9 Ekim 2010 Cumartesi

9 Ekim 2010, TBD-Haber http://www.turkbirdev.info/

Başlıklar:
  • Azerbaycan-Türkiye müsabakası 12 Ekim'de
  • Nazarbayev Türk şirketlerini Kazakistan'a yatırım yapmaya davet etti
  • Kırgızistan yarın sandık başına gidiyor
  • KKTC'ye 220 milyon dolarlık turizm yatırımı
  • KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu, Schulz'la buluştu
  • Özbekistan'ın BM temsilcisi: Aral milyonların problemi
  • 'Türkmenistan ekonomisi sadece doğalgaza bağlı değil'
  • Türkmenistan'da 27 yaşını geçenler askere alınmayacak

Azerbaycan-Türkiye müsabakası 12 Ekim'de
2012 Avrupa Şampiyonası Elemeleri A Grubu'ndaki 4. maçında Azerbaycan'la karşılaşacak olan Türkiye Milli Takımı, THY'ye ait bir uçakla bugün Berlin'den Bakü'ye hareket etti.

Azerbaycak'da İlk çalışmasını yarın saat 13.30'da (TSİ) yapacak olan Milli Takım, Bakü'de Hyatt Park Hotel'de konaklayacak. 11 Ekim Pazartesi günü saat 16.15'te Teknik Direktör Hiddink ve iki oyuncunun katılımıyla Tevfik Behramov Stadyumu'nda bir basın toplantısı düzenlenecek.

Azerbaycan-Türkiye müsabakası 12 Ekim'de Tevfik Behramov Stadyumu'nda saat 18.00'de (TSİ) oynanacak. Rumen hakem Aleksandru Dyakonu'nun düdük çalacağı karşılaşmada, yardımcı hakemler Adrian Vidan ve Radu Ghinguleac olacak. Dördüncü hakemlik görevini ise Sebastyan Koltesku üstlenecek.


A Milli Takım kafilesi, 13 Ekim Çarşamba günü saat 09.00'de THY'ye ait uçakla Bakü'den İstanbul'a dönecek.


Milli Takım'ın Azerbaycan maçı için belirlenen antrenman programı ise şöyle;
Yarın: 13.30 FK Baku Kulübü Tesisleri (Medyaya 15 dak. açık)
11 Ekim Pazartesi: 17.00 Tevfik Behramov Stadyumu (Medyaya 15 dak. açık)
(Kaynak: Samanyolu haber)




Nazarbayev Türk şirketlerini Kazakistan'a yatırım yapmaya davet etti
Kazakistan' a 3 günlük resmi ziyaret gerçekleştiren Türkiye Büyük Millet Meclisi(TBMM) Başkanı Mehmet Ali Şahin, bu ülkeden ayrıldı.


Ziyaretinin son gününde başkent Astana'yı gezen Şahin, havaalanında ayrılmadan önce basın mensuplarına gezisini değerlendirdi. Şahin, Kazakistan temaslarının çok verimli geçtiğini söyledi. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev ile görüşmesinde, Nazarbayev'in Türk şirketlerini Kazakistan'a yatırım yapmaya davet ettiğini söyleyen Şahin, sadece inşaat alanında değil, petrol, enerji ve tarım alanında da Türk şirketlerine yatırım imkanları olduğunu belirtti.

Kazakistan'da yaşayan ve çalışan Türk vatandaşların karşılaştıkları sorunları başta vize olmak üzere yetkili makamlara ilettiklerini vurgulayan Şahin, "Zaman zaman uygulamalardan dolayı sıkıntılar yaşanabilir. Var olan sorunların çözülmesi için komisyon kurulmasını teklif ettim" dedi.

Şahin, Kazakistan'ın AGİT başkanlığı ve gelecek yıl da İslam Konferansı Teşkilatı'na başkanlık edecek olmasının kendilerini oldukça memnun ettiğini söyledi. (Kaynak: SonDakika)




Kırgızistan yarın sandık başına gidiyor
Kırgızistan, yarın milletvekili genel seçimi için sandık başına gidecek.


