrupalı NATO liderlerine sert çıktı: “Kıbrıs sorunu çözülmeden Rumlar bu masaya oturamaz, bunu aklınıza sokun


Almanya'nın başkenti Berlin’de yapılan toplantıda, NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Kıbrıs Rum Kesimi’nin toplantıya katılamaması nedeniyle NATO-AB işbirliğinin olumsuz etkilendiğini savundu. AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton da, “Türkiye’nin AB Savunma Ajansı’na üyelik taleplerini karşılayalım, Türkiye de Kıbrıs Rum Yönetimi’ni ortak toplantıya kabul etsin” önerisinde bulundu. Eleştiriler üzerine söz alan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, seslendirilen önerinin “AB’nin Türkiye’ye taahhüdü olduğuna” dikkat çekti. Davutoğlu, “Bunun karşılığında bizim Kıbrıs Rum Yönetimi’ni meşru kılacak bir adım atmamızı beklemeyin. Biz Kıbrıs Rum Yönetimi ile hiçbir yerde bulunmayız. Eğer onlar Ada’nın tümünü temsil ediyor iddiasındaysanız, biz de Kıbrıs Türklerini masaya oturturuz. Rum Yönetimi’nin Kıbrıs sorunu çözülmeden AB’ye girmesi bir hataydı” diye konuştu. ÇEK BAKAN’A ÖZÜR DİLETTİ Ardından Çek Dışişleri Bakanı Karel Schwarzenberg söz aldı. AB katılım sürecinde Türkiye’yi desteklediklerini anlatan Çek Bakan, “Ama AB üyesi olmayan bir ülkenin bize hata yaptınız demesi de doğru değil. Bize kimse ders veremez” dedi. "SİZ ÜYE OLURKEN, VETO EDİN AB'YE ÜYE OLUN DEDİLER AMA..." Çek Bakan’a, “Biz bu ailenin en eski üyelerindeniz. Siz burada yokken biz vardık” diye seslenen Davutoğlu; “Siz AB’ye aday olduğunuzda bize geldiler, NATO’da bloke edin ki, sizi de AB’ye üye yapsınlar’ dediler. Ama Türkiye böyle bir şantajı yapmadı. Bu bizim devlet gereğimizdendir. O nedenle bu sözleri, seneler sonra Çek Dışişleri Bakanı’ndan duymak bana ıstırap verdi. Bu masaya Rum yönetimi oturmayacak bunu aklınıza sokun” dedi. Bu konuşmanın bitiminde Davutoğlu’nun yanına giden Schwarzenberg “Beni yanlış anlıyorsunuz. Özür dilerim” dedi. Bu sözlerin hemen ardından, İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague ve çok sayıda AB ülkesi temsilcisi Davutoğlu’nun yanına gelerek ortamı sakinleştirmeye çalıştı. Ashton da Davutoğlu’na, “Sizi ilk kez bu kadar sinirli görüyorum” diyerek ortamı yumuşatmaya çalıştı. (Kaynak: haberturk.com)


Man, Özbekistan Ortak Yeni Fabrika Kuruyor


Almanya’nın önde gelen otomobil şirketi MAN Semerkand’ta, Özbekistan ortaklı fabrika kuruyor. Fabrika, Özbekistan’ın otomobil şirketi ‘Özbek Uzavtosanoat’ ve Alman şirket ‘MAN Truck & Bus’ ortaklı olacak. JV MAN Auto-Uzbekistan’ isimli şirket adı altında kurulacak MAN markalı yeni otomobil fabrikası yüzde 51 Özbek ve yüzde 49 da Alman hisseli olacak. 2011-2013 yılları arasında hayata geçirilecek projeyle ilk etapta yılda ortalama 6 bin dolayında MAN markalı 15-50 ton yük kapasiteli kamyon üretilecek. Bu rakam bilahare 10 bine çıkartılacak. Kurulacak yeni fabrikanın maliyeti konusunda ise herhangi bir rakam ifade edilmedi. Özbekistan’da hali hazırda Amerikan General Motors (GM) ortaklı Chevrolet markalı binek otomobil ve Japon Isuzu markalı otobüs ve kamyonet üretiyor. (Kaaynak: medyarazzi.com)


'Türkiye ellerini kirletmek zorunda'


Amerikalı uluslararası ilişkiler uzmanı George Friedman'a göre Türkiye artık eskisi kadar ABD ile aynı safta yer almayacak


ABD'li uluslararası ilişkiler uzmanı George Friedman, Türkiye'de de bu ay içinde raflarda yerine alan "Gelecek On Yıl - Nereden Nereye" adlı kitabının yayınlanmasının ardından ( iki yıl önce de "Gelecek Yüzyıl - 21. Yüzyıl için Öngörüler"'i yazmıştı) Amerikanın sesi radyosu'na vermiş olduğu röportajda Türkiye'nin geleceğine dair çarpıcı açıklamalarda bulunuyor.


İlk soru Friedman'ın ilk kitabında Türkiye'ye yönelik yaptığı değerlendirme üzerinden geliyor;


Türkiye'yi karışık bir coğrafyanın içinde istikrar adası olarak tanımlıyordunuz.. şu an uzun vadede Türkiye'nin çevresindeki çalkantılar ülkeyi nasıl etkiler?


'Sıfır sorun kurtarmaz, eninde sonunda birilerini üzmek zorunda kalırsınız'


Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tüm komşularla sıfır sorun dış politika stratejisini açıkladı. Türkiye'nin Irak'ta, Kafkaslar'da, İran'da, Suriye'de ve Balkanlar'da çıkarları var. Düşman edinmeden bu çıkarları gütmek imkansız, eninde sonunda birilerini üzmek zorunda kalırsınız.


Seçimler sonrası daha iddialı bir Türkiye


Friedman'ın Haziran ayında gerçekleşecek genel seçimlere yönelik öngörüsü son derece net; Seçimler sona erdiğinde daha iddialı bir Türkiye göreceğiz. Çünkü Türkiye bölgede ne görmek istiyorsa o yönde karar almak zorunda ve açıkçası bunu da yapabilecek tek güç.


'Türkiye karmaşanın bir parçası olmalı'


Peki Türkiye çevresindeki karmaşadan kendisini uzak tutmak için ne yapmalı? Türkiye'nin karmaşadan uzak kalması değil onun bir parçası olması gerektiğini söylüyor Friedman. Şu an öyle olmasa da Türkiye'nin Rusya ile rakip konumda olduklarını Rusya'nın Ermenistan'ı kollayıp Azerbaycan ve Gürcistan'a baskı yaptığını söyleyen analist, Türkiye'nin sadece buralardan sağlanacak enerji ile kendini kotaramayacağını düşünüyor.


'Ve ellerini kirletmek zorunda'


Bu yüzden de Türkiye'nin dünyanın en büyük petrol üreten ülkelerinden bir olan Irak'la ilgili politikasının ne olduğu sorusunun öne çıktığını söylüyor; "Elbette bu sorunun cevabı Kürt Özerk Bölgesi ve Türkiye'nin bu konudaki politikasıyla, Türk-İran, Türk-Amerikan ilişkileriyle de kesişiyor. Mesele burada daha karmaşık hal alıyor. Çünkü Irak'ın sunduğu fırsat bir karmaşa içeriyor. Bu da Türkiye'ye sorunu çözmesi için bir fırsat sunuyor. Ama Türkiye'nin bu denklemi çözmesi için ellerini kirletmesi gerekiyor.


Türkiye ile ABD karşı karşıya gelebilir


Türkiye'nin ellerini kirletmesi gerekiyor dediniz, bunu biraz açar mısınız? sorusuna verdiği cevabı ise; Türkiye halen Kürt Özerk Bölgesinde pertrol arama çıkarma faaliyetleri sürdürüyor, başkalarıyla ortaklıklara giriyor. Türkiye Kuzey Irak'ta önemli bir güç noktası. ABD kuvvetleri bu yıl Irak'tan ayrılıyor. Bu nedenle Irak'ın geleceği,İran'ın Irak'ta egemen güç olma iddiaları Türkiye'nin ulusal çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor.... Türkiye'nin Irak'ın geleceği konusunda İranla asgari ölçüde uzlaşmaya gitmesi gerekecek. Bu da Türkiye'yi ABD ile karşı karşıya getirebilir, işte bu karmaşık sorun yüzünden Türkiye'nin eli kirlenebilir.


'Türkiye orta yolu izlemeli'


Peki bu dış politika Türkiye'yi doğu ile batı arasında bir yol ayrımına getirirse, örneğin Türkiye İranla ABD arasında bir tercih yapmak zorunda kalırsa ne olabilir? Türkiye'nin yapması gereken orta yolu bulmak, hem İran hem ABD'ye yarar sağlayacak bir süreç sunmak. Türkiye'nin izleyeceği strateji her iki taraftan birini tercih etmek olmamalı.


Türkiye Ortadoğu'nun en büyük arabulucusu olacak


Yeni kitabınızda gelecek 10 yılla ilgili tahminler yapıyorsunuz, sizce gelecek 10 yılda Türkiye ABD'ye, ABD başkanına ne tür fırsat ve zorluklar sunuyor? sorusuna da; Türkiye bundan sonra artık eskisi gibi ABD ile aynı safta olmayacak. Oysa ABD bunu yıllarca görmeye alışıktı. Türkiye'nin gelecek on yılda sunacağı yarar ABD'nin konuşamadığı taraflarla diyalog kurabilme yeteneği. Türkiye Ortadoğu'nun en büyük arabulucusu olacak, diyor. (Kaynak: haberturk.com)


Türkiye-İran-Azerbaycan Dışişleri Bakanları Toplantısı yapıldı


İran'ın evsahipliğinde Urumiye kentinde bugün yapılan Türkiye-İran-Azerbaycan 1. Dışişleri Bakanları Üçlü Toplantısı sonrası yayımlanan ortak bildiride, üç ülkenin ortak tarih ve kültüre sahip, dost, kardeş ve komşu ülkeler olduğuna vurgu yapıldı.

Üç ülke arasındaki işbirliğinin bölge ve dünya barışına katkı sunacağı belirtilen bildiride, tüm ülkelerin toprak bütünlüklerine saygı duyulmasının bölgedeki sorunların barışçıl çözümünü olumlu yönde etkileyeceğine dikkat çekildi.

Uluslararası ilişkilerde adalete riayet edilmesi ve tüm ülkelerin yasal haklarına saygı duyulmasının önemine işaret edilen bildiride, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) denetiminde ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT) çerçevesinde ayrım gözetilmeksizin her ülkenin barışçıl nükleer enerji elde etme hakkı olduğu vurgulandı.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi ve Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov başkanlıklarında yapılan üçlü görüşmenin ardından yayımlanan bildiri, üç ülkenin ticari ilişkilerinin geliştirilmesini ve halkların refah düzeyinin artırılması esas alındı.

Bildiride üç ülkenin ticaret, sanayi, ortak yatırım, taşımacılık, iletişim, enerji, turizm, bilim ve teknoloji alanlarında işbirliğini güçlendirmeleri öngörüldü.

Bildiriye göre, Türkiye, İran ve Azerbaycan arasında tercihli ticaret, gümrük işlerinin kolaylaştırılması, sınır kapılarının iyileştirilmesi ve ortak şirketler aracılığıyla ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla ekonomik komite kurulacak.

