28 Mayıs 2011 Cumartesi

28 mayıs 1918’de Azerbaycan Cumhuriyetinin kurucusu Mehmet Emin RESULZADE

http://www.turkbirdev.info, http://turkbirdev-temsilcilikler.blogspot.com


Azerbaycan Cumhuriyet Günü Coşkuyla Kutlanıyor

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ”Azerbaycan Cumhuriyet Günü” dolayısıyla dün yabancı devlet temsilcilerine ve Azerbaycanlı devlet adamlarına ”Buta Sarayı”nda resepsiyon verdi.

Cumhurbaşkanı Aliyev, resepsiyonda yaptığı konuşmada, 1918 yılında kurulan ”Azerbaycan Halk Cumhuriyeti”nin varisinin bugün bağımsızlığını devam ettiren Azerbaycan Cumhuriyeti olduğunu söyledi.
Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Hulusi Kılıç da yayımladığı kutlama mesajında, Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin doğuda kurulan ilk cumhuriyet olduğu, kurulan cumhuriyetin tarihin sayfalarına altın harflerle yazıldığını ifade ederek, bugünün bütün Türk dünyasının gurur günü olduğunu belirtti.
Azerbaycan Cumhuriyeti Günü etkilikleri kapsamında Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerine mensup askerler, Bakü caddelerinde yürüyüş töreni yaptı. Vatandaşlar askeri törene yoğun ilgi gösterdi, bazı vatandaşlar ”en büyük asker bizim asker” diye bağırdı ve ellerinde Azerbaycan bayrakları taşıdı. Tören, Azatlık Meydanı’nda komutanları selamla töreniyle son buldu.


Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, Mehmet Emin Resulzade’nin öncülüğünde 28 Mayıs 1918 yılında Tiflis’te kurulmuştu.
Başkentini Azerbaycan’ın Gence kenti olarak belirleyen ”Azerbaycan Halk Cumhuriyeti”, Rusların Azerbaycan’ı işgal etmesi nedeniyle 1920 yılında yıkılmış ve ülke Sovyetler Birliğine katılmıştı.
Resulzade’nin kurduğu ”Azerbaycan Halk Cumhuriyeti”, doğuda kurulan ilk cumhuriyet olma özelliğini de taşıyordu. (AA Bakü)

İÇTİMAİ PALATA TEBRİK ETTİ

İctimai Palata 28 May Respublika Günü münasibəti ilə Azərbaycan xalqını təbrik etdi. Təbrikdə deyilir:

“Əziz həmvətənlər! 28 May Respublika Günü münasibəti ilə hər birinizi təbrik edirik. Xalqımızın şərəf və qürur mənbəyi olan Azərbaycan Xalq Cümhuriyyəti dünya tarixinin ən demokratik dövlətlərindən biri, türk-müsəlman Şərqinin ilk parlament respublikası idi.
Respublika tipli demokratik dövlət idarəçiliyi formasının ilkin yayılmağa başladığı bir zamanda yaranmış Xalq Cümhuriyyəti xalqımızın ən qədim dövlətçilik ənənələrinin, siyasi mədəniyyət irsinin qanunauyğun davamı idi. İstiqlal tarixi min illərlə hesablanan, müstəqil yaşamaq ənənələrinə malik olan xalqımız tarixinin ən ağır dönəmlərində belə köləlik və ədalətsizliklərə yenilməmiş, heç bir ekspansiya və irtica onun müstəqillik əzmini məhv edə bilməmişdir.
Son dərəcə ağır ictimai-siyasi bir dönəmdə – 27 may 1918-ci ildə Azərbaycanın ilk parlamenti – Milli Şura yaradıldı, mayın 28-də isə Milli Şuranın tarixi iclası keçirilərək İstiqlal Bəyannaməsi qəbul edildi. İstiqlal Bəyannaməsi Şərqdə ilk olaraq ən demokratik respublika idarə üsulunun – parlament respublikası yaradılacağından xəbər verirdi. Bununla da Cümhuriyyət xadimləri Azərbaycanda parlament mədəniyyətinin əsasını qoydular. Beləliklə, Azərbaycanın şimalında 100 ildən artıq davam etmiş istiqlal mübarizəsi nəticəsində çox mürəkkəb bir tarixi şəraitdə müstəqil dövlətçilik ənənəsi yenidən bərpa edildi və Azərbaycanın başında xalqın seçdiyi parlament durdu.


Respublikaçılıq, xalq idarəetməsi və demokratiya Azərbaycan xalqının yaşam şərti olduğundan amansız rus-bolşevik işğalı belə bu milli əzmi sarsıda bilmədi. 1988-ci ildən başlayan milli-azadlıq hərəkatı nəticəsində Xalq Cmhuriyyətinin varisi olan Azərbaycan Respublikası yenidən bərpa olundu. Bugünkü ictimai-siyasi şərait xalqımızı bu şanlı tariximizə daha sıx sarılmağı, demokratiya, hüquqi dövlət, açıq cəmiyyət, azad söz uğrunda daha candan mübarizə aparmağı və bu mübarizəmizin də uğurla başa çatacağını qətiyyətlə diktə edir.
Bütün həmvətənlərimizi Respublika Günü münasibətilə bir daha təbrik edir və xalqımızın illərdən bəri davam edən demokratiya və ərazi bütövlüyü mübarizəsində böyük qələbələr arzu edirik”. (Kaynak: gazeteci.com.tr)

Kazakistan'ın bağımsızlığının 20.yılında ilkler ödüllendirildi

28-05-2011 20:50
İSTANBUL (CİHAN)- Kazakistan'ın bağımsızlığının 20. yılında ilkler ödül aldı. İstanbul Kongre Merkezi'nde bugün düzenlenen 1.Türk Üniversite Sektörü Zirvesi'nin onur konuğu olan Kazakistan'ın ilkleri, ...








İSTANBUL (CİHAN)- Kazakistan'ın bağımsızlığının 20. yılında ilkler ödül aldı. İstanbul Kongre Merkezi'nde bugün düzenlenen 1.Türk Üniversite Sektörü Zirvesi'nin onur konuğu olan Kazakistan'ın ilkleri, Türkiye'de ilk Rusça yayınlanan Bosfor Gazetesi tarafından ödüllendirildi.

Ödüle layık görülenler arasında yer alan 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın ödülünü eşi Semra Özal Kazakistan'ın Ankara Büyükelçisi Canseyit Tümebayev'in elinden aldı. Semra Özal, ödül töreninde yaptığı kısa konuşmasında, bağımsız olmadan önce de Turgut Özal ile birlikte Kazakistan'ı ziyaret ettiklerini aktardı. Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbaye'in Türkiye ziyaretinde kendisinin misafir ettiğini ve çok sıcak ilişkiler kurdukalrını dile getirdi. Törende duygulanan Semra Özal, "Keşke Turgut Özal da bugünleri görseydi" dedi.

Kazakistan'ın Ankara Büyükelçisi Tümebayev ise ödül töreninde Kazak - Türkiye ilişkilerinin gelişmesinde Turgut Özal'ın büyük katkısının olduğunu vurguladı. Bu ilişkilerin şu anda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından başarılı bir şekilde devam ettirildiğini dile getirdi. Kazakistan -Türkiye ekonomik ilişkilerinin giderek geliştiğini, iki ülke ticaret hacminin 3 milyar 200 milyon dolara ulaştığını kaydetti .

Ödüle alanlar arasında yer alan eski turizm bakanlarından Bülent Akarcalı ise konuşmasında Turgut Özal'ın vizyonuna vurgu yaptı. Akarcalı" Türkiye'nin önünü açan Özaldır. Kazakistan'ın gelişmesini görünce, Turgut Özal'ın vizyonunu görüyorum." ifadelerini kullandı.

Daha sonra ödülünü almak için kürsüye gelen Kazak- Türk İşadamları Derneği (KATİAD Başkanı Zeki Pilge ise Kazakistan'da 18 senedir yaşadığını hatırlatarak, bu ülkenin kazandığı ekonomik, kültürel ve siyasi başarılarını aktardı.

Pilge: " Kazakistan'da 20 yıllık bir tecrübem var. Kazak dostlarımız az zamanda çok iş başardılar. Öncelikle serbest ekonomik modelini seçtiler. Yabancı sermeyeye kapılarını açtılar ve başarılı oldular. Bizim 30 yılda gerçekleşitremediğimiz özelleştirmeyi, onlar 2 yılda başardılar. Kazakistan ak akçe kara gün içindir diyerek, petrol gelirlerinin bir kısmını ulusal fona aktardı. Bu fonda şu an 60 milyar dolar birikti. Kazakistan'ın en büyük şansı Nursultan Nazarbayev gibi bir lidere sahip olmasıdır".

Söz konusu gazete TRT ve Ziraat Bankası'na da ilkler ödülünü verdi. (Kaynak: haberalemi.net)


Avrupa'dan Kırgızistan'a 16.7 milyon dolar kredi



Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te, ülkenin güney Oş ve Celalabad kentlerinde su temini ve şehrin kanalizasyon rehabilitasyon projelerin hayata geçirilmesi için Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile Maliye Bakanlığı arasında 16 milyon 700 bin dolarlık bir kredi anlaşması imzalandığı bildirildi. Maliye Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile Maliye Bakanlığı arasında kredi anlaşması imzalandığı belirtildi. Açıklamada, söz konusu 16,7 milyon dolarlık kredi tutarının 9 milyon 900 bin dolarlık bölümünün İsveçre tarafından karşılıksız olarak sağlanacağı kaydedildi. (Kaynak: yenicaggazetesi.com.tr)



Geçmiş olsun


Ömer BİLGE, 28 Mayıs 2011


Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner, beyin damarlarından birinin tıkanmasının ardından kısmi felç geçiren ve akciğerlerinde oluşan ödem (zatürre) nedeniyle durumu ağırlaşan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a, GATA’dan konularında uzman 6 kişilik tabip heyeti gönderdi ve durumunu yerinde kontrol ettirdi.


Ambulans uçakla önceki gün Lefkoşa’ya gelen Tabip Albay Yaşar Kütükçü hastaneden ayrılırken, “Denktaş’ı ziyaret ettik. Durumunu gördük. Ve gerçekten emin ellerde olduğunu şu anda gönül rahatlığıyla söyleyebiliyoruz. Ailesi ve herkese geçmiş olsun” dedi. Denktaş’ın akciğerleriyle ilgilenen göğüs hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Finn Rasmussen de, “Zor bir 24 saat geçirdik ama bugün iyi haber vermekten mutluyum. Kendi kendine soluyabiliyor. Makine desteğinden önümüzdeki günlerde kurtarmayı planlıyoruz” dedi.

m Koşaner teğmendi 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nda, Rum ve Yunan birlikleriyle 5 Parmak Dağları’nda en şiddetli çatışmalara giren komando birlikleri içinde, teğmen rütbesiyle savaşan Işık Koşaner, 2002-04 döneminde de Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’nı yürüttü. 87 yaşındaki Denktaş, 2003 yılında ABD’de kalp ameliyatı geçirdikten sonra döndüğü adada nekahat döneminde rahatsızlanmış, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök de Koşaner gibi ambulans uçak göndererek, KKTC eski Cumhurbaşkanı’nı Ankara GATA’da tedavi ettirmişti.