5 milyon 328 bin nüfuslu Kırgızistan;da, yurt içinde 2 milyon 836 bin 567, yurt dışında ise 76 bin 557 seçmen, 2 bin 289 sandıkta oy kullanacak. 120 sandalyeli meclise girmek için 3 bin 480 adayın yarışacağı seçimlerde, oy verme işlemi yarın yerel saatle saat 08.00'de (TSİ 05.00) başlayacak, akşam saat 20.00'de sona erecek.

Merkez Seçim Komisyonu, ilk seçim sonuçlarını, sandıklar kapandıktan 3 saat sonra duyurmaya başlayacak.

Seçime girecek partilerin milletvekili çıkarabilmesi için, ülke genelinde yüzde 5, bölgelerde ise yüzde 0,5'lik barajı aşması gerekiyor.

Seçim yasasına göre, her bir partiden meclise en fazla 65 milletvekili girebilecek. Bir partiden 65'ten fazla milletvekili adayının seçimi kazanması durumunda, o partinin "fazla milletvekilleri", komisyon tarafından rezervde tutulacak.

Cumhurbaşkanı, Haziran ayında referandumla kabul edilen ve parlamenter sisteme geçilmesini öngören anayasaya göre, mecliste büyük çoğunluğu elde edecek partiye hükümeti kurma yetkisini verecek.

Seçimlere katılan 29 partiden Ata-Meken Sosyalist Parti, Sosyal Demokrat Parti, Ata Jurt Partisi, Ar-Namıs Partisi, Cumhuriyet Partisi, Ak Şumkar Partisi yanısıra Birlik (Bütün) Kırgızistan Partisi, Zamandaş Partisi, BEK Partisi dikkat çekiyor.

Seçime katılacak 29 partiden 26'sı mevcut parlamenter sistemi değiştireceklerini ve devlet başkanlığının yetkilerini genişleteceklerini belirtiyor.


ULUSLARARASI GÖZLEMCİLER
Milletvekili seçimlerini, Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Parlamenter Asamblesi ile buna bağlı kurumlar başta olmak üzere, Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) Parlamenterlerarası Asamblesi, Avrasya Ekonomik Örgütü (EVRAZES), ABD'den Uluslararası Seçim Sistemleri Fonu, Uluslararası Cumhuriyet Enstitüsü ile Milli Demokratik Enstitüsü, Seçim İzleme (ESONV/ ENEMO) Avrupa Ağı, Türk dili konuşan ülkeler Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA), Avrupa Parlamentosu'nun da aralarında bulunduğu 32 kurum ve kuruluş ile 52 ülkeden, toplam 850 uluslararası gözlemci izleyecek. (Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/dunya/16001528.asp )



KKTC'ye 220 milyon dolarlık turizm yatırımı
Dünyada 10 ülkede benzerlerinin bulunduğu belirtilen turistik tesis ve eğlence merkezi "Wonderland"ın (harikalar diyarı) 11’incisi KKTC’de Gaziveren sahilinde kurulacak.

19:41 09 Ekim 2010
Sahilde, 70 dönümlük arazi üzerinde, Türk, İngiliz ve Amerikan ortaklığındaki Ilbe Trading tarafından 220 milyon dolarlık yatırımla hayata geçecek tesisin temelinin, KKTC’nin 27. kuruluş yıldömümü olan 15 Kasım’da atılması hedefleniyor.KKTC Bakanlar Kurulu’nca arazi tahsisi geçtiğimiz günlerde yapılan Wonderland;ın inşaatının uzmanlık gerektiren bazı bölümlerini Amerikalı ve Hollandalı firmalar yürütecek.KKTC Turizm, Çevre ve Kültür Bakanı Kemal Dürüst, bugün, tanınmış turizmcilerinden biri ve halen Girne’deki Mercure Hotel;in işletmecisi de olan Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi (DEİK) Başkanı Mustafa Gürbüz’ün ortağı olduğu Ilbe Trading;in yapacağı Wonderland için tahsis edilen araziye giderek yatırımla ilgili basına bilgi verdi; yatırımcı şirketin yetkilileri ve köylülerle görüştü.