Dışişleri Bakanlıkları bünyesinde oluşturulacak komiteyle üç ülke vatandaşlarının seyahat ve birbiriyle ilişkilerinin kolaylaştırılması da amaçlandı.

Üç ülkenin ortak tarihi ve kültürel miraslarının tanıtılması amacıyla ortak program ve etkinlikler düzenlenmesi de bildiride yer alan diğer bir işbirliği alanını oluşturdu.

Terörizm, organize suçlar, uyuşturucu, insan ve silah kaçakçılığına karşı üç ülke istihbarat ve güvenlik birimlerinin ortak hareket etmelerini de öngören bildiride, dışişleri bakanlarının, önemli bölgesel ve uluslararası konuları yine bölgesel ve uluslararası kurum ve kuruluşlar çerçevesinde ele alıp, istişarelere devam edecekleri vurgulandı.

Son bölgesel gelişmelere değinilen bildiride, halklara şiddet uygulanmasına karşı olunduğu, halkların barışçıl ve meşru haklarına saygı gösterilmesi gerektiği üzerinde görüş birliğine varıldığı belirtildi.

Bildiride, üç ülkenin sınır bölgelerinde ticaret, ulaştırma, taşımacılık ve turizmin geliştirilmesinin yanı sıra halklar arasındaki ilişkileri geliştirmeyi teşvik ettikleri vurgulandı.

İran'ın ev sahipliğinde ilki yapılan üçlü toplantının her altı ayda bir yapılmasına karar verilen bildiride, Ekim 2011;deki ikinci toplantının Nahçıvan;da düzenlenmesi karara bağlandı. (Kaynak: zaman.com.tr)


Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye ve Azerbaycan arasında ticaretin geliştirilmesi için engellerin kaldırılması gerektiğini belirtti.


Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye ve Azerbaycan arasında ticaretin geliştirilmesi için engellerin kaldırılması gerektiğini belirterek, Azerbaycan’ın Türkiye’ye uyguladığı vizenin kaldırılmasını ve bir an önce serbest ticaret anlaşmasının imzalanmasını istedi.


Türk-Azerbaycan İş Konseyi tarafından Swissotel’de Türkiye-Azerbaycan İş Forumu düzenlendi.


Programın açılışında konuşan Devlet Bakanı Çağlayan, iki ülke işadamlarının üçüncü ülkelerde de işbirliğine gitmesini arzu ettiklerini, böyle toplantılarla potansiyeli geliştirmeyi amaçladıklarını söyledi.


”Biz tek millet, iki devletiz. Tarihimiz, kültürümüz, kardeşliğimiz, kitabımız, peygamberimiz aynı. Bu çerçeveden baktığımız zaman, bizi birbirimizden ayıran hiçbir özellik yok” diyen Çağlayan, iki ülke arasındaki ticaretin bu bağları yansıtmadığına vurgu yaptı.


Geçen yıl iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2,5 milyar dolar düzeyinde olduğunu, bunun rahatlıkla 10 milyar dolara çıkarılabileceğini dile getiren Çağlayan, yılın ilk 2 ayında Türkiye’nin Azerbaycan’a ihracatının 240 milyon dolar, Azerbaycan’ın Türkiye’ye ihracatının da 210 milyon dolar olarak gerçekleştiğini ifade etti ve buna göre yıl sonunda iki ülke arasındaki ticaret hacminin 3 milyar doları rahatlıkla aşabileceğini kaydetti.


Çağlayan, ”Ancak ben karşılıklı ilişkiler kuvvetlenirse, birbirimizi iyi tanırsak ve Azerbaycan ile yapmak istediğimiz serbest ticaret anlaşmasını yaparsak, bu rakamın yıl sonuna kadar 5 milyar dolara çıkacağından hiçbir endişem yok. Çünkü, iki ülkenin birbirini tamamlayan, destekleyen sektörleri bulunuyor” dedi.


Bakan Çağlayan, ticaretin önündeki engelleri ortadan kaldırabilmek için ”iki ülke arasındaki gümrüklerin ortadan kaldırılması” teklifini yineleyerek, serbest ticaret anlaşması yapılmasının önem taşıdığını, Türkiye’nin bunu yıllardır pek çok ülkeyle başarıyla uyguladığını anlattı.


Serbest ticaret anlaşmasının uygulamaya konulduğu tüm ülkelerle ticaretin karşılıklı, dengeli biçimde arttığını ifade eden Çağlayan, ticaretin artmasının yatırımları da tetiklediğini söyledi.


Anlaşma sayesinde iki ülke arasındaki ticaretin ve yatırımların arzu edilen seviyeye ulaşabileceğini ifade eden Çağlayan, Azerbaycan’ın Türkiye’ye yönelik vize uygulamasını da kaldırmasını istedi.


Türkiye ve Azerbaycan’ın tek millet, iki devlet olduğunu söylediklerini, bu noktada tek millet olan devletlerin birbirine vize uygulamasını doğru bulmadığını kaydeden Çağlayan, ”Türk işadamlarının, aynen Azeri kardeşlerinin Türkiye’ye vizesiz geldiği gibi Azerbaycan’a vizesiz gitmesini, ümit ediyorum ki inşallah çok kısa zamanda gerçekleştiririz” dedi.


”AZERBAYCAN’IN KEDERİ BİZİM KEDERİMİZ”


Vize meselesinin manevi olarak da kendilerini üzdüğünü ifade eden Çağlayan, konunun en kısa sürede çözüleceğine inandıklarını kaydetti. Bakan Çağlayan, şöyle konuştu:


”Azerbaycan’ın kederi bizim kederimiz, Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimizdir. Sizin Dağlık Karabağ konusundaki hassasiyetleriniz neyse inanın ki Türkiye’deki 74 milyon insanın da hassasiyeti, en az sizinki kadardır. Azerbaycan meselesi çözülmeden Türkiye, Ermenistan ile asla bir araya gelmeyecektir.


Sayın Başbakanımız daha iki gün önce söyledi; biz Azerbaycan halkının hakkını ve hukukunu asla Ermenistan’a yedirmeyeceğiz.


Bu kadar hassas davrandığımız, aynı duyguları paylaştığımız bir konuda ben istiyorum ki aramızdaki vize meselelerini kaldırarak daha fazla iş yapalım. İşadamlarımız bir araya gelsin, 3. ülkelerde işbirliği yapalım.”


Çağlayan’ın Ermenistan ile ilgili sözleri salonda alkışlarla karşılandı.


Bakan Çağlayan, Türkiye’nin küresel krizi ”hafif sıyrıklarla geçirdiğini” ifade ederken, bugün açıklanan işsizlik verilerine de değindi. Türkiye’de 2011 yılı Ocak döneminde işsizlik oranının, bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,6 puan düşerek yüzde 11,9′a gerilediğini belirten Çağlayan, bu verilerin son derece önemli olduğunu dile getirdi, ülke ekonomisinin son yıllardaki performansıyla ilgili bilgiler verdi.


Forumun öğleden sonraki bölümünde, firmaların ikili görüşmelerde bir araya geleceğine işaret eden Çağlayan, her iki tarafın işadamlarına ”bol ve hayırlı kazançlar” diledi, verimli sonuçlar elde edilmesini temenni etti.


AZERBAYCAN EKONOMİK KALKINMA BAKANI MUSTAFAYEV


Azerbaycan Ekonomik Kalkınma Bakanı Şahin Mustafayev de konuşmasında, iki ülke arasındaki kültürel ortaklıklara vurgu yaptı ve işbirliğinin geliştirilmesi isteğini dile getirdi.


Özellikle enerji alanında işbirliği imkanlarının fazlalığına dikkati çeken Mustafayev, işadamlarının 3. ülkelerde birlikte yatırımlar yapılabileceğini söyledi.


Azerbaycan’da 1300′den fazla Türk firmasının faaliyet gösterdiğini, 2 milyar dolara yakın yatırımları bulunduğunu kaydeden Mustafayev, Türkiye’de de 800 Azeri şirket bulunduğunu söyledi. Mustafayev, Türkiye’deki Azeri işadamlarının birlik oluşturmak için teşebbüste bulunduğunu belirterek, bu oluşuma destek verilmesini istedi.


Ülkesindeki ekonomik gelişme ve potansiyel hakkında bilgi veren Mustafayev, Türk işadamlarını Azerbaycan’a davet etti. (Kaynak: bulancakhaber.com)



Türkmenistan ile AKB arasında yeni ortaklık stratejisi

Asya Kalkınma Bankası (AKB) Türkmenistan ile orta vadede yeni ortaklık stratejisi üzerinde çalışıyor. AKB heyeti, Türkmenistan'da temaslarda bulunarak, yeni işbirliği imkanlarını masaya yatırdı.


Türkmen basınında yer alan haberde, Türkmenistan Merkez Bankası'nın katkılarıyla Aşkabat'ta düzenlenen seminerde yeni ortaklık stratejisi ele alındı. Taraflar, AKB ile Türkmenistan arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi yönünde fikir teatisinde bulundu.


67 üyesi bulunan uluslararası finans kuruluşu AKB, Türkmenistan'da ulaşım, çevre ve diğer alanlardaki önemli projelerde aktif rol aldı. 2010 yılında AKB'nin Aşkabat'ta daimi temsilciliğinin açılması yönünde imzalanan anlaşma, ikili ilişkileri daha da perçinleştirdi.


Banka, Türkmenistan'da Kuzey-Güney ulaşım koridoru kapsamında inşa edilmekte olan demiryolu hattı projesine mali destekte bulundu. Asya Kalkınma Bankası ayrıca, Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan doğalgaz boru hattının önemli finans destekçisi olarak görülüyor. (Kaynak: haberaktuel.com)

7 Nisan 2011 Perşembe

Nursultan Nazarbayev, yüzde 95,5 'lik oy oranı ile yeniden cumhurbaşkanı seçildi


Kazakistan'da resmi sonuçlar açıklandı



Kazakistan Merkezi Seçim Komisyonu, 3 Nisan'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin kesin sonuçları açıkladı. Sonuçlara göre, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev, 7 milyon 850 bin 958 seçmenin oyunu alarak yüzde 95,5'lik oy oranı ile yeniden cumhurbaşkanı seçildi.



Astana- Kazakistan Merkezi Seçim Komisyonu Başkanı Kuanduk Turgankulov, düzenlediği basın toplantısında, 3 Nisan'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin kesin sonuçları açıkladı.


Turgankulov, Cumhurbaşkanı Nazarbayev'in 7 milyon 850 bin 958 seçmenin oyunu alarak yüzde 95,5'lik oy oranı ile yeniden cumhurbaşkanı seçildiğini söyledi.



Turgankulov'un yaptığı açıklamaya göre, Senatör Gani Kasimov, 94 bin 452 seçmenin oyunu alarak yüzde 1,15, Komünist Parti Genel Sekreteri Zhambul Ahmetbekov 159 bin 36 seçmenin oyunu alarak yüzde 1,94, Tabiat Vakfı Başkanı Mels Eleusizov 94 bin 452 seçmenin oyunu alarak yüzde 1,36 oy oranına sahip oldu.



Merkezi Seçim Komisyonu Başkanı Turgankulov, bu sonuçlara göre, Nazarbayev'in yeniden cumhurbaşkanı seçildiğini resmi olarak söyleyebileceklerini bildirdi.