Telefon yağmuru Denktaş’ı başta Cumhurbaşkanı Gül ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu olmak üzere, eski Cumhurbaşkanları Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet Sezer, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Lideri Devlet Bahçeli, CHP eski Lideri Deniz Baykal bizzat telefonla aradı. Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner sürekli bilgi aldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da geçmiş olsun mesajı gönderdi. (Kaynak: hurriyet.com.tr)



Özbekistan televizyonu: Türkiye yatırımları ezeli dostluğun ifadesi


Özbekistan televizyonu, Özbekistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleriyle ilgili program yayımladı. Özbekistan devlet televizyonun birinci kanalından yayımlanan yaklaşık sekiz dakikalık değerlendirme içerikli bültende, Özbekistan’da faaliyet gösteren değişik Türk şirketlerinin çalışmalarına yer verildi. Devlet televizyonu, burada faaliyet gösteren Türk şirketlerinin yatırımlarını ‘iki ülke arasındaki ezeli dostluğun ifadesi’ olarak gösterdi. ‘Ezeli dostluğun ifadesi’ ismiyle yayına konulan programda, Özbekistan’ın bağımsızlıktan sonra işbirliği kurduğu 120 ülkeden birinin de Türkiye olduğu ve Türkiye ile olan işbirliğinin istikrarlı şekilde geliştiği dile getirildi. Özbekistan’da yabancı yatırımcılara tanınan imtiyazların, Türkiye’den de çok sayıda yatırımcıyı çektiği ve hali hazırda Özbekistan’da 300 dolayında Özbek-Türk ortaklı şirketinin faaliyet gösterdiği aktarıldı. İki ülke arasındaki dostluğun yanı sıra kültürel ve ekonomik alanda da işbirliğinin gelişmesinde Özbek-Türk İşadamları Derneği(UTİD)’in ayrı bir katkısı olduğu belirtildi. Konuyla ilgili Özbekistan Televizyonu’na konuşan UTİD Genel Sekreteri Cedide Balabekova, iki ülke arasındaki yıllık ticaret hacminin bir milyar dolara dayandığını kaydetti. Haber programında, ülkedeki Türk yatırımının daha çok tekstil alanında yoğunlaştığı ve bu alanda Türk şirketlerinin ihracata dönük önemli çalışmalarının olduğu aktarıldı. Programda, Türk iş yerlerinde çok gelişmiş teknolojik cihazların olduğu, bu iş yerlerine alınacak işçilerinin ilk başta kısa bir eğitim sürecine tabi tutulduktan sonra kabul edildiğine dikkat çekildi. Televizyona konuşan yerli bir çalışan ise bin dolayında işçinin çalıştığı tekstil şirketlerinin entegre bir tesis olduğunu, tesise gelen pamuk lifinin bazı aşamalardan geçerek iplik, kumaş veya hazır giyim şeklinde çıktığını kaydetti. Haber programında, Türk şirketlerinin Özbekistan’da ağırlıkta faaliyet gösterdiği bir diğer alanın ise inşaat sektörü olduğu ve başkent Taşkent’in önemli birçok otel ve banka binasının inşasında Türk şirketlerinin imzası olduğuna vurgu yapıldı. Televizyon mikrofonuna konuşan bir Türk inşat şirketi yetkilisi Ahmet Keskin ise “Burada bize sağlanan çalışma ortamından duyduğum memnuniyeti dile getirmek istiyorum. Amacımız daha yeni modern binalar inşa etmek ve Özbekistan’ın kalkınmasına destek olmaktır.” dedi. CİHAN (Kaynak: haberdar.com)


Türkmenistan Petrol Konseyi'ne gözlemci olacak


Dünya Petrol Konseyi (WPC) Başkan Yardımcısı Anatoli Zolotuhin, Türkmenistan’ın bu konseye gözlemci olarak katılacağını kaydetti. Zolotuhin, merkezi Londra’da bulunan Dünya Petrol Konseyi’nde Türkmenistan’ı da aralarında görmek amacıyla üyelik davetinde bulunduklarını ifade etti. Rus yetkili, Türkmenistan’ın şu an bu konseye gözlemci olarak katılmak istediğini belirtti. Türkmenistan’ın enerji kaynakları bakımından zengin bir ülke olduğunu ifade eden Zolotuhin, bu ülkenin önemli enerji ihracatçısı konumuna geldiğini bildirdi. Türkmenistan, Rusya, İran ve Çin’e doğalgaz satıyor. Türkmenistan’ın 24,6 trilyon metreküp doğal gaz ve 20,8 milyar ton petrol rezervine sahip olduğu tahmin ediliyor. (Kaynak: yenicaggazetesi.com.tr)


17 Mayıs 2011 Salı




Eurovision’da zafer kardeş ülke Azerbaycan’ın!






Eurovision’da zafer kardeş ülke Azerbaycan’ın oldu!




Eurovision 2011 finalinde kardeş ülke Azerbaycan 221 puanla birinci oldu.



Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen 56. Eurovizyon Şarkı Yarışması’nda birinci olan Eldar-Nigar ikilisi, zafer sonrası birincilik kupasını aldıktan sonra, “Şu anda dünyanın en mutlu insanlarıyız” dedi.

Türkiye’yi temsil eden Yüksek Sadakat’ın yarı finalde elendiği finalde ancak Azerbaycan’a Türkiye’den de 12 tam puan verildi. Nigar Jamal ve Eldar Gasimov, sonucun belli olmasının ardından şarkıları ‘Running Scared’i yeniden söylemek için sahneye çıkarken, Jamal’in elinde Türk bayrağı vardı. Yarışmada İtalya ikinci, İsveç ise üçüncü oldu.

Bu arada Azeri şarkıcı Nigar'ın sahneye Türkiye bayrağıyla gelmesi dikkat çekti.


Azerbaycan sokaklara döküldü

Almanya'nın Düsseldorf kentinde düzenlenen 56. Eurovision Şarkı Yarışması'nda Azerbaycan'ın birinci olmasından sonra Azeriler, Eurovision birinciliğini Azatlık Meydanı'nda coşkuyla kutladı.

Kutlamalara katılan yüzlerce Azeri, Azerbaycan-Türkiye kardeşliğin lehine ve Ermeni işgalinde bulunan Yukarı Karabağ topraklarının işgalden kurtulması yönünde slogan attıkları görüldü.

Bazı Azeri vatandaşlar ise uzun bir süreden sonra ilk defa sevinç yaşadıklarını ifade ederek, yarışmada Türkiye'nin kendilerine verdiği destekten dolayı mutlu olduklarını ifade etti.

Kutlamalara, başkent Bakü'de yaşayan Türk öğrenciler ve vatandaşlar da katıldı. (Kaynak: haber50.com)





Azerbaycan Eurovision 2011 final birincisi oldu video izleyin (Yeni haberler)





AZERBEYCAN EUROVISION 2011ŞARKISI İÇİN TIKLAYINIZ (VİDEO)

AZERBEYCAN EUROVISION 2011 FOTO GALERİ İÇİN TIKLAYINIZ





Azerbaycan mutluluğunu Türkiye bayrağıyla sergiledi

Almanya`nın Düsseldorf kentinde düzenlenen 56. Eurovision Şarkı Yarışmasında Azerbaycan’ı temsil eden Eldar Qasımov ve Nigar Camal ikilisi 221 oyla yarışmanın birincisi oldu. Eldar ve Nigar sahneye ellerinde Türk bayrağıyla çıktı ve büyük bir heyecanla koştular.



Yarışma bittikten hemen sonra Bakü`nün merkez sokaklarına akışan Azerbaycanlılar ve Türkler zaferin bu coşkusunu birlikte yaşadılar. Ellerinde iki kardeş ülkenin bayrağını taşıyan kitle “Azerbaycan-Türkiye” sloganlarıyla bayram ettiler



Son dönemlerde bölgedeki siyasi gelişmelerin ülkeler arasında yarattığı gerginliğe rağmen Azerbaycan-Türkiye kardeşliyi her zaman iki taraf için de önemli olmuştur. 2009 Ekim ayında İsviçre kenti Zürih’te imzalanan Türkiye-Ermenistan protokolleri Azerbaycan tarafından itirazla karşılanmış ve bu durum iki kardeş ülke arasında bir sıra tatsızlıklarla zihinlerde yer bulmuştur. Zira Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bakü`yü ziyaret ederek Azerbaycan Parlamentosunda tarihi konuşmasıyla Türkiye ile ilgili akıllardaki soru işaretini sildi. Azerbaycanlı millet vekillerinin karşısında yaptığı bu konuşmasında “Dağlık Karabağ'ın işgali sona ermeden sınırlar açılmayacak” mesajını vererek Erdoğan her zaman Türkiye olarak Azerbaycan halkının arkasındayız beyanatını verdi.



Oysa Azerbaycan halkının aklında Türkiye’nin 1993 yılında tarihi Azerbaycan toprakları Dağlık Karabağ ve etraf arazilerin komşu devlet Ermenistan tarafından işgali sonucunda kardeş ülke Azerbaycan’a destek amacıyla sınırlarını kapatmasının ardından bu problemin hiç bir çözümüne varmadan tekrar Ermenistan’la sınırlarının açılmasına rıza göstermesi ile ilgili bir soru işareti oluşmuş ve bu yüzden Türkiye-Ermenistan sınırlarının açılması ve diplomatik ilişkilerin düzene girmesi amacını taşıyan Zürih protokollerinin imzalanması Azerbaycan halkı tarafından Türkiye’ye karşıt bir ön yargı, eleştiri getirmişti. Türkiye resmileri Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tüm uluslararası konuşmalarında her zaman Türkiye’nin kardeş Azerbaycan’ın yanında olduğunu, Karabağ sorunu çözülmeden hiç bir kapalı sınırın açılmayacağını vurgulamışlar. Son olarak Erdoğan’ın Strasbourg Avrupa Parlamentosu Konuşması bu söylenenleri bir kez daha ispat etti. Erdoğan Avrupa Parlamentosunda Ermeni parlamenterin sınırların açılması yönündeki protokolle ilgili sorusunun karşılığında Başbakan Erdoğan Azerbaycan halkının hakkını Ermenistan’a yediremeyiz dedi ve Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin tüm çıkarlardan üstün olduğunu bir kez daha gösterdi.



Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin Azerbaycan için ne derece önemli olduğunu ise iki gün önce Azerbaycan Eurovision Şarkı Yarışmasında açıkça sergiledi.



2008 yılından itibaren Eurovision Şarkı Yarışmasına katılan Azerbaycan için kısa bir sürede uzun bir mesafe kat etmek ve birinci olmak çok önemli. Tüm Avrupa’nın dikkat merkezinde olan bu yarışmada Türk bayrağı elinde koşa-koşa sahneye çıkmak ve böyle bir tarzda galibiyetin coşkusunu yaşamak Azerbaycan’ın Türkiye`ye verdiği gerçek değer. Dünyada bulunan hiç bir ülke böyle bir sevinci kendi bayrağından farklı bir bayrakla asla yaşamaz ki, Azerbaycan bunu yaptı. Çünkü ay yıldızlı Türk bayrağı Azerbaycan için üç renkli Azerbaycan bayrağı kadar değerli ve önemlidir.



Ayrıca, Azerbaycan Eurovision temsilcilerinin böyle tüm dünyanın dikkatini çekecek bir tarzda zafer sevincini yaşamaları Eurovision Şarkı Yarışmasının yarı finalinde elenen Türkiye için bir teselli oldu. Tüm Türk dünyasının başarısı olan bu zaferle Azerbaycan Türkiye’nin hüzünlü yüzünü şahane bir şekilde güldürmüş oldu. O an Türk halkı Azerbaycanlılar kadar heyecanlıydı. Yarışmada bulunmayan Türkiye aslında Azerbaycan’la birlikte galib oldu. Bu sahne herkese 2003 yılında Türkiye’nin Eurovision birinciliğini hatırlattı. “Everyway That I Can” şarkısıyla Türkiye’ye birincilik getiren Sertab Erener’in attığı adımın aynısını Nigar Camal attı ve Türk bayrağını kaparak Eurovision Şarkı Yarışmasının final sahnesinde Eldar Qasımovla birge coşdu.