DÜRÜST: "YATIRIMLAR İLK KEZ BU BÖLGEYE YÖNLENDİRİLDİ"
Bakan Dürüst, Güzelyurt ve Lefke;ye bugüne dek çeşitli gerekçelerle ciddi yatırım gelmediği için güzelliğin de fark edilmediğini belirterek, ülkeye gelen yatırımların ilk kez bu bölgeye yönlendirildiğini belirtti.Tesisin 220 milyon dolarlık yatırımla hayata geçeceğini kaydeden Dürüst, 5 yıldızlı otelin çok kapsamlı eğlence merkezini de barındırarak günübirlik turizmde, Güney Kıbrıs’tan KKTC’ye ciddi akış sağlamasının hedeflendiğini anlattı.Dürüst, yatırımcının arazi ıslahıyla işe başladığını; Bakanlar Kurulu kararına göre, 6 ay ile 1 yıl içinde yeterli yatırım gerçekleştirmediği taktirde arazinin ellerinden derhal alınacağını belirterek, "Ama görüyorum ki olay ciddiye alınmış ve ön tahsis gerçekleştikten 2-3 gün sonrasında ciddi bir çalışma burada başlamıştır. Hedef, 15 Kasım Cumhuriyet Bayramımızda burada bir temel atılmasıdır" dedi.Her türlü tarım ürünü için elverişli toprak bulunan bölgede bu yatırımın üreticileri besleyeceğini; ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkıda bulunacağını vurgulayan Kemal Dürüst, roller coaster sisteminin de bulunacağını; böyle bir yatırımın ilk kez uygulanacağını ifade etti.


"GÜNEY KIBRIS ALMAK İÇİN ÇOĞ UĞRAŞTI"
KKTC Turizm, Çevre ve Kültür Bakanı Kemal Dürüst, Güney Kıbrıs;ın bu yatırımı almak için çok mücadele ettiğini de belirterek, “Güney Kıbrıs;taki yönetim, bu yatırımı oraya çekebilmek için üstün mücadeleler ortaya koydular ama bizim gerek ilgili bakanlıklar gerekse yatırımcının kararlılığıyla ve Anavatan Türkiye;nin desteğiyle dünyada 10 tane daha eşi olan bu yatırımın 11;incisi buraya yapılacaktır" diye konuştu.Yatırımın kimseye zararı olmayacağını ifade eden Dürüst, ekonomik, sosyal, kültürel kalkınma getireceğini; eğlence merkezinin 2 yıl sonra; 3. yılın sonunda ise tesisin tümünün tamamlanacağını bildirdi.Dürüst, yurt dışından turist taşıyacak bir tesis olacağını kaydederek, tüm tur operatörlerinin de bu yatırıma turist taşımasının hedeflendiğini söyledi.Bu yatırımla Güzelyurt-Lefke bölgesinin ciddi anlamda motive olacağını vurgulayan Dürüst, buradaki arazilerin değer kazanacağını, iş sahalarının daha da gelişeceğini, başka yatırımcıların girişimine motivasyon sağlayacağını; en önemlisi de 1500 yatak kapasiteli, 800 odalı bu tesisin bölgede üretilen çilek, patates, üzüm, karpuz ve diğer ürünler için iyi bir pazar olacağını kaydetti.Kemal Dürüst, yatırımın ülke insanının yüzünü güldüreceğini ve kalkınmaya vesile olacağını ifade ederek, "Yanlış bir adım olmadığını ve çok doğru bir kararla bu yatırımın yapılacağını 2 yıl sonra KKTC halkı görecektir" dedi.Lefke Avrupa Üniversitesi (LAÜ) ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) kampüslerinin ortasında yer alacak turistik tesisin bölgeye farklı yatırımları da çekeceğini belirten Dürüst, sörf turizmi ve dalgıç okullarını örnek verdi.Bu yatırımla, hiçbir şekilde hayvan üreticisi ve çiftçilerin mağdur edilmeyeceğini, yatırımcının tesis açılmadan bölgedeki üreticilerle bir araya gelerek kimden ne ürün alacağını görüşeceğini bildiren Kemal Dürüst, en önemlisinin de tesisin bölgedeki işsizlik sorununa çözüm getireceğini vurguladı.Tesis için 50-60 dönümlük bir arazinin ön tahsisinin yapıldığını belirten Dürüst, tüm halkın 2 yıl sonra yararlanacağı muazzam bir tesis ortaya çıkacağını; turizmin nimetlerinden tüm halkın yararlanmasını istediklerini; Turizm Master Planı;yla da bunu amaçladıklarını anlattı.