Bu arada Nazarbayev'e rakip olan Kasimov, Ahmetbekov ve Eleusizov seçim sonuçlarının gayet doğal olduğunu, seçimlerin doğru bir şekilde gerçekleştiğini söyledi. (Kaynak: trakyanethaber.com)




Kırgızistan Artık Huzur İstiyor


Beş yıl gibi kısa bir süre zarfında iki devrim ve kanlı bir etnik çatışma sürecini yaşayan Kırgız halkı, artık huzur ve istikrar istiyor. En son yaşanan devrim ve etnik çatışmalarda toplam 530 dolayında insanını kaybeden Kırgızistan, özlemle‘istikrarlı ve huzurlu ortam’ diyor.


7 Nisan 2010’da dönemin cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev yönetimine yönelik yapılan halk devriminin birinci yıl dönümünde ölenleri anacak olan Kırgız halkı, yeni devrimler yaşamak istemiyor. Daha önce 24 Mart 2005’te iktidarda olan Askar Akayev rejimini deviren halk, huzur, istikrar ve iş diyor. Halk, artık yeni devrimin ülkeye ve ülke halkına mal olan ağır faturanın farkında.


Kırgız halkı, beş yıl zarfında yaşadığı ikinci devrimin yarınki birinci yıl dönümünde, huzuru ve istikrarı yakalamış, demokrasinin hâkim olduğu, insan haklarına saygılı ve gerçek kalkınmayı hedef alan bir ]lke arzuluyor. Bundan olacak ki Kırgız halkı 7 Nisan’daki halk devrimi ve 10 Haziran’da ülkenin güneyindeki Oş ve Celalabad kentlerinde patlak veren etnik çatışmaların ülkede oluşturduğu çok zorlu sürece rağmen 27 Haziran'daki referandum ve 10 Ekim’deki parlamento seçimleri sürecini başarıyla atlattı. 27 Haziran’da sandık başına giderek parlamenter sisteme geçişi sağlayan anayasa değişikliklerine yüzde 90 dolayında destek veren Kırgız halkı, 10 Ekim’de ise yeni siyasi yapılanma amacıyla sandık başına gitti ve dört siyasi partiyi meclise gönderdi. (Bu seçim, aynı zamanda Bağımsız Devletler Topluluğu(BDT) ülkeleri içerisinde Kırgızistan’ı parlamenter sistemle tanıştıran ilk adım olmuştu)



Kırgız halkı geride bıraktığı referandum ve seçim süreci sonrasında yarın 7 Nisan 2010’daki halk devriminin birinci yıl dönümünü yaşayacak. Kırgızlar yeni devrimler istemediği gibi artık yeni etnik çatışmaları da yaşamak istemiyor. Ama her şeye rağmen ülke halkında ikinci halk devriminin birinci yıl dönümünde etnik endişe yok değil. Kırgızistan’da ülkenin güneyinde havaların ısınmasıyla birlikte etnik gerginlikte de bir ısınmanın olmasından endişe ediliyor. Çok partili siyasi yapısıyla ilerleme ve dünya ile entegre olma adına yeni bir yol haritası belirleyen Kırgız halkı, hükümetten , özellikle ülkenin güneyinde yeni etnik gerginliklerin yaşanmaması adına kararlı ve kalıcı önlemler almasını istiyor.



Ülkede yaşayan 130 dolayında ayrı millete mensup insanlar iç çekişmeden ziyade, artık günü birlik işleri başında aş ve iş mücadelesi vermek istiyor. Yorgun düşmüş insanlar artık yarınlardan birlik ve beraberlik umuyor. CİHAN



KKTC Dışişleri Bakanı: AB ve İngiltere verdiği sözleri yerine getirmedi




KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs halkının Avrupa Birliği'ne (AB) ve İngiltere'ye olan güvenlerini kaybettiklerini belirtti.


AB ve İngiltere başta olmak üzere devletler arası kurumların Kıbrıs barış sürecinde kendilerini hep hayal kırıklığına uğrattıklarını kaydeden Özgürgün, Batılı devletlerin kendilerine verdikleri sözlerin hiçbirini yerine getirmediklerini kaydetti. Batılı ülkelerce her zaman çifte standarda tabi tutulduklarını dile getiren Özgürgün, buna rağmen Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulununcaya kadar mücadele etmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerine vurgu yaptı.


Özgürgün, Londra temasları çerçevesinde, Lord Maginnis of Drumglass'ın davetlisi olarak katıldığı Lordlar Kamarası'nda yaptığı konuşmasında, Avrupa Birliği ve İngiltere'nin Kıbrıs halkına verdiği "izolasyonları kaldırma" sözünü tutmadığını ve kendilerinin daima "soğukta bırakılan taraf" olduklarını kaydetti. KKTC Dışişleri Bakanı Özgürgün, 1974'te Kıbrıs'ta alınan kararların geçerli olduğunu ve bunun bir anlaşmaya varması gerektiğini ancak Rum tarafının uzlaşmaz tavrı nedeniyle görüşmelerin çok yavaş ilerlediğini vurguladı.


Her zaman olumsuz tavır içinde olan tarafın Kıbrıs Rum Kesimi olduğunu ve mağduriyeti yaşayanların ise hep kendi halkı olduğunu söyleyen Özgürgün, "Uluslararası toplumun iki yüzlü tutumu Kıbrıslı Rumlar uzlaşmazlıklarını teşvik ederek barışın tesis edilmesini zora sokmaktadır." şeklinde konuştu.


Kuzey Kıbrıs olarak devam eden müzakerelerde bütün görevlerini eksiksiz olarak yerine getirdiklerine dikkat çeken Özgürgün, Kıbrıs Rum Kesimi'nin ise görüşmelere "iyi görünerek" başlayıp üzerinde anlaşılmış maddelerde bile her zaman sorun çıkaran taraf olduğunu ileri sürdü.


Yıllardır süren görüşmelerin çok yavaş ilerlediğine dikkat çeken KKTC Dışişleri Bakanı, Avrupa Birliği, ekonomi, yönetim ve güç paylaşımı gibi konularda çok az da ilerleme kaydedildiğini ancak mülkiyet, toprak, güvenlik ve garantiler konusunda bu tarihe kadar bir sonuca ulaşılamadığını aktardı. İlerleme sağlanan konuların ise her zaman Türk tarafının yapıcı tutumu sayesinde olduğunu sözlerine ekledi.


Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "Demopoulos" davası hakkında verdiği lehte kararın Kıbrıs Rum Kesimi'ne büyük bir ders olduğuna dikkat çeken Özgürgün, "Bundan böyle Kıbrıs Rumları uluslararası mahkemeleri diledikleri gibi kullanamayacaklar." dedi.


Kıbrıs Rum Kesimi yönetiminin Türk kesimini karalama kampanyası için her fırsatı değerlendirdiklerini ileri süren KKTC Dışişleri Bakanı, "Son olarak Türkiye'de 12 haziranda yapılacak seçimleri propaganda malzemesi yapıyorlar. Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, seçimden sonra Kıbrıs sorunu konusunda Türkiye'ye baskı yapması için uluslararası camiaya çağrıda bulunuyor." şeklinde konuştu.


"Türkiye'de yapılacak seçimin adadaki müzakere süreciyle hiçbir ilgisi yoktur" diyen Özgürgün, Türkiye'nin garantör güç olarak iki tarafın bir an önce uzlaşmaya varması için elinden geleni yaptığını; müzakere masasında oturanın Kıbrıs'taki taraflar olduğuna vurgu yaptı.


Uluslararası toplumun Kıbrıs Rum Kesimi'nin olumsuz politikalarına bundan böyle müsamaha göstermeyeceklerini umduklarını kaydeden Özgürgün, bu yönde net ve sert bir mesaj vermeleri gerektiğini söyledi. Özgürgün sözlerini şöyle sürdürdü: "Müzakerelerin olumlu yönde sonuçlanması için gerekirse Rum yönetimine baskı yapılmasını ve gerekli esnekliği göstermek için Rumların teşvik edilmesini talep ediyoruz."


Sorulan bir soru üzerine Özgürgün, Birleşmiş Milletler'in (BM) Avrupa Briliği'ne göre daha güvenilir olduğunu fakat Ahmet Davutoğlu'nun "BM'nin devri tamamlanmıştır" tezine de kesinlikle katıldığını belirtti. Özgürgün, "BM'nin etki alanında olan yerlerde sıkıntılar yaşıyoruz. Özellikle sınır kapılarında, giriş çıkışlarda bu sıkıntıları yaşıyoruz. BM'nin ne kadar güvenilir olduğuna yakından şahitlik ediyoruz" dedi.


KKTC'ye verdiği destekle bilinen Lord Maginnis'in daveti üzerine yapılan toplantıya, Türkiye'nin Londra Büyükelçisi Ünal Çeviköz, Başkonsolos Ahmet Demirok, KKTC'nin Londra Temsilcisi Kemal Köprülü ve çok sayıda Lord ve meclis üyesi katıldı.


Toplantı, Rumların Kıbrıslı Türklere yaptığı kötü muameleyi ve bunun sonucunda Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahalesini konu alan belgesel gösterimiyle başladı. "Bu videoyu milletvekillerinize göndererek, gerçeği izlemelerini sağlayın" çağrısında bulunan Lord Maginnis ayrıca, İngiltere'nin Kıbrıs sorununda garantör ülke olarak daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. (Kaynak: zaman.com.tr)





Özbekistan Bağımsızlığının 20. Yıl Dönümünü Kutlamalarına Hazırlanıyor



Sovyetler Birliği’nden ayrılarak bağımsızlığını ilan eden ilk ülkelerden biri olan Özbekistan, bağımsızlığının 20. yıl dönümünü önceki kutlamalardan daha kapsamlı bir şekilde kutlayacak. Cumhurbaşkanı İslam Kerimov, bağımsızlığın daha coşkulu bir şekilde kutlanması için kararnameye imza attı. Buna göre yayımlanan sekiz maddelik kararname kapsamında Başbakan Şavkat Mirziyoyev başkanlığında bir komisyon oluşturulacak. Bu komisyon hazırlık çalışmalarını baştan sona kadar takip edecek. Özbekistan’ın bağımsızlığının 20. yıl dönümüne atfen yapılacak kutlamalara ek olarak bir dizi yarışma, festival, spor müsabakaları ve kültürel etkinlikler tertiplenecek. Bu arada başkent Taşkent odaklı görkemli kutlama etkinlikleri ülke geneline yayılacak. Taşkent’teki kutlamaların sorunsuz ve en organizeli şekilde gerçekleştirilmesi için ise günler öncesinden hazırlıklara başlanılacak ve hazırlık çalışmalarını takibi için onlarca kişi görevlendirilecek. (Kaynak: beyazgazete.com)



Türkmenistan ile İran güvenlik ve işbirliği anlaşması imzalayacak


Türkmenistan ile İran güvenlik ve işbirliği anlaşması imzalayacak.Anlaşmanın, İran İçişleri Bakanı Mustafa Muhammed Neccar'ın bu ay içerisinde Aşkabat'a yapacağı ziyaret kapsamında imzalanması bekleniyor. İran Fars Ajansı'nın haberine göre, Bakan Neccar Türkmenistan ile İran arasındaki ikili ilişkilerin daha da geliştirilmesi ve işbirliğinin güçlendirilmesi amacıyla Aşkabat'a resmi ziyaret gerçekleştirecek. Bakan Neccar ziyareti çerçevesinde iki ülke sınır güvenliğinin sağlanmasını öngören protokole, sınır ticaretinin kurulması ve sınır bölgelerinde işbirliğinin oluşturulmasına yönelik ekonomik anlaşmalara imza atılacak. (Kaynak: haberaktuel.com)









17 Mart 2011 Perşembe

‘Dünyayı yenenlerin yenildiği savaş’ Çanakkale Zaferi
17 Mart 2011, TBD Haber http://www.turkbirdev.info
*******
******
*****
*
"Çanakkale Dövüşlerinde Vuruşan Azerbaycan Askerlerinin Hatırasına Taclandırılan Abide"

18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'nin 96. yıldönümü etkinliklerine katılmak için gelen Azerbaycan Uluslararası Diaspora Merkezi üyeleri, 1915 yılında bu topraklarda şehit olan 3 bin Azeri için Gelibolu'da anıt yaptıracak.