Azerbaycan’ın Sovyetlerden bağımsızlığının 20. yıl dönümüne büyük bir armağan olan bu zafer en önemlisi o anlama geliyor ki, 2012 Eurovision Şarkı Yarışmasına ev sahibliyini Azerbaycan yapacak ve şu an tüm Avrupalılar Avrupa’da çok tanınmayan Azerbaycan’ı araştırmakta ve tanımaktadır.


lamiya ADİLGIZI / Azerbaycan / Haber7
lamiya.adil.guliyeva@gmail.com

7 Mayıs 2011 Cumartesi


Türkmenistan dış ticaretde 18 Milyar Dolara ulaşarak rekor kırdı








Azerbaycan, OSTİM modeline talip


Azerbaycan'da kurulması planlanan organize sanayi bölgesi için OSTİM model alınacak. Azerbaycan Milli Prodüktivite ve Rekabetçilik Merkezi'nden bir heyet, organize sanayi bölgesinin yapısı ve yönetimini inceledi. OSTİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın ve Ostim Yatırım Proje Koordinatörü Abdullah Çörtü, konuk heyete bölgenin kuruluşundan bugüne kadar geçirdiği süreçleri ve şu andaki yönetim sistemini ayrıntılarıyla anlattı. Orhan Aydın, dost ve kardeş ülke Azerbaycan’ın gelişimine katkıda bulunacak her türlü çalışmanın içinde yer almaktan, destek vermekten büyük mutluluk duyacaklarını söyleyerek, Azerbaycan için en uygun sanayi bölgesi modelinin OSTİM olduğunun altını çizdi. Aydın şöyle konuştu: “Azerbaycan’ın, büyük fabrikalardan, sanayi işletmelerinden çok, burada olduğu gibi küçük işletmelerden oluşan, bireysel girişimcilerin olduğu, girişimciliğin kolay yapılabildiği bir sanayi bölgesi oluşumuna ihtiyacı vardır. Ekonomiyi ayakta tutan asıl küçük işletmelerdir. Biz şu anda Kazakistan’da böyle bir uygulama yapıyoruz. Var olan büyük bir fabrikanın içini tamamen boşalttık, o binaları küçük işletmelerin yerleşeceği bir sanayi bölgesine çeviriyoruz. Azerbaycan’ın Sumgayt şehri de bu uygulamayı yapmak için son derece uygun olduğunu görüyoruz ve uygun şartlar oluşursa birlikte çalışmaktan, tecrübelerimizi ve bilgi birikimimizi aktarmaktan büyük mutluluk duyarız.'' Azerbaycan Milli Prodüktivite ve Rekabetçilik Merkezi Başkanı Alakbar Mammadov, ülkelerinde organize sanayi bölgeleri kanununun 4 yıl önce çıktığını ve şu anda OSB kurmak için resmi olarak her şeyin hazır olduğunu söyledi. Ancak uygulama aşamasına gelindiğinde sıkıntılar yaşadıklarını belirten Mammadov, “OSTİM’in yönetim ve işleyiş yapısının bizim için uygun olduğunu düşünüyoruz ve bu yüzden sizlerden bize öncülük etmenizi, bilgi birikiminizi ve tecrübelerinizi bize aktarmanızı istiyoruz.” dedi. CİHAN

Astana'dan Türk işadamlarına çağrı


Asya’nın Davosu olarak bilinen 4. Astana Ekonomik Forumu’nda konuşan Kazakistan Başbakanı Masimov, Astana’da 5 milyar dolar değerinde 11 proje gerçekleştireceklerini belirterek Türk işadamlarını yatırıma çağırdı.

Astana’da “yatırımcı dostu” iki ekonomik bölge kuruldu. Türk işadamlarını bu bölgeye yatırıma bekliyoruz. Doğalgaz, petrol, turizm, tarım, sanayi ve hayvancılıkta önemli yatırım potansiyeli var.

Kazakistan’ın başkenti Astana, 3-4 Mayıs 2011 tarihleri arasında 4. Astana Ekonomik Forumu’na ev sahipliği yaptı. “Yeni onyıl: Sorunlar ve perspektifler” konulu forumun ana organizatörleri arasında Kazakistan Ekonomi ve Ticaret Bakanlığı, Avrasya Bilim Adamları Ekonomi Kulübü ve Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü yer aldı. Kazakistan Başbakanı Karim Masimov, başkent Astana’da iki ekonomik bölge oluşturulduğunu kaydederek, yatırımcıları ülkesine davet etti.

Yatırımcı dostu bölgeler
Ekonomi bölgeleri ’yatırımcı dostu’olarak tanımlayan Masimov, ileriki 5 yılda Astana’da toplam 5 milyar dolar değerinde 11 proje gerçekleştireceklerini ifade etti. Kazakistan Başbakanı Masimov, başkent Astana’da düzenlenen 4. Astana Ekonomik Forumu çerçevesinde yapılan “2. Astana Yatırım 2011” forumunda yabancı işadamlarıyla bir araya geldi.
Forumda ülkesinin ekonomi alanında attığı adımlar ile ilgili bilgi veren Masimov, Astana’da “yatırımcı dostu” iki ekonomik bölge kurulduğunu belirterek, işadamlarını ülkesine davet etti. Kasimov konuşmasında ayrıca Kazakistan’daki yatırım potansiyeline dikkat çekti. Doğalgaz, petrol, turizm, tarım, sanayi ve hayvancılık gibi değişik sektörlerde önemli yatırım potansiyelinin olduğunu söyleyen Kazakistan Başbakanı Masimov, ülke genelinde yeni ekonomi bölgeleri oluşturulacağını ve iş hayatında bunun yatırımcılara önemli kolaylıklar sağlayacağını kaydetti.Astana’nın yakalamış olduğu gelişmeyle Orta Asya’ya açılan bir altın kapı konumuna geldiği dile getiren Masimov, Kazakistan’ın son ekonomik atılımlarla dünyanın önde gelen ülkeleri arasında kendine yer edindiğini kaydetti. (Kaynak: yenicaggazetesi.com.tr)

Çin'den Uygur Türklerine gözdağı


Kırgızistan, Çin ve Tacikistan Şincan eyaletinde terörle mücadele amaçlı bir ortak tatbikat düzenledi


Çin resmi haber ajansı Şinhua'dan yapılan açıklamada, Çin'in kuzeybatısındaki Kaşgar şehrinde dün gerçekleştirilen tatbikatın amacının "sınır bölgelerindeki teröristlerin yerinin belirlenmesi ve önlem alınması için gösterilen çabaların koordinasyonunun geliştirilmesi" olarak duyuruldu.


AFP'ye konuşan Çinli bir terörle mücadele yetkilisi, ayrılıkçı hareketlerin tatbikata katılan ülkelere yönelik ortak tehdit olduğunu belirtti. Çinli yetkili, "Tianşan-2" adı verilen tatbikatla, bu ülkelerin terör, ayrılıkçı hareket ve aşırıcılıktan doğan "şeytani güçlere" daha güçlü bir şekilde karşılık verebilmelerinin hedeflendiğini söyledi.


Her üç ülkenin de üyesi olduğu Şanghay işbirliği Örgütü'nün (SCO) koordinasyonunda yapılan tatbikatın bir benzeri 2006'da yapılmış, "Tianşan-1" isimli tatbikata Çin ve Kazakistan katılmıştı.


Çin’in baskıcı yönetiminden rahatsız olan Uygurların yaşadığı Şincan’daki gerginlik yıllardan bu yana devam ediyor. Uygurlar, Şincan eyaletine son yıllarda Han Çinlilerinin göç etmesiyle tecrit edildiklerini öne sürüyor.


Temmuz 2009’da, Uygurlar ve Han Çinlileri arasında yaşanan ayaklamalarda, Sincan eyaletinin başkenti Urumçi’de yaklaşık 200 kişi hayatını kaybetmişti.



Uygur aktivistler, Urumçi’de yaşanan ayaklanmaların, onlarca yıldan bu yana maruz kaldıkları baskıcı yönetime karşı biriken öfkeden kaynaklandığını ve Çin nüfusunun çoğunluğunu oluşturan Han etnik grubunun misilleme saldırılarını takip ettiğini belirtmişti. (Kaynak: hurriyet.com.tr)



KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu: Ayrı yerlerde yaşasak da Türklük bağı tabii ki kopmaz


KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Rum Yönetimi‘nin bugüne kadar ortaya çıkan bütün anlaşmaları reddettiğini ve hep daha fazlasını istediğini söyledi.


Daha fazla isterken Rumların elindekilerin bir kısmını da kaybettiğini ama bildiği yoldan dönmediğini anlatan Eroğlu, şöyle konuştu: "Annan Planı gibi bir planı reddedenler, şimdi bizden daha büyük beklenti içine girdi. Müzakereleri de bu şekilde sürdürmeye çalışıyorlar" Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, bugün, KKTC‘de temaslarda bulunan Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Ankara Genel Merkezi‘nden bir heyeti kabul etti.

Konuk heyet Eroğlu‘na üzerinde Atatürk‘ün resmi bulunan bir Türk bayrağı hediye etti. Görüşmede GKK Emekli Astsubaylar Derneği Genel Başkanı Esen Ömürlü de hazır bulundu. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu heyeti kabulde yaptığı konuşmada, Türkiye‘nin en itibarlı kuruluşu Türk Silahlı Kuvvetleri‘nde görev yapmış askerlerin emekli olarak da KKTC‘ye gelmelerinin kendilerini memnun ettiğini söyledi. "KKTC‘ye gelerek, düşünce sahibi olmanız bizim için önemlidir, çünkü burada gördükleriniz ve kurduğunuz dostlukların

Türkiye‘ye yansıması ve iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi açısından fevkalade önemli" diyen Eroğlu, zaten ayrımız gayrımız olmadığını aynı dili konuştuğumuzu söyledi.

Eroğlu, "Bizler de Türkiye‘den Kıbrıs‘a çok eski zamanlarda gönderilen Türkleriz. Ayrı yerlerde yaşasak da Türklük bağı tabii ki kopmaz" dedi. Kıbrıs Türkü‘nün adadaki Türk varlığını her türlü koşulda koruduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, Türkiye ile KKTC‘nin bugün iki ayrı devlet gibi görünse de iki ülkenin birbirini kardeş gibi gördüğünü anlattı.

Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs sorunu ve müzakerelerine de değinerek, 1963‘den bu yana yaşanan olayların tümünü görmüş, yaşamış bir kişi olarak görüp, yaşadıklarının unutulacak gibi olmadığını söyledi. "Barış Harekatı olmasaydı şu anda bu ziyaret de gerçekleşmezdi" diyen Eroğlu, Barış Harekatı sonrası bir devlet sahibi olduk, özgürlüğümüze kavuştuk ve insanca yaşamanın hazzına vardık. Bu nedenledir ki Kıbrıs Türk halkı TSK‘ne şükran duygularıyla bağlıdır" dedi.

Rumlar‘ın, Kıbrıs Türkü‘nün kurduğu devleti devlet olarak görmediğine işaret eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, Rumların; "Kıbrıs‘ta tek bir halk var" diyerek Türkleri, adadaki Ermeni ve Maronit seviyesine düşürmeye çalıştığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, müzakere masasında bunları konuşup Anavatan Türkiye ile Kıbrıs Türkü‘nün haklarını içerecek, kalıcı bir anlaşmaya varmak için mücadele ettiklerini söyledi.

Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Başkan Yardımcısı Zürkani Zeytin de konuşmasında, dernek ve adada gerçekleştirdiği temaslar hakkında bilgi verdi. (Kaynak: dikkathaber.com)



Özbekistan yılın ilk çeyreğinde büyüdü


Özbekistan ekonomisi, yılın ilk çeyreğinde yüzde 7,6 oranda büyüdü. Özbekistan hükümeti, yılın ilk çeyreğinde ülke ekonomisinin yüzde 7,6 büyüdüğünü belirtirken, bu dönemde sanayi üretiminin yüzde 6,2, tarım üretiminin yüzde 5,8, tüketim malları üretiminin yüzde 10,3, komünikasyon ve taşımacılık sektörünün yüzde 10,3, hizmetler sektörünün ise yüzde 13,8 büyüme gösterdiğini kaydetti.