OKTAY: "15 KASIM'DA TEMEL ATILACAK"
Mercure Otel Genel Müdürü ve Wonderland Proje Koordinatörü Serdar Oktay da, yatırımın ön tahsisini alır almaz arazide çalışmalarına başladıklarını, 10 gün içinde ıslah ve telleme işlemlerinin tamamlanacağını söyledi.Oktay, ardından projelerin bakanlığa sunulacağını ve temelin de 15 Kasım;da atılacağını açıkladı.2 yılda tamamlanacak tesisin toplam 70 dönümlük araziye kurulacağını belirten Serdar Oktay, iki bölümden oluşacak yatırımda otel yanında dünyada benzerleri Disneyland diye adlandırılan “eğlence parkı" konseptinin benzerinin gerçekleştirileceğini anlattı.Tesisin benzerinin Ortadoğu;nun hiçbir ülkesinde bulunmadığını ifade eden Oktay, yapılacak yatırımla ilgili şu bilgileri verdi: "Bu tesisle biz bölgeye eğlence parkı kısmında 800, otel kısmında da 500 kişilik istihdam yaratıyoruz, yıllık 100 bin civarında da ziyaretçi bekliyoruz.Roller coaster denilen havada rayla hareket eden tesis, 1 kilometre uzunluğundadır. Dünyada şu anda en uzun roaller coaster 1 kilometredir, bunun aynısını burada ve 3 tane yapıyoruz. Tesis için birçok yerden teklif aldık.Macaristan, Gürcistan, Soçi;den, Polonya, Makedonya'dan teklifler aldık ama arzu ederiz ki KKTC'de bu tesisi en kısa zamanda hayata geçiririz."

"ÜRETİCİLERE DOKUNULMAYACAK
"Serdar Oktay, köylülerin mandıralarla ilgili kaygıları konusunda ise, tesisin mandıraların en az 200 metre uzağında olacağını ve hiçbir hayvan üreticisine dokunulmadan yapılacağını kaydederek, içinde su parkı bulunacak ve eğlence konseptiyle inşa edilen tesisin zaten doğal hayatı koruma amacı bulunduğunu kaydetti.Gaziveren Muhtarı Celal Öz ise, gazetecilerin sorusu üzerine, yatırımın köylüler ve ülke adına iyi olacağını ama mandıraların varlığının ileride sorun yaratabileceği ve yer değiştirmelerinin istenebileceği endişesini taşıdıklarını söyledi. (Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/Ekonomi/)



KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu, Schulz'la buluştu
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, adada temaslarda bulunan Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalist Grup Başkanı Martin Schulz'u kabul etti.

Cumhurbaşkanlığındaki görüşmede açıklama
.
Schulz, dün de Kıbrıs Rum kesiminde temaslarda bulunmuştu.