Beş kişilik heyet, ilk olarak Çanakkale Valiliği'ni ziyaret etti. Daha sonra Çanakkale Gazeteciler Cemiyeti'nde bir basın açıklaması yapan Azerbaycan diasporası üyeleri, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı içinde gösterilecek uygun bir yere, plan ve projesi hazır olan anıtı yaptırmak istediklerini söyledi. Türkiye ile Azerbaycan'ın ayrılmaz bir bütün olduğunu vurgulayan Merkez Başkanı İsmail Ağayev, Çanakkale'nin Geçilmez olmasında atalarının da büyük gayreti olduğunu belirtti. Her yıl Çanakkale Zaferi törenlerini yakından takip ettiklerini ve zaman zamanda katıldıklarını hatırlatan Ağayev, üzerinde "Çanakkale Dövüşlerinde Vuruşan Azerbaycan Askerlerinin Hatırasına Taclandırılan Abide" yazılı anıtı bu topraklara yapmak istedikleri kaydetti. Bunun iki ülke dostluğu pekiştireceğini söyleyen İsmail Ağayev, "Türk medyasının da destek vermesi, bizim için çok önemli. Atalarımızın kanı ve canının olduğu yerde bir anıtımızın bulunması, Azerbaycanlı vatandaşlarımızın buraya daha fazla ilgi duymasına vesile olacak." dedi. - ÇANAKKALE (Cihan Haber Ajansı)

Hava, Kara, Deniz Şehitleri ile Çanakkale Şehitleri Anıldı
Hava, Kara, Deniz Şehitleri ile Çanakkale Şehitleri, Boğaz Şehitliği’nde bu sabah düzenlenen törenle anıldı.

Şehitlik Özel Defteri’ni imzalayan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, halen devam eden görüşme sürecindeki hedefin karanlık günleri yeni nesillere yaşatmayacak, yeni çatışmaların ve şehitlerin olmayacağı, adil, kalıcı ve yaşayabilir bir çözüme ulaşmak olduğunu vurgulayarak “Ortaya çıkacak anlaşmada, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi vazgeçilmez şartımızdır” dedi.

Tören saat 10.00’da protokol sırasına göre şehitliğe çelenklerin konulmasıyla başladı. Saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı ile bayrakların göndere çekilmesinin ardından Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’ndan Kurmay Binbaşı Fatih Yasir Akkuş günün anlam ve önemini belirten konuşma yaptı. Bunu, Şehitlik Özel Defteri’nin imzalanması izledi.

Boğaz Şehitliği’nden Anıtkabir’e konulmak üzere alınan toprağın Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu tarafından Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği Geçici Maslahatgüzarı Hakan Çakır’a takdim edilmesinin ardından, tören şehitliğin gezilerek şehit kabirlerine çiçek bırakılmasıyla sona erdi.

Törene Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Hasan Bozer, Başbakan İrsen Küçük, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği Geçici Maslahatgüzarı Hakan Çakır, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Adem Huduti, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Daysal, 39’uncu Tümen Komutanı Tümgeneral Ömer Paç, 14. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral İzzet Çetinöz, Güvenlik Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Mehmet Soğancı, Yüksek Mahkeme Başkanı Nevvar Nolan, Ana Muhalefet Partisi CTP-BG Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer, bazı bakanlar, ÖRP Genel Başkanı Turgay Avcı ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

ÖZEL DEFTERE YAZILANLAR

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu Şehitlik Özel Defterine şunları yazdı:
“Aziz şehitlerimiz,

Her karışı ecdat kanıyla sulanarak Türk vatanı yapılan Kıbrıs’ta, sizden sonraki nesillere korkmadan yaşayacakları özgür bir vatan bırakmak için can verdiniz. Bugün Anavatan Türkiye’nin her alanda sağladığı destekle, özgür olarak yaşadığımız vatanımızda, sizler de emanetinizin emin ellerde olduğunu görerek, huzur içinde yatıyorsunuz.

Halen devam eden görüşme sürecindeki hedefimiz, uğrunda can verdiğimiz hür yaşama hakkımızı koruyarak, bizlerin yaşadığı karanlık günleri yeni nesillere yaşatmayacak, yeni çatışmaların ve şehitlerin olmayacağı, adil, kalıcı ve yaşayabilir bir çözüme ulaşmaktır. Ortaya çıkacak anlaşmada, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi vazgeçilmez şartımızdır.

Bugünlere ulaşmamızı sağlayan siz aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmetle ve minnetle anıyor, manevi huzurunuzda saygıyla eğiliyoruz.”

18 Mart Çanakkale Zaferi Kutlama

Tarihe ‘dünyayı yenenlerin yenildiği savaş’ geçen Çanakkale Zaferi’nin üzerinden tam 96 yıl geçti. Bu eşsiz destanı anlatmak için şimdiye kadar binlerce şiir, kitap yazıldı, onlarca film çekildi.

Fakat dışardan yazılan hiçbir şey ‘cepheden gönderilen
asker mektupları’ kadar duygulandıramadı. Maltepe Belediyesi’nin düzenlediği ‘Ana ben gidiyom düşmana karşı’ başlıklı Çanakkale Sergisi’nde sergilenen bir mektup okuyanları gözyaşına boğdu. NTV Tarih yazarı araştırmacı/koleksiyoner Dr. R. Sertaç Kayserilioğlu’nun kolleksiyonundan oluşan sergiyi 50 bin kişi gezdi.

MEKTUP ULAŞTI, ŞEHİT OLDU

Vatan'ın haberine göre, Gümüşhane’nin Şiran ilçesinden Üsteğmen Zahit, cephede kurşun yağmurları altında savaşırken Aziziye ilçesinin Kılıç Mehmet Bey köyünden Ahmet Efendi’nin kızı, eşi Hanife Hanım’a bir mektup yazmıştı. Üsteğmen Zahit, ‘vasiyetim’ dediği mektubu yazdıktan kısa bir süre sonra 9 Ocak 1916’da şehit oldu. Yıllar sonra ortaya çıkan o mektubun içinden şehit üsteğmenin küçük kızı Nahide’nin kırmızı kurdelayla bağlı bir tutam saçı da çıkmıştı. İşte o mektuptan duygu dolu satırlar...

YÜKSEK SESLE AĞLAMA
“Bu günlerde her zamankinden daha önemli muharebelere gireceğiz. Bilirsin , her muharebeye giren ölmez. Fakat eğer ben ölürsem sakın gam yeme... Beni ve seni yaratan Allah bizi nasıl dünyada birbirimize nasib etti ise , benden
şehitlik rütbesini esirgemediği taktirde , elbette , ruhlarımızı da birbirine kavuşturur. Vatan yolunda şehit olursam bana ne mutlu. Ancak , sana bir vasiyetim var : Birincisi benim için kat’iyyen ağlama... eşyamın listesi ilişikte. Bunları sat , ele geçecek paradan “mihr-i muaccel” ve “mihr-i müeccel” ini al , üst tarafı ile bana bir mevlüt okut. Eğer bunlar sana borcumu ödemezse hakkını helal et ve ilk gece aramızda geçen sözü unutma... vasiyetimi aldığınız zaman yüksek sesle ağlamanıza razı değilim.”

7 Mart 2011 Pazartesi

Özbek'le evlenen Kırgız öğretmenlere maaşının 15 katı ikramiye

7 Mart 2011, TBD-Haber http://www.turkbirdev.info/
*
*

Başlıklar:
  • Azerbaycan-Türkıye stratejık işbirliği
  • Karabağ savaş esirlerinin değişiminde anlaşmaya varıldı
  • Kazakistan'da elektronik para
  • Kazakistan'ın ilk silisli sac üretim tesisi
  • Özbek'le evlenen Kırgız öğretmenlere maaşının 15 katı ikramiye
  • Bir atanın çoçukları
  • Kırgız Havayolları'nın Bişkek-İstanbul seferleri başlıyor
  • Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne su
  • Özbekistan inanılmazı deniyor
  • Türk-Amerikan İlişkileri: Politika ve İş Geliştirme
  • Türkiye'den KKTC'ye "Hayat Suyu"
  • Türkmenistan enerji potansiyelini dünyaya tanıtıyor
HABER AYRINTI:

Azerbaycan-Türkiye stratejik işbirliği


Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) ile Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi arasındaki işbirliği anlaşması Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de imzalandı.




Bakü- SAM başkan yardımcısı Gülşen Paşayev ile Dışişleri Bakanlığı Strateji Araştırmalar Merkezi başkanı Prof. Bülent Aras'ın imzaladığı anlaşma için düzenlenen törene, Türkiye'nin Bakü Büyükelçişi Hulusi Kılıç, büyükelçilik personeli, Azerbaycan ve Türkiye dışişleri bakanlığı yetkilileri katıldı.



Paşayeva imza töreninde yaptığı konuşmada, Azerbaycan devletini, bağımsızlığını kazanmasından sonra ilk tanıyan ülkenin Türkiye olduğunu hatırlatarak, Azerbaycan'ın en yakın müttefikinin ve stratejik ortağının da Türkiye olduğunu söyledi. Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Bülent Aras ise yaptığı konuşmada, Azerbaycan'da bulunma sebebinin, SAM ve Dışişleri Stratejik Araştırmalar Merkezi arasında akademik bir işbirliği anlaşması imzalamak ve bir ortak eylem planı oluşturmak olduğunu kaydetti.



Azerbaycan ve Türkiye arasında işbirliğinin oluşması için şartların ve gerekli siyasi iradenin varolduğunu belirten Aras, dost, kardeş ve müttefik iki ülkenin ciddi çıkar birliği olduğunu söyledi.
Aras, içinde bulunulan dönemin kaos dönemi olduğunu belirterek, ''Ciddi küresel tehditler var. Bölgesel tehditler var. İki ülkeyi doğrudan ilgilendiren çok önemli konular var. Böylesi ortamda, iki ülkenin karşılıklı ilişkilerini olabilecek en üst düzeyde hatta birbirine entegre ederek geliştirmesi gerekli'' diye konuştu.