Hükümetin açıklamasında, 2011 yılının Ocak-Mart döneminde ülkede ihracat hacminin yüzde 28,5 oranda arttığı kaydedilirken, bu dönemde ayrıca kimya sanayi sektörünün yüzde 14,1, makine sanayi sektörünün yüzde 8,8, hafif sanayi sektörünün 7,1, gıda sektörünün yüzde 9,3 oranda arttığı bildirildi.

Açıklamada, yılın ilk çeyreğinde dış ticaret hacminin belirgin bir artışla 5,7 milyar doları bulduğu belirtildi. Bu dönemde dış ticaretteki fazlalığın ise 1,2 milyar dolar olduğu ifade edildi.

Yılın bu dönemde enflasyon oranının yüzde 2,7 olarak gerçekleştiği vurgulanan açıklamada, devlet bütçesinde ise GSMH'ye nazaran yüzde 0,3 oranda fazlalık meydana geldiği belirtildi.

Geçen sene ülke ekonomisi yüzde 8,5 büyürken, bu çerçevede sanayi üretimi yüzde 8,3, tarım sektörü yüzde 6,8 oranda artmış, enflasyon oranı yüzde 7,3 olarak gerçekleşmişti.

Cumhurbaşkanı İslam Kerimov, ülke ekonomisinin 2011 yılında yüzde 8,3, bu çerçevede sanayi üretiminin yüzde 9,3, tarım sektörünün de yüzde 5,8 büyümesinin hedeflendiğini, yıllık enflasyonun ise yüzde 7-9 aralığında gerçekleşmesinin tahmin edildiğini dile getirmişti. (Kaynak: hurriyet.com.tr)

BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon: Fırsat kaçırılmamalı


Birleşmiş Milletler En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı için İstanbul’da bulunan BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, liderlerle yaptığı ikili görüşmelerde türkiye’nin dış politikasını övdü. Hem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hem de Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile bir araya gelen Ban Ki-Moon, hem konferansın türkiye’de yapılıyor olmasından hem de türkiye’nin bölge siyasetindeki olumlu katkılarından dolayı memnuniyetini iletti. Ban Ki-moon, Dışişleri Bakanı ile dün akşam yaptığı görüşmede türkiye’nin Libya konusundaki yol haritasını “uygulanabilir tek proje” olarak gördüklerini aktardı.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre Ban Ki-Moon hem Davutoğlu hem de Gül ile görüştü. BM Genel Sekreteri’nin konferansa katılımın yoğunluğundan duyduğu memnuniyeti dile getirdiği öğrenildi. türk tarafı da BM çalışmalarına türkiye’nin verdiği önemi, katılımın türkiye’nin beklentilerinin de üzerinde olmasının sebebi olarak açıkladı. Ayrıca birçok ülkenin de Afrika ve Latin Amerika açılımının ardından ikili görüşmeler yapmak üzere İstanbul’a geldiği aktarıldı. Kalkınmış ülkelerin en büyük eleştirisinin “sizden çıkmaz”, “en az gelişmiş ülkeler ‘siz bizi sömürdünüz tabii kalkınamayız’ eleştirisi yapıyor” gibi yakınmalar olduğu kaydedilirken, konferansın kalkınmakta olan bir ülke olan türkiye’de yapılmasının bu ülkelerin sahiplenildiğinin bir göstergesi olduğuna dikkat çekildi.


Ban Ki-Moon, Gül ile görüşmesinde kalkınmakta olan bir ülkede toplantının yapılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirirken Cumhurbaşkanı Gül de “Bu ülkelerin sorunlarını sahiplenmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı. Gül görüşmede türkiye’nin artan yurtdışı yardımlarını anlatırken; Afganistan, Ortadoğu ve Balkanlar’daki gelişmeler de ele alındı. Ban Ki-Moon da “türkiye’nin katkılarını biliyoruz, takdir ediyoruz.” ifadelerini kullandı. görüşmede ayrıca Gül’ün son Sırbistan ziyaretinden konuyu açarak Sırbistan-Bosna-Hırvatistan üçlü toplantısı konuşuldu.


Gül ayrıca ikili temaslarında Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ile bir araya geldi. görüşmede komşuluk politikaları, Nabucco, Ortadoğu ve türkiye-AB ilişkileri konuşuldu. görüşmede türkiye’nin komşuluk politikaları da gündeme gelirken, Gül türkiye’nin “bir model” olmadığını “türkiye, türkiye’dir.” diyerek vurguladı ve “Örnek oluyorsa ne güzel.” dedi.


BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ayrıca Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile bir araya geldi. Davutoğlu ve Ban Ki-Moon dün akşam çalışma yemeğine aynı araçla gidip geldi. Bu görüşmede ise temelde dört konunun ele alındığı belirtildi. görüşmede türkiye-BM ilişkileri konuşulurken, BM Genel Sekreteri bu toplantının türkiye’de yapılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Genel Sekreter ayrıca BM’nin bölgesel kuruluşlarının türkiye’de açılmasından memnuniyet duyduğunu belirtti. Bilindiği üzere BM’nin Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesel ofisleri ile BM nüfus fonunun bu hafta İstanbul’da açılması bekleniyor.


Görüşmede Libya konusu da gündeme gelirken Genel Sekreter, türkiye’nin süreçte yer almasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Hem Ban Ki-Moon hem de Davutoğlu, BM özel Temsilcisi Abdelillah El Hatib’in merkezi öneminde mutabık kaldıklarını dile getirdi. BM Genel Sekreteri türkiye’nin Libya için yol haritasını uygulanabilir tek proje olarak gördüklerini aktardı.


Görüşmede Kıbrıs konusu da ele alınırken, BM Genel Sekreteri Kıbrıs konusunun bir an evvel çözümlenmesi gerektiğini söyledi. Kıbrıs konusundaki görüşmelerin hızlandırılmış şekilde devam etmesi gerektiğini kaydeden Genel Sekreter, başlattığı inisiyatifi de sürdüreceğini aktardı.


Filistin ve Hamas ile El Fetih arasındaki uzlaşmanın da konuşulduğu görüşmede türk tarafı Mısır’daki toplantıyı ve ona kadarki çabalarını aktardı. İsrail’den olumsuz açıklamalar geldiğini hatırlatan Dışişleri Bakanı, BM olarak devrede kalınması gerektiğini ve bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini vurguladı. BM Genel Sekreteri de Filistin’deki tarihi uzlaşma için “fırsat kaçırılmamalı.” dedi. (Kaynak: haber50.c0m)

Türkmenistan dış ticareti 18 milyar dolarla rekor kırdı


AŞKABAT (CİHAN)- Enerji zengini Türkmenistan’ın dış ticaret hacmi, 2010 yılında 18 milyar dolara ulaşarak tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı.


Türkmen Devlet Haber Ajansı TDH’nin haberine göre, 2010 yılında dış ticaret hacmi 18 milyar dolara ulaşarak rekor kırdı. Aynı dönemde ithalatın ise 8 milyar doları bulduğu belirtildi.
Türkmenistan’ın ihracatında en büyük payı doğalgaz ve petrolün yanı sıra tekstil ürünleri de en çok ihraç edilen ürünlerin başında yer aldı.


İthal edilen malların büyük bir kısmını üretimde ve inşaatta kullanılan teknik malzemeler oluştururken, temel tüketim ürünleri de ülke ithalatında önemli yer tuttu.
En fazla mal ithal edilen ülkelerin başında ise yüzde 20’lik pay ile Türkiye, Çin, Rusya, BAE, İran, Fransa ve Almanya yer aldı. Dış Ticaret Müsteşarlığı verilerine göre, Türkiye ile Türkmenistan arasındaki dış ticaret hacmi 2010 yılında 1.5 milyar doları aşarken, Türkiye, Türkmenistan’ın dış ticaret yaptığı ülkeler arasında ilk sırada yer aldı. 2010 yılında 100 ülkeyle ticaret yapan Türkmenistan’ın en büyük ihracat ortakları arasında İran, Rusya, Çin, Gürcistan, İtalya ve Afganistan bulunuyor.

Söz konusu ihracat artışında Türk-Türkmen İş Konseyinin çalışmaları çok önemli bir yer tutuyor. İş Konseyi'nin Türkiye'nin sanayisinin gelişmiş olduğu illerde yapmış olduğu toplantıların rolü büyük. Sadece 2010 yılında 17 toplantı gerçekleştirildi. 2011 yılında ise Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Kayseri Sanayi Odası ile Türkmenistan Günleri düzenlenerek, söz konusu toplantılara 200'e yakın işadamı iştirak etti. (Kaynak: sentezhaber.com)
































































































































17 Nisan 2011 Pazar

"Türkiye'nin ellerini kirletmesi gerekiyor."
http://www.turkbirdev.info, http://turkbirdev-temsilcilikler.blogspot.com/




"Azerbaycan halkının hakkını ve hukukunu Ermenistan'a yedirmeyiz."

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'ne dün hitap eden Başbakan Erdoğan, Ermeni parlamenterin sınırın açılmasıyla ilgili protokolü hatırlatması ve Kars'ta ki İnsanlık Anıtı'nın yıkılmasıyla ilgili sorusunu cevaplamıştı. Erdoğan "Ermenistan halkının hak ve hukukunu koruma noktasında bizim kendi taahhütlerimiz var. Kardeş Azerbaycan halkının hakkını hukukunda Ermenistan'a yediremeyiz. Protokolde de hedeflenen budur. Bu adımlar atıldığında kapıları açmaya hazırız. Biz Minsk üçlüsünü göreve davet ettik. Minsk üçlüsü bu görevi yerine getirdiği takdirde çözüme ulaşırız. Görev yerine getirilmediği takdirde çözüm zorlaşır."demişti.

Cihan Haber Ajansı ( Cihan) mikrofonlarına konuşan Azerbaycanlılar , Başbakan Erdoğan'a Strasbourg'taki konuşmasından dolayı minnettar olduklarını vurguladı. Azeriler, Erdoğan'ın daha önce verdiği "Karabağ sorunu çözülmeden sınırları açmayız" sözünü tutuğunu hatırlatan Azeriler, en zor günlerinde hep yanlarında Türkiye'yi gördüklerini ifade etti. Başbakan Erdoğan'ın dün AKPM'deki bütün konuşmasını beğendiklerini dile getiren Azeriler, özellikle Ermeni parlamenterin sorusuna verdiği cevabın kendilerini çok memnun ettiğinin altını çizdi. (Kaynak: zaman.com.tr)



Kazakistan ve Hindistan petrol ve uranyum sahasında işbirliği


Kazakistan’ı ziyaret eden Hindistan Başbakanı Manmohan Singh, Akorda Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev tarafından askeri törenle karşılandı. Başbaşa yaklaşık bir saat görüşen Nazarbayev ve Singh daha sonra heyetlerarası görüşmelere başkanlık etti.