Rum basınına göre, Schultz, Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas ve Kıbrıs Rum siyasi parti liderleri ile dün yaptığı görüşmelerde, Avrupa Parlamentosu Hukuk Komitesi'nin gündemine gelecek olan Kıbrıslı Türklere yönelik “Doğrudan Ticaret Tüzüğünü” de ele aldı. (Kaynak: Hurriyet)



Özbekistan'ın BM temsilcisi: Aral milyonların problemi
Özbekistan'ın Birleşmiş Milletler(BM) Daimi Temsilcisi Murat Askarov, Aral Gölü probleminin sadece biz kaç yüz bin kişinin değil, milyonların problemi olduğunu söyledi.

Askarov kurumaya yüz tutan gölün, çevre ve insan yaşamı üzerinde kalıcı olumsuz etkiler bırakmaya devam ettiğini dile getirdi. BM'de konuşan Askarov sorunun önüne geçmede Orta Asya'daki mevcut su kaynaklarının belli bir sorumluluk perspektifinde kullanılmasına özen gösterilmesi gerektiğine dikkat çekti. Askarov ayrıca Orta Asya ülkelerinin bu konuda üstlendikleri sorumluluğu göz ardı etmemesi gerektiği hatırlatmasında bulundu.

Aral Gölü'nün kurumasıyla oluşan ekolojik sorunun, insanların bölgedeki mevcut su potansiyellerine sorumsuzca yaklaşmasından kaynaklandığını dile getiren Askarov, Aral Gölü hacminin 7 defa küçüldüğünü ve göle girmesi gereken suyun da 13 defa azaldığını hatırlattı.
Özbek diplomat, bu konuda gölü ve bölgeyi besleyen Serderya ve Amuderya nehirlerindeki su seviyesini olumsuz etkileyecek, faaliyetlerin ise aynı zamanda bölgenin karşı karşıya olduğu ekolojik sorunu daha da derinleştirme ve mevcut yangına üfleme anlamına geleceğini dile getirdi. (CİHAN)


'Türkmenistan ekonomisi sadece doğalgaza bağlı değil'
Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov bugün düzenlediği basın toplantısında, ülke ekonomisinin sadece doğalgaza bağlı olmadığını kaydetti. Türkmenistan İlimler Akademisinde yapılan basın toplantısına yerli ve yabancı çok sayıda gazeteci katıldı.

Gazetecilerin BM Genel Kurul toplantısı ile ilgili sorularına ağırlıklı olarak cevap veren Türkmen lider, enerji güvenliği, ülkede demokratikleşme süreci ve çevre sorunu ile ilgili meselelere de değindi.

Berdimuhamedov, ülke halkının yaşam seviyesinin güvence altında tutulması için devlet tarafından büyük destek sağlandığını belirtti. Ülke halkına, birçok kolaylıkların sağlandığını, elektrik, doğalgazın, kişi başına belli ölçüde benzinin bedava verildiğine dikkat çeken Berdimuhamedov, ülke ekonomisinin sadece doğalgaza bağlı olmadığını da vurguladı.
Herkesin enerji kaynakları zengin olan Türkmenistan'ın doğalgaz satarak, para kazandığını düşündüğünü belirten Berdimuhamedov, "Doğalgaz dışındaki sektörleri de geliştirerek, ülke ekonomimizi çeşitlendiriyoruz. Buna örnek olarak, 9 ay hiç kimseye gaz satmadık. Ancak gelirimiz iki kat arttı. Bunu ekonomimizi çeşitlendirme yoluyla elde ettik." diye konuştu.
Gurbanguli Berdimuhamedov, bir Türk gazetecinin; "Türkmenistan enerji kaynaklarını çeşitli yollarla dünya piyasasına ulaştırılmasına büyük önem veriyor. Ülkenin buna doğalgazı yetecek mi?" yönündeki sorusuna, "Kardeş bu soruya Türkiye'de de cevap verdim' diyerek yanıtladı. Türkmenistan'ın enerji kaynaklarının zengin olduğunu kaydeden Berdimuhamedov, uzmanların hesaplamalarına göre, Türkmenistan'ın doğalgaz rezervinin 24,6 trilyon metreküp olduğunu ifade etti.