Anlaşma çerçevesinde, iki ülkenin, dış siyaset, uluslararası ilişkiler, global ve bölgesel güvenlik konuları hakkında tecrübe paylaşımı yapacağı ve karşılıklı olarak uluslararası seviyede toplantılar düzenleyeceği bildirildi. (Kaynak: cumhuriyet.com.tr)





Azerbaycan ve Ermenistan anlaştı



Azerbaycan ve Ermenistan böyle anlaştı



Aliyev ve Sarkisyan, Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev'in daveti üzerine Rusya'nın sayfiye kenti olan Soçi'nin Krasnaya Polyana bölgesinde bir araya geldi. Medvedev, Aliyev ve Sarkisyan ilk önce Soçi'deki kayak sporları alanı olan Krasnaya Polyana'daki bir kafede çay içti ardından da kar motoruna bindi. Üç lider daha sonra ana gündemini Karabağ sorunun oluşturduğu gayri resmi bir görüşme yaptı. Görüşmede, geçen yıl 27 Ekimde Rusya'nın Astrahan kentinde ortaya konan ortak deklarasyonun gereğinin yerine getirilmesi ve deklarasyona daha ileri önlemlerin eklenmesi konusunda görüş birliğine varıldı. Görüşmenin ardından yayımlanan ortak bildiride, tüm çatışmaların barışçıl yollardan çözümü, ateşkes olan bölgelerde çıkan olayların ilgili tarafların yanı sıra Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu ile birlikte soruşturulması konusunda görüşbirliğine varıldığı belirtilerek, ''Liderler savaş esirleri değişimin mümkün olduğunca hızlı bir şekilde tamamlanması konusunda anlaştı'' ifadesine yer verildi. Karabağ barış süreciyle ilgili düzenli temasların önemine dikkati çeken liderler, AGİT Minsk Grubu eşbaşkanlarının çalışmalarının yanı sıra 3'lü formattaki görüşmeleri sürdürme kararı aldı. Rus, Azeri ve Ermeni liderlerin geçen yıl Ekim ayında Astrahan'daki görüşmelerinin ardından yayımlanan ortak bildiride, savaş esirlerinin ve savaş sırasında öldürülenlerin cenazelerinin takası konusunda anlaşma varıldığı belirtilmişti. Medvedev de Astrahan'da yaptığı açıklamada, yayımlanan ortak deklarasyonun güven artırıcı önlemlere yönelik bir katkı olduğunu söylemişti. (Kaynak: haberturk.com)

Kazakistan Parlamentosu, elektronik para kullanımı ile ilgili yasayı onayladı

Kazakistan Parlamentosu, Kazakistan'da ilk defa uygulama konulan elektronik para kavramı ile ilgili yasayı ilk görüşmede onayladı. Elektronik Para Yasası ile ilgili Parlamento üyelerine bilgi veren Kazakistan Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Bisengali Tadjiyakov, elektronik paranın emisyonunun ticari bankalar tarafından yapılacağını söyledi.

Yasa, güvenlik gerekçeleriyle elektronik para ile Kazakistan'da bir günde en fazla 5 bin dolara eş değer tutarda işlem yapılmasını öngörüyor.

Kazakistan’ın ilk silisli sac üretim tesisi devreye alındı

Alman çelik üreticisi ThyssenKrupp, Kazakistan'ın Karaganda'da yer alan ilk silisli sac üretim tesisi Silicium Kazakhstan LLP'nin devreye alındığını bildirdi.

ThyssenKrupp bağlı kuruluşu ThyssenKrupp Mannex, tesisin birincil ekipman tedarikçisi ve kurulum denetmeni konumunda bulunuyor. Tesis bünyesinde %16 oranında hisseye sahip olan ThyssenKrupp Metallurgie ise, aynı zamanda Silicium Kazakhstan LLP'nin ürünlerinin tek dağıtımcısı olma özelliğini taşıyor. Tesisin kurulumu için Avrupa'dan 60 milyon € değerinde ekipman nakledildi.

İlk etapta 12.500 mt kapasiteli 1 no'lu yüksek fırınıyla faaliyet gösterecek tesis, ürünlerini Avrupa, Asya ve ABD'ye ihraç edecek. Tesisin halihazırda kurulu olan 2 no'lu yüksek fırınının ise mayıs ayında faaliyete geçirilmesi planlanıyor.


Silicium Kazakhstan LLP, iki yüksek fırın daha kurarak üretim kapasitesini iki katına yükseltmeyi planlıyor. Bu fırınlar da, önceki ikisi gibi Alman tesis ekipmanı tedarikçisi SMS Siemag tarafından imal edilecek.

Kazakistan, dünyanın en büyük üçüncü kuvarz kumu rezervine sahip. Söz konusu hammaddeden silikon elde ediliyor. (Kaynak: steelorbis.com.tr)



Kırgızistan'da Öğretmenlere Uygulanan İlginç Yöntem

Özbek'le evlenen Kırgız öğretmenlere maaşının 15 katı ikramiye



Kırgızistan'da genç öğretmenleri köyde tutmak için ilginç bir yöntem uygulanıyor; Özbek'le evlenen Kırgız öğretmenlere maaşının 15 katı ikramiye


Köylerde istihdam edecek öğretmen bulamayan yetkililer, çareyi öğretmenleri evlendirmekte buldu. Karasu bölgesinde yeni göreve başlayan ve bekar olan Kırgızlı öğretmenlere Kırgızlılarla evlenmeleri halinde 2 maaş (400 dolar) para ödülü veriliyor. Kırgız ile Özbek'in evlenmesi durumunda ise ödül 15 maaşa (3 bin dolar) kadar çıkıyor. Öğretmen maaşının yaklaşık 200 dolar olduğu ülkede uygulamayla birlikte evlenen öğretmen sayısında artış bekleniyor. Karasu Bölge Kaymakamı Bayış Cusupov, bu uygulamayla geçen yaz meydana gelen Kırgız-Özbek çatışması sonrası iki halk arasındaki ilişkilerin pekişeceğini kaydediyor. Şimdilik sadece Karasu bölgesinde uygulanan projenin ülke genelinde yaygınlaşması planlanıyor. (Kaynak: haberciniz.biz)


THY'ye Kırgızistan hattında yeni rakip

Kırgız Havayolları'nın Bişkek-İstanbul seferleri başlıyor

Kırgız Havayolları'nın Bişkek-İstanbul karşılıklı seferleri yarın başlıyor.Bişkek-İstanbul seferleri başlangıçta haftada iki gün olarak gerçekleştirilecek.Alınan bilgiye göre, Bişkek'ten hareket edecek Kırgız Havayollarına ait Airbus 320 tipi uçak saat 04.30'da İstanbul Atatürk Havalimanına inecek. Uçak aynı gün İstanbul'dan Bişkek'e dönecek. (Kaynak: gunaydinhaber.com)





Bir Atanın Çocukları


Yazar:

2010 yılı, Kırgızistan'ın yakın tarihinde çok hızlı gelişmelerin yaşandığı bir yıl olarak hafızalarda kalacak gibi görünüyor. 2005’te Otunbayeva’nın da öncülüğünü ettiği protestolar sonucunda, “Lale Devrimi”yle Askar Akayev’i deviren Kurmanbek Bakiyev, Nisan 2010’da muhalefetin parlamentoyu feshederek, iktidarı ele geçirdiğini ilan etmesiyle sonuçlanan olayların ardından iktidarı kaybetmişti.



Gerek Bakiyev, gerekse de Akayev devrilmelerinin ardından ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştı. Ancak Akayev ile Bakiyev arasında gözlerden kaçan bir husus var; Akayev, kendisini iktidardan alaşağı etmek isteyenlere karşı direnmezken, halefi Bakiyev, uzun bir süre direndi. Diğer bir ifadeyle ilk devlet başkanı iktidarı bırakma konusunda halkı çok da fazla yormadı. Halbuki Bakiyev, gitmemek ve görevi bırakmamak için elinden geleni yaptı. Belki de bu yüzden Akayev, iktidarı elinden alındıktan sonra hayatını sürdürebilecek ülke bulma konusunda sıkıntı yaşamadı. Birkaç günlük Kazakistan misafirliğinin ardından Rusya'ya gitti ve burada üniversitede hocalık bile yapmaya başladı. Bakiyev'in ise hala nerede olduğu tam olarak bilinmiyor. Son bilgiler Belarus'da olduğuna ilişkindi.



Nisandaki devrimin üzerinden çok geçmeden Haziran ayında yapılan anayasa referandumunda Kırgızlar yeni anayasayı kabul ederken, geçici devlet başkanı Roza Otunbayeva'nın 2012 yılına kadar devlet başkanlığına da onay verdiler. Ardından Ekim ayında yapılan genel seçimlerde de bir ilk yaşandı. Parlamenter sisteme geçişin adımları olarak seçimler ilk kez siyasi partiler arasında yarışa sahne oldu. Hiçbir partinin tek başına iktidar olma şansı bulamadığı seçimlerde parlamentoya giren beş partinin sandalye sayısı da birbirine yakındı. Dolayısıyla ortaya çıkan koalisyon hükümetinin kurulması için yaklaşık bir buçuk ay süren görüşmelerin ardından Aralık ayının ikinci yarısında Almazbek Atambayev'in başbakanlığında üçlü koalisyon hükümeti kuruldu.



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da Şubat başında yaptığı iki günlük ziyaretle Atambayev hükümetinin, başbakan düzeyindeki ilk konuğu oldu.



Devlet Başkanı Roza Otunbayeva tarafından kabul edilen ve kendisine nişan da verilen Başbakan Erdoğan, Kırgız mevkidaşı Atambayev ile hem başbaşa hem de heyetler arası görüşmeler gerçekleştirirken, beraberinde götürdüğü işadamlarının Bişkek'te çeşitli bağlantılar kurmasına vesile oldu. Başbakan Erdoğan, Ahıska Türkleri Dernek Başkanı Murafaddin Sakimov başkanlığındaki Ahıska Türkleri heyetini de kabul ederek, 1944 yılında vatanlarından sürülen Ahıskalılara da Türkiye Cumhuriyeti olarak arkalarında olduklarını hissettirdi. Genel olarak basına kapalı olan bu görüşmelerin, basına yansıdığı kadarıyla olumlu ve sıcak bir atmosferde gerçekleştiğini görüyoruz. Aslında bunun bir başka göstergesi de Erdoğan'ın Kırgızistan Parlamentosunda milletvekillerine yönelik konuşmasında dile getirdikleri...



Türkiye ve Kırgızistan'ı "aynı milletin farklı devletleri" olarak kabul ettiğini, iki ülkenin vatandaşlarını aynı atanın çocukları, yani kardeş olarak gördüğünü ifade eden Erdoğan, "Aramızdaki mesafeye rağmen, bütün bu coğrafya ile, bu bölgedeki kardeşlerimizle, elbette Kırgız halkıyla yüreğimiz beraber atıyor. Bir atanın evlatları, yani kardeşler, sevinci de hüznü de paylaşır, bunu kalplerinde hissederler. Atalarımız bu coğrafyada tarih boyunca birçok parlak medeniyet ve zengin devletler inşa ettiler. Bişkek ile İstanbul, Çin ile Adriyatik arasında, tarihi İpek Yolu'nda, sadece mallar taşınmadı, bilim ve hikmet, atalarımızın heybeleriyle dünyaya ışık tuttu" şeklinde konuştu.



Kırgızistan'da yazılan Manas Destanının, Batı'da Selçuklu'nun, Osmanlı'nın, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilham kaynağı olduğunu vurgulayan Erdoğan, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti devletlerinin barış, istiklal ve medeniyet mücadelesinin doğuya ilham verdiğini ve doğuda büyük bir gururla karşılandığını belirtti.