Görüşmelerde taraflar, Kazakistan ve Hindistan arasındaki stratejik ortaklığın 2011-2014 yılları arasındaki eylem planını onayladı. Görüşmeler sonunda iki ülke arasında bilgi güvenliği konusunda anlaşma imzalandı. Teknoloji alanında işbirliğini geliştirmek maksadıyla Hindistan’ın Avrasya Devlet Üniversitesi’nde teknoloji ortalığı açılması kararlaştırıldı. Kazakistan’ın petrol çıkarma ve işleme alanındaki teknolojisini geliştirmek maksadıyla Hindistan’ın ONGC Videsh Limited şirketiyle Kazakistan Petrol şirketi KazMunayGaz arasında ‘ Satpayev’ petrol sahasında birlikte üretim yapma konusunda anlaşmaya varıldı. Yapılan anlaşmalarda tarım, ilaç ve bilim sahasında işbirliğinin yanında uranyumun barışçıl amaçlarla kullanılması ve güvenli enerji üretimi alanlarında da işbirliği anlaşması imzalandı. İmza töreninden sonra konuşan Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, 03 Nisan’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Kazakistan’a resmi seferle gelen ilk yabancı devlet başkanı olan Singh’e teşekkür etti. . Hindistan’ın Kazakistan’a yatırım yapan ülkelerden Rusya ve Çin’den sonra geldiğini ifade eden Nazarbayev, Hindistan’ın tecrübelerinden yararlanmak istediklerini ve özellikle nükleer enerji, petrol, tarım ve ilaç alanlarında yeni teknolojilerin Kazakistan’a getirilmesi konusunda işbirliği yapacaklarını söyledi. Hindistan Başbakanı Manmohan Singh ise Nazarbayev’i yeniden cumhurbaşkanlığına seçilmesi münasebetiyle tebrik etti ve gösterdikleri sıcak ilgiden dolayı teşekkür etti. Singh, Kazakistan’ın Afganistan’da hayatın normale dönmesi için yaptığı destekleri takdirle karşıladıklarını ve Şanghay İşbirliği Örgütü dönem başkanlığını da başarıyla yürüttükleri için ayrıca tebrik etti. İki ülke arasında Şubat 1992’de başlayan diplomatik ilişkiler çerçevesinde ilk üst düzey ziyaret Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev tarafından Şubat 1992’de Hindistan’a yapıldı. (Kaynak: anadoluhaber.net)


Kırgızistan Ankara'ya yeni büyükelçi atadı


Kırgızistan Cumhurbaşkanı Roza Otunbayeva, Ankara'ya yeni büyükelçi atadı. Otunbayeva Kırgızistan eski dışişleri bakan yardımcısı Ermek İbrahimov'u Bişkek'in Ankara'ya büyükelçisi görevine atadı. Kırgızistan'da geçtiğimiz yıl yaşanan halk hareketinden sonra gerçekleşen iktidar değişiminin ardından Bişkek'in Ankara Büyükelçisi Taşboo Cumagulov görevinden alınmıştı. Cumagulov'dan sonra diplomat Ramazan Dırıldayev Ankara'da maslahatgüzar olarak görev yapmıştı. Rusya'da eğitim alan 1965 doğumlu Ermek İbrahimov, Rusça ve Kırgızca ile birlikte Türkçe ve İngilizce biliyor. Kırgızistan eski Başbakanı Sultan İbrahimov'un oğlu olan Ermek İbrahimov, 1995-1999 yılları arasında Bişkek'te Dışişleri Bakanlığı'nda görev yaptı. Büyükelçi İbrahimov, 1999-2001 yıllarında Cumhurbaşkanlığı protokol hizmetini, 2005-2007 yıllarında ise dış politika bölüm başkanlığını yürüttü. İbrahimov 2007 yılında ise Kırgızistan Dışişleri Bakan yardımcılığı görevini yaptı. (Kaynak: timeturk.com)


KKTC Turizm, Çevre ve Kültür Bakanı Ünal Üstel: Anavatan'da tatil düşünenlerden KKTC'yi tercih etmelerini istedik


Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın resmi davetlisi olarak İzmir'deki 35. Turizm Haftası etkinliklerine katılan Üstel, KKTC'ye döndü. Ercan Havaalanı'nda açıklama yapan Üstel, İzmir Valisi Cahit Kıraç ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile görüştüğünü, İzmir Ticaret Odasında temaslarda bulunduğunu söyledi.


Üstel, 35. Turizm Haftası'nın açılışında bir konuşma yaptığını belirterek, KKTC'yi medyada ve yerel yönetimler düzeyinde daha fazla tanıtma fırsatı bulduklarını, aynı zamanda Anavatan Türkiye'de tatil düşünenlerin KKTC'yi tercih etmelerini istediklerini bildirdi.


Türkiye'de 2011'in 'Kuzey Kıbrıs Yılı' ilan edilmesiyle tanıtım için yardım sözü aldıklarını belirten Üstel, ilerleyen günlerde Ankara, İzmir, İstanbul, Antalya gibi büyük yerleşim birimlerinde tanıtımlara devam edileceğini anlattı.


Kültür ve Turizm Bakanı Günay'a gösterdiği sıcak ilgiden dolayı teşekkür eden Üstel, Günay'ın 13 Mayıs'ta TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy ile KKTC'de olacağını ve Otelciler Birliği'nin bir ödül törenine katılacağını bildirdi. Üstel, Günay ve Ulusoy'un tanıtım açısından KKTC'ye yardım edip önünü açtığını dile getirdi.


Ekonomik nedenlerle kapatılmak zorunda kalınan Otelcilik ve Turizm Okulu'nun (OTEM), Kültür ve Turizm Bakanlığı ve TÜRSAB'ın katkılarıyla yeniden açılacağı sözünü de aldıklarını belirten Üstel, Günay'ın ziyareti sırasında protokol imzalanacağını, tamir ve tadil edilen okulda turizm elemanı yetiştirmeye başlanacağını ifade etti. Üstel, TÜRSAB Başkanı Ulusoy'un tur operatörlerine, 'turistlerin birinci önceliğinin KKTC olması' çağrısında bulunduğunu da söyledi.


Bir soruya karşılık Üstel, turizmde kalifiye elemana ihtiyaç bulunduğunu, bu elemanlar KKTC'den bulunamazsa Türkiye'den getirileceğini belirtti. Üstel, bir yıl içinde turizm okulunun devreye girmesiyle otellerin ihtiyacının yerel işgücünden karşılanabileceğini sözlerine ekledi. (Kaynak: timeturk.com)


NATO’da Kıbrıs Meydan Muharebesi


Dışişleri Bakanı Davutoğlu Türkiye’nin Kıbrıs’ı tanımamasının NATO-AB işbirliğini engellediğini savunan Avrupalı NATO liderlerine sert çıktı: “Kıbrıs sorunu çözülmeden Rumlar bu masaya oturamaz, bunu aklınıza sokun


Almanya'nın başkenti Berlin’de yapılan toplantıda, NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Kıbrıs Rum Kesimi’nin toplantıya katılamaması nedeniyle NATO-AB işbirliğinin olumsuz etkilendiğini savundu. AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton da, “Türkiye’nin AB Savunma Ajansı’na üyelik taleplerini karşılayalım, Türkiye de Kıbrıs Rum Yönetimi’ni ortak toplantıya kabul etsin” önerisinde bulundu. Eleştiriler üzerine söz alan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, seslendirilen önerinin “AB’nin Türkiye’ye taahhüdü olduğuna” dikkat çekti. Davutoğlu, “Bunun karşılığında bizim Kıbrıs Rum Yönetimi’ni meşru kılacak bir adım atmamızı beklemeyin. Biz Kıbrıs Rum Yönetimi ile hiçbir yerde bulunmayız. Eğer onlar Ada’nın tümünü temsil ediyor iddiasındaysanız, biz de Kıbrıs Türklerini masaya oturturuz. Rum Yönetimi’nin Kıbrıs sorunu çözülmeden AB’ye girmesi bir hataydı” diye konuştu. ÇEK BAKAN’A ÖZÜR DİLETTİ Ardından Çek Dışişleri Bakanı Karel Schwarzenberg söz aldı. AB katılım sürecinde Türkiye’yi desteklediklerini anlatan Çek Bakan, “Ama AB üyesi olmayan bir ülkenin bize hata yaptınız demesi de doğru değil. Bize kimse ders veremez” dedi. "SİZ ÜYE OLURKEN, VETO EDİN AB'YE ÜYE OLUN DEDİLER AMA..." Çek Bakan’a, “Biz bu ailenin en eski üyelerindeniz. Siz burada yokken biz vardık” diye seslenen Davutoğlu; “Siz AB’ye aday olduğunuzda bize geldiler, NATO’da bloke edin ki, sizi de AB’ye üye yapsınlar’ dediler. Ama Türkiye böyle bir şantajı yapmadı. Bu bizim devlet gereğimizdendir. O nedenle bu sözleri, seneler sonra Çek Dışişleri Bakanı’ndan duymak bana ıstırap verdi. Bu masaya Rum yönetimi oturmayacak bunu aklınıza sokun” dedi. Bu konuşmanın bitiminde Davutoğlu’nun yanına giden Schwarzenberg “Beni yanlış anlıyorsunuz. Özür dilerim” dedi. Bu sözlerin hemen ardından, İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague ve çok sayıda AB ülkesi temsilcisi Davutoğlu’nun yanına gelerek ortamı sakinleştirmeye çalıştı. Ashton da Davutoğlu’na, “Sizi ilk kez bu kadar sinirli görüyorum” diyerek ortamı yumuşatmaya çalıştı. (Kaynak: haberturk.com)


Man, Özbekistan Ortak Yeni Fabrika Kuruyor


Almanya’nın önde gelen otomobil şirketi MAN Semerkand’ta, Özbekistan ortaklı fabrika kuruyor. Fabrika, Özbekistan’ın otomobil şirketi ‘Özbek Uzavtosanoat’ ve Alman şirket ‘MAN Truck & Bus’ ortaklı olacak. JV MAN Auto-Uzbekistan’ isimli şirket adı altında kurulacak MAN markalı yeni otomobil fabrikası yüzde 51 Özbek ve yüzde 49 da Alman hisseli olacak. 2011-2013 yılları arasında hayata geçirilecek projeyle ilk etapta yılda ortalama 6 bin dolayında MAN markalı 15-50 ton yük kapasiteli kamyon üretilecek. Bu rakam bilahare 10 bine çıkartılacak. Kurulacak yeni fabrikanın maliyeti konusunda ise herhangi bir rakam ifade edilmedi. Özbekistan’da hali hazırda Amerikan General Motors (GM) ortaklı Chevrolet markalı binek otomobil ve Japon Isuzu markalı otobüs ve kamyonet üretiyor. (Kaaynak: medyarazzi.com)


'Türkiye ellerini kirletmek zorunda'


Amerikalı uluslararası ilişkiler uzmanı George Friedman'a göre Türkiye artık eskisi kadar ABD ile aynı safta yer almayacak


ABD'li uluslararası ilişkiler uzmanı George Friedman, Türkiye'de de bu ay içinde raflarda yerine alan "Gelecek On Yıl - Nereden Nereye" adlı kitabının yayınlanmasının ardından ( iki yıl önce de "Gelecek Yüzyıl - 21. Yüzyıl için Öngörüler"'i yazmıştı) Amerikanın sesi radyosu'na vermiş olduğu röportajda Türkiye'nin geleceğine dair çarpıcı açıklamalarda bulunuyor.


İlk soru Friedman'ın ilk kitabında Türkiye'ye yönelik yaptığı değerlendirme üzerinden geliyor;


Türkiye'yi karışık bir coğrafyanın içinde istikrar adası olarak tanımlıyordunuz.. şu an uzun vadede Türkiye'nin çevresindeki çalkantılar ülkeyi nasıl etkiler?


'Sıfır sorun kurtarmaz, eninde sonunda birilerini üzmek zorunda kalırsınız'


Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tüm komşularla sıfır sorun dış politika stratejisini açıkladı. Türkiye'nin Irak'ta, Kafkaslar'da, İran'da, Suriye'de ve Balkanlar'da çıkarları var. Düşman edinmeden bu çıkarları gütmek imkansız, eninde sonunda birilerini üzmek zorunda kalırsınız.


Seçimler sonrası daha iddialı bir Türkiye


Friedman'ın Haziran ayında gerçekleşecek genel seçimlere yönelik öngörüsü son derece net; Seçimler sona erdiğinde daha iddialı bir Türkiye göreceğiz. Çünkü Türkiye bölgede ne görmek istiyorsa o yönde karar almak zorunda ve açıkçası bunu da yapabilecek tek güç.


'Türkiye karmaşanın bir parçası olmalı'


Peki Türkiye çevresindeki karmaşadan kendisini uzak tutmak için ne yapmalı? Türkiye'nin karmaşadan uzak kalması değil onun bir parçası olması gerektiğini söylüyor Friedman. Şu an öyle olmasa da Türkiye'nin Rusya ile rakip konumda olduklarını Rusya'nın Ermenistan'ı kollayıp Azerbaycan ve Gürcistan'a baskı yaptığını söyleyen analist, Türkiye'nin sadece buralardan sağlanacak enerji ile kendini kotaramayacağını düşünüyor.