Türkmenistan'da enerji sektörünün geliştirilmesini öngören 2030 yılı kapsayan program çerçevesinde doğalgaz ve petrol üretimini arttırmayı hedeflediklerini kaydeden Berdimuhamedov, "Türkmenistan'da zengin doğalgaz yatakları var. Hazar'ın Türkmen kıyısında Malezya'nın Petronas şirketi 5 milyar metreküp doğal gaz üretti. Bunu gelecekte 10 milyara çıkarmayı hedefliyor. İngiliz şirketinin verilerine göre, 18 trilyon metreküp rezervi bulunan Güney Yolöten-Osman yatağını sanayiye kazandırmak için 9,7 milyar dolarlık anlaşmalar imzalandı. Çin şirketi, Amuderya nehri kıyısında dev doğalgaz yatağı buldu." dedi.
Türkmen lider, bir yabancı gazetecinin Türkmenistan'da yeni siyasi partiler ve bağımsız gazetelerin kurulmasına yönelik sorusuna, "Türkmen vatandaşların siyasi parti kurmasında problem yok. Yeni partilerin kurulması önemli bir konudur." diye ekledi.
Basın toplantısında enerji güvenliği ve BM Genel Kurulu'nun 65. dönem toplantısında Enerji Konseyi'nin kurulmasına yönelik teklifini değerlendiren Berdimuhamedov, Enerji Konseyi'nin kurulması teklifinin geleceğe yönelik bir öneri olduğunu belirtti.

Berdimuhamedov, BM Genel Kurulu toplantısında Aşkabat'ın yeni dış politikası çerçevesinde enerji hatlarının güvenliğini de gündeme getirmişti. Berdimuhamedov, BM Enerji Konseyi'nin kurulması aşamasında, enerji kaynakların istikrarlı sevkiyatı için uluslararası bir mekanizma geliştirmek amacıyla BM himayesinde uzman gurubunun oluşturulmasını teklif etmişti.
(CİHAN)

Türkmenistan'da 27 yaşını geçenler askere alınmayacak
Türkmenistan'da askerlik yapmanın yaş sınırı 27'ye düşürüldü. Daimi tarafsızlık statüsü olan ülkede zorunlu askerlik süresi 24 ay.

Türkmenistan'da askerlik yapmanın yaş sınırı 27'ye düşürüldü. Daimi tarafsızlık statüsü olan ülkede zorunlu askerlik süresi 24 ay.

Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov askerlikle ilgili yeni düzenlemeyi imzaladı. Buna göre askerlik yapmanın en yüksek yaş sınırı 27'ye getirildi. Yeni düzenleme de askerliğe çağırma yaşı 18 olarak belirlendi. Herhangi bir sebepten askerlik vazifesini yapamayan birerin yaşı 27'yi geçerse askerlikten muaf tutulacak.

Ayrıca ülkede iki ve daha fazla çocuk sahibi olanlar ve yakın akrabalarına bakmakla yükümlü olanlar, askerlikten muaf tutuluyor. Eskiden 30 yaşını dolduran vatandaşlar, askerlikten muaf tutuluyordu.

2008 yılında üniversite mezunları için 18 ay olan askerlik süresi 12 aya indirilmişti. (kaynak: Beyazgazete)