"Bizler, ortak tarihimizle, atalarımızla, atalarımızın dünya kültürüne, bilimine, sanatına yaptıkları katkılarla elbette gurur duyuyoruz. Ama tek başına gurur duymanın yeterli olmadığını da biliyoruz. Tarihten ve birbirimizden aldığımız ilhamla, aydınlık bir geleceği inşa etme güç ve iradesine sahibiz" diyen Başbakan, bunu geçmişte yaptığımızı, yine yapabileceğimizi ve güçlü bir Avrasya'yı yeniden inşa edebileceğimizi anlattı.



Konuşmasında ülkede yaşanan devrime de değinen Başbakan Erdoğan, 2010'daki halk hareketinin Kırgızistan'da yeni bir dönemi başlattığını belirtirken, bütün geçiş dönemlerinin sancılı olduğunu da hatırlattı.



"Oş ve Calalabad'da yaşanan sancılar, en az sizler kadar, Türk halkını da derinden etkilemiş ve üzmüştür" diyen Erdoğan, konuşmasında ana hatlarıyla şöyle dedi:



"Bizler, Batıdaki kardeşleriniz olarak, benzeri acı olayların tekrar yaşanmamasını, samimi, kalıcı bir diyalog ortamının tesis edilmesini yürekten arzuluyoruz. 2010 yılında anayasa referandumu ve parlamento seçimlerinin başarıyla yapılmış olması, Kırgız halkını olduğu kadar bizleri de mutlu etti, bizleri de umutlandırdı. Seçimlerden sonra kurulan koalisyon hükümetini de ayrıca kutlamak istiyorum.



Kırgızistan parlamentosunun, Kırgızistan'ın huzur, istikrar ve kalkınması için gerekli desteği sağlayacağına eminim. Zira, bu parlamento, sadece Kırgız halkı için değil, tüm bölge için önem taşıyor ve dikkatleri üzerinde topluyor."





ORTA ASYA'DA HENÜZ DENENMEMİŞ BİR SİYASİ DÜZEN



Kırgızistan'ın, Orta Asya'da henüz denenmemiş bir siyasi düzene geçtiğini ifade eden Erdoğan, ülkenin tercih ettiği parlamenter sistemin dünyadaki en ileri ülkeler tarafından tercih edilmiş ve başarısını ispatlamış bir sistem olduğunu anlattı. Erdoğan, bu sistemin başarısından kuşku duymanın yersiz olduğunu söyledi ve bugünün dünyasında, seçimle işbaşına gelmiş hükümet ve parlamentoların, vatandaşların huzur ve güvenliği, aynı zamanda ekonomik kalkınma noktasında en isabetli kararları alabildiğini ve güçlü şekilde uygulayabildiğini ifade etti.



Türkiye'nin demokratikleşme tecrübesini kardeş Kırgız devletiyle her fırsatta paylaşacağının Kırgızistan'a her aşamada samimi destek vermeye devam edeceğinin bilinmesini isteyen Başbakan Erdoğan, bu kardeş ülkeye yönelik, bizim de paylaştığımız düşüncelerini kısa başlıklar halinde şöyle aktardı.



* Her anlamda büyük potansiyeli olan Kırgızistan, dinamik, çalışkan nüfusa sahip bir ülke.



* Parlamentonun özverili çabalarıyla demokrasiyi yücelterek, ülkeyi hızlı bir şekilde dönüştürerek, Kırgızistan'ın dünyanın güçlü bir ülkesi, güçlü bir ekonomisi olacağına inancımız tam.



* Türkiye'nin Kırgızistan'a yaklaşımı kardeşlik hislerinden ibaret olup, bunun dışında başka herhangi bir ülkü veya hedefimiz yoktur, olması da mümkün değildir.



* Türkiye'nin amacı Kırgızistan ve diğer Türk Cumhuriyetleri ile birlikte ortak değerleri oluşturan dil, köken, kültür, din, kimlik birliğinden güç alarak, halkları ve bölgenin refahını ve barışını artırmaktır.



* Türkiye, geçiş sürecindeki Kırgızistan'a yönelik dayanışmasını daha etkin ve kapsamlı bir şekilde gerçekleştirmek için bir eylem planı çerçevesinde hareket etmektedir.



* Parlamenter sistemin kurulması ile birlikte, Kırgızistan yeni bir kalkınma modeli benimseyecektir. Türkiye, Kırgızistan'ın bu çabalarını desteklemek amacıyla uluslararası toplum nezdinde gerekli girişimleri sürdürmeye devam edecektir.



Başbakan Erdoğan'ın Kırgızistan Parlamentosu’nda yaptığı, "elimizdeki tüm imkanları sizlerle paylaşmayı bir kardeşlik görevi addediyoruz" diyerek tamamladığı konuşmasının gereğinin bürokratlar ve ilgili kuruluşlar tarafından yerine getirilmesini bekliyoruz. Bu çalışmaların hızlı bir şekilde sonuçlandırılması, son altı yılda üç halk ayaklanması yaşayan kardeş Kırgız halkı ve devletine desteğin de hakikaten yerine ulaşmasına vesile olacaktır. (Kaynak: hakimiyetimilliye.org)




KKTC´ye su götürecek Alaköprü Barajı'nın temel atma töreni için hazırlıklar tamam


Türkiye´den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)'ne su götürmek için Mersin´in Anamur ilçesinde yapılacak olan Alaköprü Barajı'nın temel atma çalışmaları sürüyor

Türkiye´den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)'ne su götürmek için Mersin´in Anamur ilçesinde yapılacak olan Alaköprü Barajı'nın temel atma çalışmaları sürüyor. Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu´nun da katılacağı tören için tüm hazırlıklar tamamlandı. Türkiye Çevre ve Orman Bakanlığı´nın, "deniz geçişinin" dünyada ilk kez uygulanacağı 'KKTC İçme Suyu Temini Projesi'yle, 50 yıllık perspektifte su ihtiyacının karşılanacağı bildirildi. Projenin, Türkiye kara sınırları içerisinde kalan kısmının Mersin'in Anamur ilçesindeki Dragon Çayı üzerinde inşa edilecek Alaköprü Baraj rezervuarından, sabit debi esasına göre yıllık 75 milyon metreküp suyun Akdeniz kıyısındaki dengeleme deposuna basınçlı boruyla isale edilmesini kapsıyor. Proje kapsamında, Türkiye tarafında Anamur Dragon Çayı üzerinde temelden 93 metre, akarsu tabanından 88 metre yükseklikte, ön yüzü beton kaplamalı ve eteğinde 26 megawatt kurulu gücünde bir HES bulunan kaya dolgu tipinde ve toplam 130,5 milyon metreküp depolama hacimli Alaköprü Barajı ve HES tesisi bulunacağı, 23 kilometre uzunluğunda ve bin 500 milimetre çapında düktil demir borulardan oluşan isale hattının, 10 bin metreküp hacminde Dengeleme Deposu yapılacağı da aktarıldı. Projenin KKTC tarafında ise Güzelyalı bölgesinde 5 megawatt gücünde Güzelyalı Pompa İstasyonu, 3 bin 157 metre uzunluğunda ve bin 400 milimetre çapında düktil demir boru terfi hattı, temelden yüksekliği 65 metre, akarsu tabanından 58 metre yükseklikte olan 26,5 milyon metreküp depolama hacimli Geçitköy Barajı ile 16,40 megawatt kurulu gücünde Geçitköy Pompa İstasyonu yapılacak.











Türk-Amerikan İlişkileri: Politika ve İş Geliştirme
ABD İstanbul Başkonsolosu Kilner, "Türkiye özellikle inşaat alanında çok tecrübeli, Amerikalı şirketlerle Türk şirketleri ortaklıklar kurabilir" dedi.

Türkiye ve Amerika iki müttefik ülke...

Ancak iki ülke arasındaki ticari ilişkiler hala olması gerekenin oldukça uzağında.

İş çevreleri, iki ülke arasındaki 16 milyar dolarlık ticaret hacminin mutlaka artması gerektiği belirtiyor.

Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu TUSKON ve Amerikan düşünce kuruluşlarından Amerika İlerleme Merkezi’nin ortaklaşa düzenlediği, "Türk-Amerikan İlişkileri: Politika ve İş Geliştirme" konulu toplantı İstanbul’da yapıldı.

TUSKON Başkanı Rızanur Meral, iki ülke arasındaki 16 milyar dolarlık ticaret hacminin artması gerektiğinin altını çizdi.

’’Türkiye bölgesinde artan ağırlığıyla, bundan sonra ABD için daha da önemli bir müttefik olacaktır" diyen Başkan Rızanur Meral, "Bu, tüm hususlarda anlaşacağımız anlamına da gelmez, ama birbirimize katkı sağlayacağımız çok alan olacak’’ açıklamasını yaptı.

Amerika Birleşik Devletleri Başkonsolosu Scott Kilner da, işbirliği alanlarına somut öneri getirdi.

Kilner, ’’Aradaki ticari engellerin kaldırılması için hükümetler arasında önemli çalışmalar var. İşbirliğini artırabiliriz. Türkiye özellikle inşaat alanında çok tecrübeli, Amerikalı şirketlerle Türk şirketleri ortaklıklar kurabilir" dedi. (Kaynak: medyarazzi.com)



Türkiye'den KKTC'ye "Hayat Suyu"


KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, yıllardır hayalini kurdukları bir projenin gerçeğe dönüştüğünü belirterek, ''KKTC halkı kadirşinastır, yapılanları unutmaz. KKTC halkı anavatanına bağlıdır, onu seviyor, kardeş biliyor, kimse boşuna uğraşmasın'' dedi.



Eroğlu, KKTC'ye yılda 75 milyon metreküp içme ve sulama suyu temin edecek ''asrın projesi''nin ilk halkası olan Mersin'in Anamur ilçesinde yapılacak Alaköprü Barajı'nın temel atma töreninde yaptığı konuşmada, bu günün tarihçiler tarafından önemli bir gün olarak kayıtlara geçirileceğini bildirdi.

Eroğlu, siyasi yaşamı boyunca anavatandan KKTC'ye su getirilmesi hayalini kurduğunu, bugün ise bunun gerçekleştiğini görmekten mutluluk duyduğunu belirterek, ''Bugün ayrıca benim doğum günüm. Doğum günüme böylesi bir olayın denk gelmesi, yıllardır hayalini kurduğum projenin hayata geçirilmesi, bana ayrı bir heyecan veriyor'' dedi.

Bu projenin daha önce de pek çok kez gündeme getirildiğini, herkesin bir şeyler yapmaya çalıştığını ancak Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuda son derece kararlı davrandığını ifade eden Eroğlu, ''İşte bu yüzden bugün burada bulunmamızın mimarı Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dır'' şeklinde konuştu. (Kaynak: zaman.com.tr)

-KKTC VE EKONOMİ-

Eroğlu, anavatan Türkiye ile aralarında bir köprü daha kurulduğunu belirterek, ''4 yıl sonra Türkiye'den yavru vatana su akacak, suya hasret topraklarımız yeniden ümitlenecek. KKTC halkı kadirşinastır, yapılanları unutmaz; KKTC halkı, anavatanına bağlıdır, onu seviyor, kardeş biliyor, kimse boşuna uğraşmasın. Sayın Başbakanın söylediği gibi et ve tırnak gibiyiz'' diye konuştu.