'Ve ellerini kirletmek zorunda'


Bu yüzden de Türkiye'nin dünyanın en büyük petrol üreten ülkelerinden bir olan Irak'la ilgili politikasının ne olduğu sorusunun öne çıktığını söylüyor; "Elbette bu sorunun cevabı Kürt Özerk Bölgesi ve Türkiye'nin bu konudaki politikasıyla, Türk-İran, Türk-Amerikan ilişkileriyle de kesişiyor. Mesele burada daha karmaşık hal alıyor. Çünkü Irak'ın sunduğu fırsat bir karmaşa içeriyor. Bu da Türkiye'ye sorunu çözmesi için bir fırsat sunuyor. Ama Türkiye'nin bu denklemi çözmesi için ellerini kirletmesi gerekiyor.


Türkiye ile ABD karşı karşıya gelebilir


Türkiye'nin ellerini kirletmesi gerekiyor dediniz, bunu biraz açar mısınız? sorusuna verdiği cevabı ise; Türkiye halen Kürt Özerk Bölgesinde pertrol arama çıkarma faaliyetleri sürdürüyor, başkalarıyla ortaklıklara giriyor. Türkiye Kuzey Irak'ta önemli bir güç noktası. ABD kuvvetleri bu yıl Irak'tan ayrılıyor. Bu nedenle Irak'ın geleceği,İran'ın Irak'ta egemen güç olma iddiaları Türkiye'nin ulusal çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor.... Türkiye'nin Irak'ın geleceği konusunda İranla asgari ölçüde uzlaşmaya gitmesi gerekecek. Bu da Türkiye'yi ABD ile karşı karşıya getirebilir, işte bu karmaşık sorun yüzünden Türkiye'nin eli kirlenebilir.


'Türkiye orta yolu izlemeli'


Peki bu dış politika Türkiye'yi doğu ile batı arasında bir yol ayrımına getirirse, örneğin Türkiye İranla ABD arasında bir tercih yapmak zorunda kalırsa ne olabilir? Türkiye'nin yapması gereken orta yolu bulmak, hem İran hem ABD'ye yarar sağlayacak bir süreç sunmak. Türkiye'nin izleyeceği strateji her iki taraftan birini tercih etmek olmamalı.


Türkiye Ortadoğu'nun en büyük arabulucusu olacak


Yeni kitabınızda gelecek 10 yılla ilgili tahminler yapıyorsunuz, sizce gelecek 10 yılda Türkiye ABD'ye, ABD başkanına ne tür fırsat ve zorluklar sunuyor? sorusuna da; Türkiye bundan sonra artık eskisi gibi ABD ile aynı safta olmayacak. Oysa ABD bunu yıllarca görmeye alışıktı. Türkiye'nin gelecek on yılda sunacağı yarar ABD'nin konuşamadığı taraflarla diyalog kurabilme yeteneği. Türkiye Ortadoğu'nun en büyük arabulucusu olacak, diyor. (Kaynak: haberturk.com)


Türkiye-İran-Azerbaycan Dışişleri Bakanları Toplantısı yapıldı


İran'ın evsahipliğinde Urumiye kentinde bugün yapılan Türkiye-İran-Azerbaycan 1. Dışişleri Bakanları Üçlü Toplantısı sonrası yayımlanan ortak bildiride, üç ülkenin ortak tarih ve kültüre sahip, dost, kardeş ve komşu ülkeler olduğuna vurgu yapıldı.

Üç ülke arasındaki işbirliğinin bölge ve dünya barışına katkı sunacağı belirtilen bildiride, tüm ülkelerin toprak bütünlüklerine saygı duyulmasının bölgedeki sorunların barışçıl çözümünü olumlu yönde etkileyeceğine dikkat çekildi.

Uluslararası ilişkilerde adalete riayet edilmesi ve tüm ülkelerin yasal haklarına saygı duyulmasının önemine işaret edilen bildiride, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) denetiminde ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT) çerçevesinde ayrım gözetilmeksizin her ülkenin barışçıl nükleer enerji elde etme hakkı olduğu vurgulandı.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi ve Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov başkanlıklarında yapılan üçlü görüşmenin ardından yayımlanan bildiri, üç ülkenin ticari ilişkilerinin geliştirilmesini ve halkların refah düzeyinin artırılması esas alındı.

Bildiride üç ülkenin ticaret, sanayi, ortak yatırım, taşımacılık, iletişim, enerji, turizm, bilim ve teknoloji alanlarında işbirliğini güçlendirmeleri öngörüldü.

Bildiriye göre, Türkiye, İran ve Azerbaycan arasında tercihli ticaret, gümrük işlerinin kolaylaştırılması, sınır kapılarının iyileştirilmesi ve ortak şirketler aracılığıyla ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla ekonomik komite kurulacak.

Dışişleri Bakanlıkları bünyesinde oluşturulacak komiteyle üç ülke vatandaşlarının seyahat ve birbiriyle ilişkilerinin kolaylaştırılması da amaçlandı.

Üç ülkenin ortak tarihi ve kültürel miraslarının tanıtılması amacıyla ortak program ve etkinlikler düzenlenmesi de bildiride yer alan diğer bir işbirliği alanını oluşturdu.

Terörizm, organize suçlar, uyuşturucu, insan ve silah kaçakçılığına karşı üç ülke istihbarat ve güvenlik birimlerinin ortak hareket etmelerini de öngören bildiride, dışişleri bakanlarının, önemli bölgesel ve uluslararası konuları yine bölgesel ve uluslararası kurum ve kuruluşlar çerçevesinde ele alıp, istişarelere devam edecekleri vurgulandı.

Son bölgesel gelişmelere değinilen bildiride, halklara şiddet uygulanmasına karşı olunduğu, halkların barışçıl ve meşru haklarına saygı gösterilmesi gerektiği üzerinde görüş birliğine varıldığı belirtildi.

Bildiride, üç ülkenin sınır bölgelerinde ticaret, ulaştırma, taşımacılık ve turizmin geliştirilmesinin yanı sıra halklar arasındaki ilişkileri geliştirmeyi teşvik ettikleri vurgulandı.

İran'ın ev sahipliğinde ilki yapılan üçlü toplantının her altı ayda bir yapılmasına karar verilen bildiride, Ekim 2011;deki ikinci toplantının Nahçıvan;da düzenlenmesi karara bağlandı. (Kaynak: zaman.com.tr)


Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye ve Azerbaycan arasında ticaretin geliştirilmesi için engellerin kaldırılması gerektiğini belirtti.


Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye ve Azerbaycan arasında ticaretin geliştirilmesi için engellerin kaldırılması gerektiğini belirterek, Azerbaycan’ın Türkiye’ye uyguladığı vizenin kaldırılmasını ve bir an önce serbest ticaret anlaşmasının imzalanmasını istedi.


Türk-Azerbaycan İş Konseyi tarafından Swissotel’de Türkiye-Azerbaycan İş Forumu düzenlendi.


Programın açılışında konuşan Devlet Bakanı Çağlayan, iki ülke işadamlarının üçüncü ülkelerde de işbirliğine gitmesini arzu ettiklerini, böyle toplantılarla potansiyeli geliştirmeyi amaçladıklarını söyledi.


”Biz tek millet, iki devletiz. Tarihimiz, kültürümüz, kardeşliğimiz, kitabımız, peygamberimiz aynı. Bu çerçeveden baktığımız zaman, bizi birbirimizden ayıran hiçbir özellik yok” diyen Çağlayan, iki ülke arasındaki ticaretin bu bağları yansıtmadığına vurgu yaptı.


Geçen yıl iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2,5 milyar dolar düzeyinde olduğunu, bunun rahatlıkla 10 milyar dolara çıkarılabileceğini dile getiren Çağlayan, yılın ilk 2 ayında Türkiye’nin Azerbaycan’a ihracatının 240 milyon dolar, Azerbaycan’ın Türkiye’ye ihracatının da 210 milyon dolar olarak gerçekleştiğini ifade etti ve buna göre yıl sonunda iki ülke arasındaki ticaret hacminin 3 milyar doları rahatlıkla aşabileceğini kaydetti.


Çağlayan, ”Ancak ben karşılıklı ilişkiler kuvvetlenirse, birbirimizi iyi tanırsak ve Azerbaycan ile yapmak istediğimiz serbest ticaret anlaşmasını yaparsak, bu rakamın yıl sonuna kadar 5 milyar dolara çıkacağından hiçbir endişem yok. Çünkü, iki ülkenin birbirini tamamlayan, destekleyen sektörleri bulunuyor” dedi.


Bakan Çağlayan, ticaretin önündeki engelleri ortadan kaldırabilmek için ”iki ülke arasındaki gümrüklerin ortadan kaldırılması” teklifini yineleyerek, serbest ticaret anlaşması yapılmasının önem taşıdığını, Türkiye’nin bunu yıllardır pek çok ülkeyle başarıyla uyguladığını anlattı.


Serbest ticaret anlaşmasının uygulamaya konulduğu tüm ülkelerle ticaretin karşılıklı, dengeli biçimde arttığını ifade eden Çağlayan, ticaretin artmasının yatırımları da tetiklediğini söyledi.


Anlaşma sayesinde iki ülke arasındaki ticaretin ve yatırımların arzu edilen seviyeye ulaşabileceğini ifade eden Çağlayan, Azerbaycan’ın Türkiye’ye yönelik vize uygulamasını da kaldırmasını istedi.


Türkiye ve Azerbaycan’ın tek millet, iki devlet olduğunu söylediklerini, bu noktada tek millet olan devletlerin birbirine vize uygulamasını doğru bulmadığını kaydeden Çağlayan, ”Türk işadamlarının, aynen Azeri kardeşlerinin Türkiye’ye vizesiz geldiği gibi Azerbaycan’a vizesiz gitmesini, ümit ediyorum ki inşallah çok kısa zamanda gerçekleştiririz” dedi.


”AZERBAYCAN’IN KEDERİ BİZİM KEDERİMİZ”


Vize meselesinin manevi olarak da kendilerini üzdüğünü ifade eden Çağlayan, konunun en kısa sürede çözüleceğine inandıklarını kaydetti. Bakan Çağlayan, şöyle konuştu:


”Azerbaycan’ın kederi bizim kederimiz, Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimizdir. Sizin Dağlık Karabağ konusundaki hassasiyetleriniz neyse inanın ki Türkiye’deki 74 milyon insanın da hassasiyeti, en az sizinki kadardır. Azerbaycan meselesi çözülmeden Türkiye, Ermenistan ile asla bir araya gelmeyecektir.


Sayın Başbakanımız daha iki gün önce söyledi; biz Azerbaycan halkının hakkını ve hukukunu asla Ermenistan’a yedirmeyeceğiz.


Bu kadar hassas davrandığımız, aynı duyguları paylaştığımız bir konuda ben istiyorum ki aramızdaki vize meselelerini kaldırarak daha fazla iş yapalım. İşadamlarımız bir araya gelsin, 3. ülkelerde işbirliği yapalım.”


Çağlayan’ın Ermenistan ile ilgili sözleri salonda alkışlarla karşılandı.


Bakan Çağlayan, Türkiye’nin küresel krizi ”hafif sıyrıklarla geçirdiğini” ifade ederken, bugün açıklanan işsizlik verilerine de değindi. Türkiye’de 2011 yılı Ocak döneminde işsizlik oranının, bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,6 puan düşerek yüzde 11,9′a gerilediğini belirten Çağlayan, bu verilerin son derece önemli olduğunu dile getirdi, ülke ekonomisinin son yıllardaki performansıyla ilgili bilgiler verdi.


Forumun öğleden sonraki bölümünde, firmaların ikili görüşmelerde bir araya geleceğine işaret eden Çağlayan, her iki tarafın işadamlarına ”bol ve hayırlı kazançlar” diledi, verimli sonuçlar elde edilmesini temenni etti.


AZERBAYCAN EKONOMİK KALKINMA BAKANI MUSTAFAYEV


Azerbaycan Ekonomik Kalkınma Bakanı Şahin Mustafayev de konuşmasında, iki ülke arasındaki kültürel ortaklıklara vurgu yaptı ve işbirliğinin geliştirilmesi isteğini dile getirdi.


Özellikle enerji alanında işbirliği imkanlarının fazlalığına dikkati çeken Mustafayev, işadamlarının 3. ülkelerde birlikte yatırımlar yapılabileceğini söyledi.


Azerbaycan’da 1300′den fazla Türk firmasının faaliyet gösterdiğini, 2 milyar dolara yakın yatırımları bulunduğunu kaydeden Mustafayev, Türkiye’de de 800 Azeri şirket bulunduğunu söyledi. Mustafayev, Türkiye’deki Azeri işadamlarının birlik oluşturmak için teşebbüste bulunduğunu belirterek, bu oluşuma destek verilmesini istedi.


Ülkesindeki ekonomik gelişme ve potansiyel hakkında bilgi veren Mustafayev, Türk işadamlarını Azerbaycan’a davet etti. (Kaynak: bulancakhaber.com)



Türkmenistan ile AKB arasında yeni ortaklık stratejisi

Asya Kalkınma Bankası (AKB) Türkmenistan ile orta vadede yeni ortaklık stratejisi üzerinde çalışıyor. AKB heyeti, Türkmenistan'da temaslarda bulunarak, yeni işbirliği imkanlarını masaya yatırdı.


Türkmen basınında yer alan haberde, Türkmenistan Merkez Bankası'nın katkılarıyla Aşkabat'ta düzenlenen seminerde yeni ortaklık stratejisi ele alındı. Taraflar, AKB ile Türkmenistan arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi yönünde fikir teatisinde bulundu.


67 üyesi bulunan uluslararası finans kuruluşu AKB, Türkmenistan'da ulaşım, çevre ve diğer alanlardaki önemli projelerde aktif rol aldı. 2010 yılında AKB'nin Aşkabat'ta daimi temsilciliğinin açılması yönünde imzalanan anlaşma, ikili ilişkileri daha da perçinleştirdi.


Banka, Türkmenistan'da Kuzey-Güney ulaşım koridoru kapsamında inşa edilmekte olan demiryolu hattı projesine mali destekte bulundu. Asya Kalkınma Bankası ayrıca, Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan doğalgaz boru hattının önemli finans destekçisi olarak görülüyor. (Kaynak: haberaktuel.com)

7 Nisan 2011 Perşembe

Nursultan Nazarbayev, yüzde 95,5 'lik oy oranı ile yeniden cumhurbaşkanı seçildi


Kazakistan'da resmi sonuçlar açıklandı



Kazakistan Merkezi Seçim Komisyonu, 3 Nisan'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin kesin sonuçları açıkladı. Sonuçlara göre, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev, 7 milyon 850 bin 958 seçmenin oyunu alarak yüzde 95,5'lik oy oranı ile yeniden cumhurbaşkanı seçildi.



Astana- Kazakistan Merkezi Seçim Komisyonu Başkanı Kuanduk Turgankulov, düzenlediği basın toplantısında, 3 Nisan'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin kesin sonuçları açıkladı.


Turgankulov, Cumhurbaşkanı Nazarbayev'in 7 milyon 850 bin 958 seçmenin oyunu alarak yüzde 95,5'lik oy oranı ile yeniden cumhurbaşkanı seçildiğini söyledi.



Turgankulov'un yaptığı açıklamaya göre, Senatör Gani Kasimov, 94 bin 452 seçmenin oyunu alarak yüzde 1,15, Komünist Parti Genel Sekreteri Zhambul Ahmetbekov 159 bin 36 seçmenin oyunu alarak yüzde 1,94, Tabiat Vakfı Başkanı Mels Eleusizov 94 bin 452 seçmenin oyunu alarak yüzde 1,36 oy oranına sahip oldu.



Merkezi Seçim Komisyonu Başkanı Turgankulov, bu sonuçlara göre, Nazarbayev'in yeniden cumhurbaşkanı seçildiğini resmi olarak söyleyebileceklerini bildirdi.



Bu arada Nazarbayev'e rakip olan Kasimov, Ahmetbekov ve Eleusizov seçim sonuçlarının gayet doğal olduğunu, seçimlerin doğru bir şekilde gerçekleştiğini söyledi. (Kaynak: trakyanethaber.com)




Kırgızistan Artık Huzur İstiyor


Beş yıl gibi kısa bir süre zarfında iki devrim ve kanlı bir etnik çatışma sürecini yaşayan Kırgız halkı, artık huzur ve istikrar istiyor. En son yaşanan devrim ve etnik çatışmalarda toplam 530 dolayında insanını kaybeden Kırgızistan, özlemle‘istikrarlı ve huzurlu ortam’ diyor.


7 Nisan 2010’da dönemin cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev yönetimine yönelik yapılan halk devriminin birinci yıl dönümünde ölenleri anacak olan Kırgız halkı, yeni devrimler yaşamak istemiyor. Daha önce 24 Mart 2005’te iktidarda olan Askar Akayev rejimini deviren halk, huzur, istikrar ve iş diyor. Halk, artık yeni devrimin ülkeye ve ülke halkına mal olan ağır faturanın farkında.


Kırgız halkı, beş yıl zarfında yaşadığı ikinci devrimin yarınki birinci yıl dönümünde, huzuru ve istikrarı yakalamış, demokrasinin hâkim olduğu, insan haklarına saygılı ve gerçek kalkınmayı hedef alan bir ]lke arzuluyor. Bundan olacak ki Kırgız halkı 7 Nisan’daki halk devrimi ve 10 Haziran’da ülkenin güneyindeki Oş ve Celalabad kentlerinde patlak veren etnik çatışmaların ülkede oluşturduğu çok zorlu sürece rağmen 27 Haziran'daki referandum ve 10 Ekim’deki parlamento seçimleri sürecini başarıyla atlattı. 27 Haziran’da sandık başına giderek parlamenter sisteme geçişi sağlayan anayasa değişikliklerine yüzde 90 dolayında destek veren Kırgız halkı, 10 Ekim’de ise yeni siyasi yapılanma amacıyla sandık başına gitti ve dört siyasi partiyi meclise gönderdi. (Bu seçim, aynı zamanda Bağımsız Devletler Topluluğu(BDT) ülkeleri içerisinde Kırgızistan’ı parlamenter sistemle tanıştıran ilk adım olmuştu)



Kırgız halkı geride bıraktığı referandum ve seçim süreci sonrasında yarın 7 Nisan 2010’daki halk devriminin birinci yıl dönümünü yaşayacak. Kırgızlar yeni devrimler istemediği gibi artık yeni etnik çatışmaları da yaşamak istemiyor. Ama her şeye rağmen ülke halkında ikinci halk devriminin birinci yıl dönümünde etnik endişe yok değil. Kırgızistan’da ülkenin güneyinde havaların ısınmasıyla birlikte etnik gerginlikte de bir ısınmanın olmasından endişe ediliyor. Çok partili siyasi yapısıyla ilerleme ve dünya ile entegre olma adına yeni bir yol haritası belirleyen Kırgız halkı, hükümetten , özellikle ülkenin güneyinde yeni etnik gerginliklerin yaşanmaması adına kararlı ve kalıcı önlemler almasını istiyor.



Ülkede yaşayan 130 dolayında ayrı millete mensup insanlar iç çekişmeden ziyade, artık günü birlik işleri başında aş ve iş mücadelesi vermek istiyor. Yorgun düşmüş insanlar artık yarınlardan birlik ve beraberlik umuyor. CİHAN



KKTC Dışişleri Bakanı: AB ve İngiltere verdiği sözleri yerine getirmedi




KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs halkının Avrupa Birliği'ne (AB) ve İngiltere'ye olan güvenlerini kaybettiklerini belirtti.


AB ve İngiltere başta olmak üzere devletler arası kurumların Kıbrıs barış sürecinde kendilerini hep hayal kırıklığına uğrattıklarını kaydeden Özgürgün, Batılı devletlerin kendilerine verdikleri sözlerin hiçbirini yerine getirmediklerini kaydetti. Batılı ülkelerce her zaman çifte standarda tabi tutulduklarını dile getiren Özgürgün, buna rağmen Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulununcaya kadar mücadele etmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerine vurgu yaptı.


Özgürgün, Londra temasları çerçevesinde, Lord Maginnis of Drumglass'ın davetlisi olarak katıldığı Lordlar Kamarası'nda yaptığı konuşmasında, Avrupa Birliği ve İngiltere'nin Kıbrıs halkına verdiği "izolasyonları kaldırma" sözünü tutmadığını ve kendilerinin daima "soğukta bırakılan taraf" olduklarını kaydetti. KKTC Dışişleri Bakanı Özgürgün, 1974'te Kıbrıs'ta alınan kararların geçerli olduğunu ve bunun bir anlaşmaya varması gerektiğini ancak Rum tarafının uzlaşmaz tavrı nedeniyle görüşmelerin çok yavaş ilerlediğini vurguladı.


Her zaman olumsuz tavır içinde olan tarafın Kıbrıs Rum Kesimi olduğunu ve mağduriyeti yaşayanların ise hep kendi halkı olduğunu söyleyen Özgürgün, "Uluslararası toplumun iki yüzlü tutumu Kıbrıslı Rumlar uzlaşmazlıklarını teşvik ederek barışın tesis edilmesini zora sokmaktadır." şeklinde konuştu.


Kuzey Kıbrıs olarak devam eden müzakerelerde bütün görevlerini eksiksiz olarak yerine getirdiklerine dikkat çeken Özgürgün, Kıbrıs Rum Kesimi'nin ise görüşmelere "iyi görünerek" başlayıp üzerinde anlaşılmış maddelerde bile her zaman sorun çıkaran taraf olduğunu ileri sürdü.


Yıllardır süren görüşmelerin çok yavaş ilerlediğine dikkat çeken KKTC Dışişleri Bakanı, Avrupa Birliği, ekonomi, yönetim ve güç paylaşımı gibi konularda çok az da ilerleme kaydedildiğini ancak mülkiyet, toprak, güvenlik ve garantiler konusunda bu tarihe kadar bir sonuca ulaşılamadığını aktardı. İlerleme sağlanan konuların ise her zaman Türk tarafının yapıcı tutumu sayesinde olduğunu sözlerine ekledi.


Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "Demopoulos" davası hakkında verdiği lehte kararın Kıbrıs Rum Kesimi'ne büyük bir ders olduğuna dikkat çeken Özgürgün, "Bundan böyle Kıbrıs Rumları uluslararası mahkemeleri diledikleri gibi kullanamayacaklar." dedi.


Kıbrıs Rum Kesimi yönetiminin Türk kesimini karalama kampanyası için her fırsatı değerlendirdiklerini ileri süren KKTC Dışişleri Bakanı, "Son olarak Türkiye'de 12 haziranda yapılacak seçimleri propaganda malzemesi yapıyorlar. Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, seçimden sonra Kıbrıs sorunu konusunda Türkiye'ye baskı yapması için uluslararası camiaya çağrıda bulunuyor." şeklinde konuştu.


"Türkiye'de yapılacak seçimin adadaki müzakere süreciyle hiçbir ilgisi yoktur" diyen Özgürgün, Türkiye'nin garantör güç olarak iki tarafın bir an önce uzlaşmaya varması için elinden geleni yaptığını; müzakere masasında oturanın Kıbrıs'taki taraflar olduğuna vurgu yaptı.