Eroğlu, Türkiye'deki ekonomik istikrarın yanı sıra uluslararası platformlarda Başbakan Erdoğan'ın tutumu sonucu elde edilen itibarın da gururunu yaşadıklarını belirterek, ''Bunda doğru politikaların yeri vardır. KKTC ise ekonomik olarak zor bir dönemden geçiyor, muhakkak biz de tedbir almalıyız. Şunu da göz ardı etmemeliyiz ki KKTC'nin durumu, başka devletin durumuna benzemez. Güneydeki Rum komşuların başlıca hedefi bizim ekonomimizi çökertmek, gelişmesini engellemektir'' dedi.

Eroğlu, Barış Suyu Projesi'nin önemine de dikkati çekerek, şöyle devam etti:

''Bana göre Barış Suyu Projesi, Kıbrıs konusu açısından büyük önem taşıyor. Bu proje benim masadaki elimi ciddi anlamda güçlendirecektir. Bir anlaşma olması halinde anavatan Türkiye'den gelecek bu suyun, Güney Kıbrıs'a verilmesi de mümkün olacaktır. Peki bugün için durum ne derseniz? Bizler samimi olarak masada çaba gösteriyoruz, ortaya koyduğumuz pratik çalışma programı var. En kısa sürede sonuca gitmek istiyoruz. Adadaki gerçekler hazmedilirse bunun zor olmadığı kanaatindeyiz.

Nedir bu gerçekler? Kıbrıs'ta iki halk, iki dil, iki din, iki bölge var. Yeni bir devlet kurulurken siyasi eşitlik temel olmalıdır. Anavatan Türkiye'nin desteğinin devamı bizim için vazgeçilmezdir. Biz hiç kimseden ekonomisini, güvenliğini tehlikeye atacak bir anlaşma istemediğimize göre kimse de bizden böyle talepte bulunma hakkına sahip değildir.''

Kıbrıs Türk halkının tek güvencesinin Türkiye olduğunu vurgulayan Eroğlu, bu sevgiyi bozmaya çalışanların başarılı olamayacaklarını söyledi.

Eroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın KKTC'ye geldiğinde bir konuşmasında, ''Size söz veriyorum, deniz altından suyu, denizin altından elektriği de getireceğim'' dediğini anımsatarak, ''Şimdi bu sözün gerçekleştiğini görmekteyim. Çok mutluyum. Bu projenin hayata geçirilmesi için uğraş veren başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bütün hükümet üyelerine, bize bugüne kadar karılıksız destek veren anavatandaki kardeşlerimize yürekten teşekkür ediyorum'' dedi.

-KKTC BAŞBAKANI KÜÇÜK-

KKTC Başbakanı İrsen Küçük ise bugüne kadar çok sayıda açılış törenine katıldığını ancak böylesi bir heyecan ve onuru yaşadığını anımsamadığını ifade ederek, Kıbrıs'a bereket taşıma hazırlığı yaptıklarını kaydetti.

Türkiye'nin her türlü maddi ve manevi katkılarıyla KKTC'nin küçümsenemeyecek bir konuma kavuştuğunu vurgulayan Küçük, ''Ne mutlu bize ki nesillerimizi daha mutlu geleceğe ulaştıracak her türlü girişimizi destekleyen bir anavatanımız var. Ne mutlu bize ki bugün bölgesinde her alanda örnek alınan, dış politikada saygın ve yön tayin eden büyük Türkiye'nin yavru vatanıyız. Ne mutlu bize ki Türkiyemizin Başbakanı Tayyip Erdoğan hep yanımızda. 80 milyonu aşan Türkiye Cumhuriyeti hep bizimle'' dedi.

KKTC ile Türkiye'nin birlikteliğini kıskananların, kirli emellerini gerçekleştirmeye çalışanların olabileceğini ifade eden Küçük, ''Telkinlerle bir takım güçleri kullanabilirler, hatta bu yolla huzursuzluk yaratabilirler ama bunlar asla başarılı olamamışlardır. Biz kardeşiz, biz bütünüz, ayrılmaz, et ve tırnağız. Nereden gelirse gelsin, hangi boyutta olursa olsun, anayı yavrudan ayıramazlar, bu da böyle bilinmeli'' şeklinde konuştu. (Kaynak:zaman.com.tr)




Türkmenistan enerji potansiyelini dünyaya tanıtıyor - AŞKABAT


Türkmenistan, enerji potansiyelini tanıtmak amacıyla Singapur´da uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor

Türkmenistan, enerji potansiyelini tanıtmak amacıyla Singapur´da uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Türkmenistan Petrolgaz Bakanlığı, "Turkmenistan Oil & Gas Road Show 2011" konulu yurtdışında ilk konferansını düzenliyor. Bugün başlayan konferans, iki gün sürecek. Bu amaçla Türkmenistan'dan aralarında bir bakanın da olduğu bir heyet Singapur´a gitti. Dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz şirketlerinin büyük ilgi gösterdiği konferans, Türkmenistan´ın yurtdışında düzenlediği ilk konferans olması açısından büyük önem taşıyor. Türkmen basınında yer alan haberde, konferansın yeri olarak Singapur´un seçilmesinin de ayrı bir önem taşıdığı vurgulandı. Uzmanlara göre, hızlı kalkınan Asya bölgesinin enerji tüketimi bakımından da cazip bir pazar olduğu bildirildi. Aşkabat başta petrol ve doğal gaz olmak üzere sahip olduğu enerji kaynaklarını dışa pazarlamak için yoğun çaba sarf ediyor. Bu çerçevede, 2009 yılında hizmete açılan Türkmenistan-Çin doğalgaz boru hattıyla Çin´e doğalgaz sevkiyatı başlandı. Türkmen gazının İran´a sevkiyatı da arttırıldı. 33 milyar metreküp kapasiteli Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan (TAPİ) doğalgaz boru hattının da inşa edilmesi için yoğun çaba harcanıyor. Mevcut Çin ile İran hattı yanı sıra TAPİ projesinin de hayata geçirilmesi sonucunda Türkmen gazının Asya ülkelerine sevkiyatı 90 milyar metreküpü bulması bekleniyor. Enerji alanında işbirliği yapacak yeni yatırımcılar arayan Türkmenistan, daha sonra Avrupa ve ABD´de böyle bir etkinlik düzenlemeyi hedefliyor. Bu arada Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov, konferans katılımcılarına mesaj gönderdi. Türkmen lider mesajında; "Türkmenistan dev petrol ve doğalgaz ülkelerinin arasında yer alıyor." ifadesini kullandı. (kaynan: medya73.com)

17 Şubat 2011 Perşembe


Ortak sorunumuz; çöle dönüşen Aral çevre felaketi yaratıyor






Metthew Bryza: Washington resmi çevreleri Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü destekliyor

1news.az Ajansının verdiği habere göre Azerbaycan devlet tv’sine açıklamada bulunan ABD Bakü büyükelçisi Matthew Bryza ″Minsk Grubu Karabağ sorunu tarafları yerine karar veremez″ dedi.

Büyükelçinin ifadesiyle Washington resmi çevreleri Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü destekliyor.

Elçi Bryza Karabağ sorunu çözümü konusunun diplomatik faaliyetler esnasında öncelikli olduğunun altını çizerek ″Biz Minsk Grubu desteğiyle, tarafların ortak paydaya ulaşması ve fikir ayrılıklarının ortadan kalkması için çaba gösteririz. Minsk Grubu taraflar yerine karar veremez.″ dedi. (Kaynak: news.am/tur)

Azerbaycan ile "Tek Yürek" anlaşması

Türkiye ile Azerbaycan, ‘’Herhangi bir saldırı durumunda, diğer ülkeyi askeri imkanlarla savunma’’ anlaşması imzaladı. Anlaşma ile ayrıca, 1995’de bazı Türklerin de karıştığı ‘’Bakü darbesi’’ gibi olaylara, bundan böyle her iki tarafın da izin vermemesi öngörülüyor.

Yusuf SAHİCİ
ANKARA- Türkiye’nin Azerbaycan’ın, ‘’Herhangi bir saldırı durumunda, diğer ülkeyi askeri imkanlarla savunma’’ anlaşması imzaladığı ortaya çıktı. Anlaşmanın bir başka ilginç maddesiyle de, 1995’de bazı Türk vatandaşlarının da karıştığı ‘’Bakü darbe girişimi’’ gibi olaylara, bundan böyle her iki tarafın da izin vermemesi öngörülüyor..
TBMM’ye gönderilen anlaşmanın maddeleri, Dışişleri komisyonundaki görüşmeler sırasında ortaya çıktı. 16 Ağustos 2010 tarihli anlaşmada, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in imzası bulunuyor. 10 yıl yürürlükte kalacak olan anlaşmada, “Askeri, siyasi, güvenlik, ekonomi, teknik işbirliği ” bölümleri bulunuyor.

KRİTİK 2. MADDE

Anlaşmanın 2’nci maddesi, Türkiye ile Azerbaycan’ın, başka bir ülke ya da grup tarafından saldırıya uğraması durumunda, diğer ülkenin askeri imkanlar da dahil müdahalesini öngörüyor. Bu madde şöyle: “Taraflardan biri, üçüncü bir devlet veya bir grup devlet tarafından silahlı saldırı veya işgale maruz kaldığında, BM kararnamesinin 51. maddesi ile tanınan kişisel veya kollektif kendini savunma hakkının gerçekleştirilmesi için, askeri imkan ve güçlerinden yararlanmak da dâhil olmak üzere, mevcut imkanları çerçevesinde tüm zaruri önlemlerin alınması için birbirine karşılıklı yardımda bulunacakları konusunda mutabık kalmışlardır. Bu yardımın biçim ve kapsamı acilen belirlenecektir’’

DARBEYE ÖNLEM
Anlaşma 1995’deki başarısız olan darbe girişimine sahne olan Azerbaycan’da benzer olayların önlenmesini de içeriyor. Buna göre, Azerbaycan ve Türkiye, kendi topraklarında da diğer tarafın bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğü için tehlike oluşturan örgütler ile grupların kurulmasını ve faaliyetlerini yasaklayacaklar. Her iki ülke de kendi topraklarının diğer tarafa yönelik tecavüz eylemlerinin ve diğer şiddet eylemlerinin hayata geçirilmesi için kullanmasına imkan vermeme yükümlülüğünü de üstlenecek.

DEMİREL ÖNLEDİ
1995 yılında Azerbaycan’da darbe girişimi yaşanmış ve olaya bazı Türk vatandaşları da karışmıştı. Başbakanlık Teftiş Kurulu raporuna da giren olayda, Haydar Aliyev’in devrilerek yerine Elçibey’in getirilmesi amaçlanmıştı. Süleyman Demirel ise MİT’in kendisine bu girişimi haber vermesi üzerine, 10 Mart 1995'te Haydar Aliyev'i ikaz ederek girişimi önlemişti.
Başbakanlık raporunda darbe girişiminin içinde, Devlet eski Bakanı Ayvaz Gökdemir ile, Din Hizmetleri müşaviri Abdülkadir Sezgin, Kültür müşaviri Acar Okan ve Kamil Yüceoral, MİT temsilcisi Ertuğrul Güven, MİT ve TİKA görevlisi Ferman Demirkol, eski Cumhurbaskanı Muttalibov, eski Basbakan Huseyinov ve OMON birlikleri komutanı Cevadov’un yer aldığı öne sürülmüştü. (Kaynak: gazeteport.com.tr)

KKTC'li bakandan rektörlere samimiyet çağrısı

Üniversitelerarası Kurul'un (ÜAK) 191. toplantısı Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) ev sahipliğinde Gazimağusa'da yapıldı. KKTC Milli Eğitim Bakanı, Rektörlerden "Anavatana sevgiyi sokaklarda hissedin" dedi.

Salamis Bay Conti Resort Hotel'deki toplantıya, YÖK'e bağlı üniversitelerin rektörleri, KKTC üniversitelerinin rektörleri ve çok sayıda öğretim üyesi ve akademisyenden oluşan yaklaşık 180 bilim insanı katıldı. Akademik bir toplantı olmasına karşın açılış töreninde 28 Ocak;taki miting sonrası KKTC ile ilgili Türkiye;de gündeme gelen söylemlere de değinilerek, KKTC ve Türkiye arasındaki bağların asla koparılamayacağına vurgu yapıldı.

KKTC Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı Nazım Çavuşoğlu, açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye;de KKTC;nin yeterince bilinmediğini ve tanınmadığını vurguladı.

Türkiye;ye yaptığı ziyaretlerde Kıbrıs konusunda bilgisi olması gerekenlerin dahi yeterince bilgi sahibi olmadıklarını gözlemlediğini kaydeden Çavuşoğlu, Türkiye ve KKTC arasındaki gönül köprülerinin en üst seviyeye çıkarılması gerektiğini ifade etti ve ''Kardeşler birbirlerini iyi tanımıyor'' dedi.

Rektörlere, ülkede bulundukları süre içerisinde KKTC;yi gezmeleri tavsiyesinde bulunan Çavuşoğlu, ''Kıbrıs Türk halkının anavatanına duyduğu sevgi ve bağlılığı televizyon ekranlarında değil, bulunduğunuz süre içerisinde sokaklarda hissediniz'' dedi.

KKTC ile Türkiye;nin ''tek halk iki devlet ''olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, ''Burası sizin değil, bizim değil, hepimizindir. Anadolu ile Kıbrıs Türk halkının arasına kimse nifak sokmasın, arasını açmasın. Bizim kol kola girmeye, sırtımızı birbirimize dayamaya ihtiyacımız vardır. 500 yıldır bizi koparamadılar. Anavatanın parçasıyız, Anavatan da bizim bir parçamızdır'' diye konuştu.

ÜAK toplantısının KKTC;de yapılmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Çavuşoğlu, KKTC;de 6 üniversite bulunduğunu, Türkiye;den iki üniversitenin de gelişiyle sayının 8;e çıkacağını belirterek, gelinen noktada öğrenci sayısının 43 bin 426 olduğunu kaydetti.

Çavuşoğlu, KKTC üniversitelerinin tamamının fiziki altyapılarını en üst düzeyde tamamlayarak eğitim ve bilim yuvası haline geldiklerini söyledi.

''Eğitim Adası Kıbrıs'' sloganıyla yola çıktıklarını kaydeden Çavuşoğlu, KKTC;nin bir üniversite adası olduğunu, bu bilincin yaygınlaşması için ne gerekiyorsa yapmaya çalışacaklarını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın telaffuz ettiği 60 bin öğrenci hedefine ulaşacaklarını vurguladı. Çavuşoğlu, Türkiye;nin her alanda olduğu gibi üniversitelerin ve ülke eğitiminin gelişim aşamasında da Kıbrıs Türk halkının yanında olduğunu ve şükranı borç bildiklerini kaydetti.

-ÖZTOPRAK: ''SİSLİ HAVA GEÇİCİ''-

DAÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Abdullah Öztoprak da, ÜAK toplantısının DAÜ ev sahipliğinde KKTC;de yapılmasından büyük onur ve gurur duyduklarını ifade etti.

Rektörleri DAÜ hakkında bilgilendiren Öztoprak, 1979 yılında bir kaç binayla eğitim öğretime başlayan DAÜ'nün bugün 80 binanın bulunduğu 3 bin dönüm araziden oluşan kampüs içerisinde eğitim öğretim faaliyetlerini sürdürdüğünü, 60;ın üzerinde ülkeden 13 bin öğrenciye 8 fakülte ve 3 yüksekokulla eğitim verdiklerini anlattı.

Öztoprak, son dönemdeki siyasi gelişmelerle ilgili olarak da, ''Üzerimizdeki sisli havanın geçici olduğuna inanmaktayım. Ne KKTC, ne de Türkiye birbirlerinden asla vazgeçemezler'' ifadelerini kulandı.

-ÜAK BAŞKANI PROF. DR. YAVUZ COŞKUN-

Üniversitelerarası Kurul Başkanı ve Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr Yavuz Coşkun da, ÜAK;un her ay toplandığını ve bu toplantıların Türkiye;nin çeşitli bölgelerinde ve yakın coğrafyadaki dost ülkelerde yapıldığını, bu dönemdeki ilk yurt dışı toplantıyı KKTC;de düzenlemeyi kararlaştırdıklarını söyledi.

Coşkun, toplantının KKTC;de yapılmasının bir amacının da, Kıbrıs Türk halkıyla bağların daha da güçlendirilmesi ve KKTC;deki meslektaşlarıyla biraraya gelmek olduğunu ifade etti. Toplantının KKTC;de yapılmasını kararlaştırdıklarında KKTC;yle ilgili siyasi söylemlerin henüz gündemde olmadığına işaret eden Coşkun, ''Kıbrıs Türk halkıyla bizim gönül bağlarımız hiçbir şekilde zedelenemez. Dostluk ve işbirliğimiz, çok yakın kardeşliğimiz devam edecektir'' dedi.

KKTC Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu (YÖDAK) Başkanı Prof. Dr. Hasan Ali Bıçak ile Türkiye;nin Lefkoşa Büyükelçiliği Müsteşarı Esin Çakıl;ın da katıldığı ve Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu;nun mesajının okunduğu açılış töreninin ardından Kurul gündemindeki konuları görüşmek üzere toplandı. (Kaynak: aksam.com.tr)

Ortak sorunumuz; çöle dönüşen Aral çevre felaketi yaratıyor

Dünyanın 4. büyük gölü olarak bilinen Aral Gölü, son 50 yılda yüzde 90 küçülerek, yerini suların çekildiği bölümde oluşan, "dünyanın en genç çölü" Aralkum’a bırakıyor.

Sovyetler Birliği döneminde, Aral Gölü’nü besleyen Emuderya ve Sirderya ırmaklarının sularının pamuk tarlalarına akıtılması sonucu 1960’lı yıllardan bu yana kurumaya başlayan Aral Gölü, yüzde 90 oranda küçülerek ikiye bölünmüş ve eski kıyılarından 170 kilometreye kadar geri çekilmiş durumda bulunuyor.

1960 yılında 68 bin 900 kilometrekare yüzölçümü ve 1083 kilometreküp su hacmine sahip Aral Gölü’nün uzunluğu 426 kilometreyi, eni 284 kilometreyi, en derin noktası 68 metreyken, 2010’da gölün yüzölçümü 12 bin 100 kilometrekareye, su hacmi 110 kilometrekübe, en derin noktası ise 24 metreye düştü.

Eski Sovyetler Birliği’nin, 1960-1990 yıllarında Orta Asya’da pamuk üretimini artırmak amacıyla sulanan tarım arazilerini 4,5 milyon hektardan 7 milyon hektara çıkarması ve böylece göle dökülen ırmak sularının azalması sonucu, 2010 yılına gelindiğinde gölün çekildiği 54 bin kilometrekarelik alanda, tuzlu kum tabakalarıyla kaplı "dünyanın en genç çölü" Aralkum oluştu.

Uzmanlar, Aral Gölü çevresinden her sene rüzgarla birlikte uçan yaklaşık 100 milyon ton tuzlu kum tozları da bölgeyi büyük bir çevre felaketiyle karşı karşıya bıraktı.

Kazakistan ve Özbekistan’da yaklaşık 2 milyonluk nüfusun yaşadığı Aral Gölü havzasındaki çevre felaketiyle, halk arasında çeşitli hastalıklar yaygınlaştı, bebek ölümlerinde de artış oldu.

1960’lı yıllarda Aral Gölü’ünün kıyısındaki balıkçı kasabası Moynak’ta, tarım arazilerinin büyük oranda tuzlanması ve gölün kıyılarının yüzlerce kilometre geri çekilmesi yüzünden tarım ve balıkçılık zarar gördü, halkın bir bölümü ülkenin diğer bölgelerine göç etti.

Aral Gölü havzasında 1960’lı yıllarda 300’den fazla bitki, 35 kuş, 23 diğer hayvan türü, Özbekistan’da ender görülen bitki ve hayvan türlerinin yer aldığı "Kırmızı Kitap"ta kayıt altına alınmıştı. 1960’ta 34 balık türünün bulunduğu gölde o dönemde yılda ortalama 60 bin ton balık avlanırken, bugün balıkların hemen hemen tamamı yok oldu. Moynak’taki balık konservesi fabrikası ise terk edildi ve harabeye döndü. Gölün eski kıyısında kalan balıkçı tekneleri buraları gemi hurdalığına çevirdi. Suyun geri çekildiği alanlarda oluşan Aralkum Çölü’nde artık develer geziyor.

Gölün ortasında bulunan ve 1954-1990 yıllarında Sovyetler Birliği tarafından 40’a yakın biyolojik silahın denendiği Vozrojdenie (Diriliş) Adası, suların çekilmesiyle karayla tamamen birleşti. (Kaynak: vatangazete.com)



Türkmenistan'da Bayrak Bayramı kutlanıyor

Bayrak Bayramı kutlamalarının bu yılki adresi 30 bin seyirci kapasiteli Olimpiyat Stadyumu oldu. Stattaki kutlama etkinlikleri renkli görüntülere sahne oldu.

Olimpiyat Stadyumu'ndaki törende; atlıların bayraklı geçidi, at üzerindeki gösteriler ve Türkmenistan'ın beş eyaletinin dans ekiplerinin folklor gösterileri izlendi. Çocukların bayram gösterileri törene ayrı bir renk kattı.

Bayram nedeniyle, Aşkabat sokaklarını yeşil Türkmen Bayrağı süsledi. Her ev ve iş yerine Türkmen Bayrağı asıldı. Başkent Aşkabat'taki kutlama törenleri bu akşamki havai fişek gösterileriyle tamamlanacak.
Törene, Türkmenistan devlet başkan yardımcılarını yanı sıra bakanlar, milletvekilleri, diplomatik misyon şefleri ve vatandaşlar katıldı.

Türkmenistan'da Bayrak Bayramı 1995 yılından bu yana her yıl 19 Şubat'ta milli bayram olarak kutlanıyor.
Bu çerçevede Türkmenistan'da dünyanın en yüksek bayrak direği inşa edildi. 133 metre yüksekliğindeki bayrak direğinde 420 kilogram ağırlığındaki dev bayrak dalgalanıyor. Dev Türkmen bayrağı 52,5x35 metre ebadında .

Türkmen bayrağında, tek hilal ve Türkmenistan'daki ülkedeki 5 eyaleti ve beş aşireti temsilen beş yıldız bulunmakta. Ayrıca bayrakta söz konusu aşiretlerin halı motifleri yer almakta, halı motiflerini altındaki altın rengindeki zeytin dalları iseBirleşmiş MilletlerTeşkilatına (BM) üye ülkelerin onayı ile verilen 'Tarafsızlık Statüsünü' simgelemekte. (Kaynak: samanyoluhaber.com)