Uluslararası toplumun Kıbrıs Rum Kesimi'nin olumsuz politikalarına bundan böyle müsamaha göstermeyeceklerini umduklarını kaydeden Özgürgün, bu yönde net ve sert bir mesaj vermeleri gerektiğini söyledi. Özgürgün sözlerini şöyle sürdürdü: "Müzakerelerin olumlu yönde sonuçlanması için gerekirse Rum yönetimine baskı yapılmasını ve gerekli esnekliği göstermek için Rumların teşvik edilmesini talep ediyoruz."


Sorulan bir soru üzerine Özgürgün, Birleşmiş Milletler'in (BM) Avrupa Briliği'ne göre daha güvenilir olduğunu fakat Ahmet Davutoğlu'nun "BM'nin devri tamamlanmıştır" tezine de kesinlikle katıldığını belirtti. Özgürgün, "BM'nin etki alanında olan yerlerde sıkıntılar yaşıyoruz. Özellikle sınır kapılarında, giriş çıkışlarda bu sıkıntıları yaşıyoruz. BM'nin ne kadar güvenilir olduğuna yakından şahitlik ediyoruz" dedi.


KKTC'ye verdiği destekle bilinen Lord Maginnis'in daveti üzerine yapılan toplantıya, Türkiye'nin Londra Büyükelçisi Ünal Çeviköz, Başkonsolos Ahmet Demirok, KKTC'nin Londra Temsilcisi Kemal Köprülü ve çok sayıda Lord ve meclis üyesi katıldı.


Toplantı, Rumların Kıbrıslı Türklere yaptığı kötü muameleyi ve bunun sonucunda Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahalesini konu alan belgesel gösterimiyle başladı. "Bu videoyu milletvekillerinize göndererek, gerçeği izlemelerini sağlayın" çağrısında bulunan Lord Maginnis ayrıca, İngiltere'nin Kıbrıs sorununda garantör ülke olarak daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. (Kaynak: zaman.com.tr)





Özbekistan Bağımsızlığının 20. Yıl Dönümünü Kutlamalarına Hazırlanıyor



Sovyetler Birliği’nden ayrılarak bağımsızlığını ilan eden ilk ülkelerden biri olan Özbekistan, bağımsızlığının 20. yıl dönümünü önceki kutlamalardan daha kapsamlı bir şekilde kutlayacak. Cumhurbaşkanı İslam Kerimov, bağımsızlığın daha coşkulu bir şekilde kutlanması için kararnameye imza attı. Buna göre yayımlanan sekiz maddelik kararname kapsamında Başbakan Şavkat Mirziyoyev başkanlığında bir komisyon oluşturulacak. Bu komisyon hazırlık çalışmalarını baştan sona kadar takip edecek. Özbekistan’ın bağımsızlığının 20. yıl dönümüne atfen yapılacak kutlamalara ek olarak bir dizi yarışma, festival, spor müsabakaları ve kültürel etkinlikler tertiplenecek. Bu arada başkent Taşkent odaklı görkemli kutlama etkinlikleri ülke geneline yayılacak. Taşkent’teki kutlamaların sorunsuz ve en organizeli şekilde gerçekleştirilmesi için ise günler öncesinden hazırlıklara başlanılacak ve hazırlık çalışmalarını takibi için onlarca kişi görevlendirilecek. (Kaynak: beyazgazete.com)



Türkmenistan ile İran güvenlik ve işbirliği anlaşması imzalayacak


Türkmenistan ile İran güvenlik ve işbirliği anlaşması imzalayacak.Anlaşmanın, İran İçişleri Bakanı Mustafa Muhammed Neccar'ın bu ay içerisinde Aşkabat'a yapacağı ziyaret kapsamında imzalanması bekleniyor. İran Fars Ajansı'nın haberine göre, Bakan Neccar Türkmenistan ile İran arasındaki ikili ilişkilerin daha da geliştirilmesi ve işbirliğinin güçlendirilmesi amacıyla Aşkabat'a resmi ziyaret gerçekleştirecek. Bakan Neccar ziyareti çerçevesinde iki ülke sınır güvenliğinin sağlanmasını öngören protokole, sınır ticaretinin kurulması ve sınır bölgelerinde işbirliğinin oluşturulmasına yönelik ekonomik anlaşmalara imza atılacak. (Kaynak: haberaktuel.com)









17 Mart 2011 Perşembe

‘Dünyayı yenenlerin yenildiği savaş’ Çanakkale Zaferi
17 Mart 2011, TBD Haber http://www.turkbirdev.info
*******
******
*****
*
"Çanakkale Dövüşlerinde Vuruşan Azerbaycan Askerlerinin Hatırasına Taclandırılan Abide"

18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'nin 96. yıldönümü etkinliklerine katılmak için gelen Azerbaycan Uluslararası Diaspora Merkezi üyeleri, 1915 yılında bu topraklarda şehit olan 3 bin Azeri için Gelibolu'da anıt yaptıracak.

Beş kişilik heyet, ilk olarak Çanakkale Valiliği'ni ziyaret etti. Daha sonra Çanakkale Gazeteciler Cemiyeti'nde bir basın açıklaması yapan Azerbaycan diasporası üyeleri, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı içinde gösterilecek uygun bir yere, plan ve projesi hazır olan anıtı yaptırmak istediklerini söyledi. Türkiye ile Azerbaycan'ın ayrılmaz bir bütün olduğunu vurgulayan Merkez Başkanı İsmail Ağayev, Çanakkale'nin Geçilmez olmasında atalarının da büyük gayreti olduğunu belirtti. Her yıl Çanakkale Zaferi törenlerini yakından takip ettiklerini ve zaman zamanda katıldıklarını hatırlatan Ağayev, üzerinde "Çanakkale Dövüşlerinde Vuruşan Azerbaycan Askerlerinin Hatırasına Taclandırılan Abide" yazılı anıtı bu topraklara yapmak istedikleri kaydetti. Bunun iki ülke dostluğu pekiştireceğini söyleyen İsmail Ağayev, "Türk medyasının da destek vermesi, bizim için çok önemli. Atalarımızın kanı ve canının olduğu yerde bir anıtımızın bulunması, Azerbaycanlı vatandaşlarımızın buraya daha fazla ilgi duymasına vesile olacak." dedi. - ÇANAKKALE (Cihan Haber Ajansı)

Hava, Kara, Deniz Şehitleri ile Çanakkale Şehitleri Anıldı
Hava, Kara, Deniz Şehitleri ile Çanakkale Şehitleri, Boğaz Şehitliği’nde bu sabah düzenlenen törenle anıldı.

Şehitlik Özel Defteri’ni imzalayan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, halen devam eden görüşme sürecindeki hedefin karanlık günleri yeni nesillere yaşatmayacak, yeni çatışmaların ve şehitlerin olmayacağı, adil, kalıcı ve yaşayabilir bir çözüme ulaşmak olduğunu vurgulayarak “Ortaya çıkacak anlaşmada, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi vazgeçilmez şartımızdır” dedi.

Tören saat 10.00’da protokol sırasına göre şehitliğe çelenklerin konulmasıyla başladı. Saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı ile bayrakların göndere çekilmesinin ardından Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’ndan Kurmay Binbaşı Fatih Yasir Akkuş günün anlam ve önemini belirten konuşma yaptı. Bunu, Şehitlik Özel Defteri’nin imzalanması izledi.

Boğaz Şehitliği’nden Anıtkabir’e konulmak üzere alınan toprağın Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu tarafından Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği Geçici Maslahatgüzarı Hakan Çakır’a takdim edilmesinin ardından, tören şehitliğin gezilerek şehit kabirlerine çiçek bırakılmasıyla sona erdi.

Törene Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Hasan Bozer, Başbakan İrsen Küçük, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği Geçici Maslahatgüzarı Hakan Çakır, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Adem Huduti, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Daysal, 39’uncu Tümen Komutanı Tümgeneral Ömer Paç, 14. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral İzzet Çetinöz, Güvenlik Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Mehmet Soğancı, Yüksek Mahkeme Başkanı Nevvar Nolan, Ana Muhalefet Partisi CTP-BG Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer, bazı bakanlar, ÖRP Genel Başkanı Turgay Avcı ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

ÖZEL DEFTERE YAZILANLAR

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu Şehitlik Özel Defterine şunları yazdı:
“Aziz şehitlerimiz,

Her karışı ecdat kanıyla sulanarak Türk vatanı yapılan Kıbrıs’ta, sizden sonraki nesillere korkmadan yaşayacakları özgür bir vatan bırakmak için can verdiniz. Bugün Anavatan Türkiye’nin her alanda sağladığı destekle, özgür olarak yaşadığımız vatanımızda, sizler de emanetinizin emin ellerde olduğunu görerek, huzur içinde yatıyorsunuz.

Halen devam eden görüşme sürecindeki hedefimiz, uğrunda can verdiğimiz hür yaşama hakkımızı koruyarak, bizlerin yaşadığı karanlık günleri yeni nesillere yaşatmayacak, yeni çatışmaların ve şehitlerin olmayacağı, adil, kalıcı ve yaşayabilir bir çözüme ulaşmaktır. Ortaya çıkacak anlaşmada, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi vazgeçilmez şartımızdır.

Bugünlere ulaşmamızı sağlayan siz aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmetle ve minnetle anıyor, manevi huzurunuzda saygıyla eğiliyoruz.”

18 Mart Çanakkale Zaferi Kutlama

Tarihe ‘dünyayı yenenlerin yenildiği savaş’ geçen Çanakkale Zaferi’nin üzerinden tam 96 yıl geçti. Bu eşsiz destanı anlatmak için şimdiye kadar binlerce şiir, kitap yazıldı, onlarca film çekildi.

Fakat dışardan yazılan hiçbir şey ‘cepheden gönderilen
asker mektupları’ kadar duygulandıramadı. Maltepe Belediyesi’nin düzenlediği ‘Ana ben gidiyom düşmana karşı’ başlıklı Çanakkale Sergisi’nde sergilenen bir mektup okuyanları gözyaşına boğdu. NTV Tarih yazarı araştırmacı/koleksiyoner Dr. R. Sertaç Kayserilioğlu’nun kolleksiyonundan oluşan sergiyi 50 bin kişi gezdi.

MEKTUP ULAŞTI, ŞEHİT OLDU

Vatan'ın haberine göre, Gümüşhane’nin Şiran ilçesinden Üsteğmen Zahit, cephede kurşun yağmurları altında savaşırken Aziziye ilçesinin Kılıç Mehmet Bey köyünden Ahmet Efendi’nin kızı, eşi Hanife Hanım’a bir mektup yazmıştı. Üsteğmen Zahit, ‘vasiyetim’ dediği mektubu yazdıktan kısa bir süre sonra 9 Ocak 1916’da şehit oldu. Yıllar sonra ortaya çıkan o mektubun içinden şehit üsteğmenin küçük kızı Nahide’nin kırmızı kurdelayla bağlı bir tutam saçı da çıkmıştı. İşte o mektuptan duygu dolu satırlar...

YÜKSEK SESLE AĞLAMA
“Bu günlerde her zamankinden daha önemli muharebelere gireceğiz. Bilirsin , her muharebeye giren ölmez. Fakat eğer ben ölürsem sakın gam yeme... Beni ve seni yaratan Allah bizi nasıl dünyada birbirimize nasib etti ise , benden
şehitlik rütbesini esirgemediği taktirde , elbette , ruhlarımızı da birbirine kavuşturur. Vatan yolunda şehit olursam bana ne mutlu. Ancak , sana bir vasiyetim var : Birincisi benim için kat’iyyen ağlama... eşyamın listesi ilişikte. Bunları sat , ele geçecek paradan “mihr-i muaccel” ve “mihr-i müeccel” ini al , üst tarafı ile bana bir mevlüt okut. Eğer bunlar sana borcumu ödemezse hakkını helal et ve ilk gece aramızda geçen sözü unutma... vasiyetimi aldığınız zaman yüksek sesle ağlamanıza razı değilim.”