3 Ekim 2010 Pazar




3 Ekim 2010, TBD-Haber http://www.turkbirdev.info/


3 Ekim Türk Dünyası Günü Kutlu olsun


Başlıklar:
  • 3 Ekim Türk Dünyası Günü Kutlandı
  • Azerbaycan seçim: Uzmanlar iktidar değişmez diyor
  • Kazakistan AGİT zirvesine hazırlanıyor
  • Kazakistan-Ukrayna ortak uçak yapacak
  • Otunbayeva: Kırgız ile Özbek halkları barışmalı
  • TC-KKTC İşbirliği
  • Londra'da KKTC 'ye Özgürlük mitingi
  • Özbekistan, yeni demir yolu hattıyla denize açılacak
  • Özbekistan biyometrik pasaporta geçiyor
  • ‘AB’yle ilişkiler kronolojisi’ en dikkat çekici ülke Türkiye
  • Türkmenistan manatı, Orta Asya'daki en değerli para
3 Ekim Türk Dünyası Günü Kutlandı
Türk Dünyası ilişkilerinin geliştirilmesi için Türk Cumhuriyetleri Devlet Başkanları 10. Zirvesi'nde her yıl kutlanması kararlaştırılan 3 Ekim Türk Dünyası Günü, Ankara'da kutlandı.

Milli Kütüphane'deki konferans salonunda gerçekleştirilen programa Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Dr.
Mustafa İsen, BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu, Milli Kütüphane Başkanı Tuncel Acar, Avrasya Yazarlar Birliği Genel Başkanı Yakup Deliömeroğlu, Türk Dili konuşan ülkelerin elçilik görevlileri ve vatandaşlar katıldı.
Programda konuşan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Dr.
Mustafa İsen, yapılan çalışmaların 1992'de başlayan 18 yıllık değil 150-200 yıllık bir rüya olduğunu söyledi. Türk Dünyası Günü'nün dilde, fikirde ve işte başlayan hayallerin gerçekleşmesi anlamına geldiğini ifade eden İsen, "Bu hayaller 18 yıl ile sınırlandırılmamalı. Çok daha büyük hayal ve emeklerin yattığı serüvenin hayalidir bu gün." dedi.
Milli Kütüphane Başkanı Tuncel Acar ise
İstanbul'da gerçekleştirilen Türk Cumhuriyetleri Devlet Başkanları 10. Zirvesi'nde alınan kararla bugünlere gelindiğini hatırlattı. Acar, "Türk Cumhuriyetinin ve Türk Dünyası'nın dil, kültür, tarih ve ortak siyaset bağlantılarının canlandırılması, kürsel ve ekonomik ortaklıkların önemi artmıştır. Çağımızda yalnızca ekonomik boyutuyla değil çok yönlü stratejik ilişkilerin gelişmesi açısından tarihi bir dönüm noktası özelliği taşımaktadır." ifadelerini kullandı.
Acar'ın ardından programda söz alan Avrasya Yazarlar birliği Başkanı Yakup Deliömenoğlu ise çok güzel bir günde çok üst düzey bir heyecan yaşadığını söyledi. Rahmetli
Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın girişimleriyle ilk adımların atıldığını ifade eden Deliömeroğlu, Türk Dünyası'nın kendini ifade edecek bir iradenin ortaya konulduğunu belirtti. (Cihan Haber Ajansı) 02.10.2010 16:38)

İlgili Video ve yazılar:
-
http://haberiniz.com/index.php?option=com_content&task=view&id=19167&Itemid=172
-
http://www.ayb.org.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=131&Itemid=1


Azerbaycan'da seçim: Uzmanlar itidar değişmez diyor
Azerbaycan genel seçimlere gidiyor. 4 milyon seçmen, 7 Kasım'da Meclis'in 125 üyesini belirleyecek. Seçimler öncesinde Halk Cephesi Partisi, Musavat Partisi ile birleşme kararı aldı. Azerbaycan Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Hatem Cabbarlı seçimlerin ülkede kırılmaya yol açmayacağını belirtti.

Azerbaycan'da 7 Kasım'da yapılacak seçimler öncesinde ülkede fazla bir seçim heyecanı yok. Ülkede iktidar Yeni Azerbaycan Partisi'nin elinde. Musavat Partisi ile Halk Cephesi Partisi de önde gelen muhalafet partileri arasında yer alıyor. Halk Cephesi Partisi 25 Eylül'de yapılan kurultayında Musavat Partisi ile birleşme kararı aldı. Halk Cephesi Partisi'nin birleşme kararına Musavat Partisi başkanı İsa Kamber sıcak baktığını ifade etti ve görüşmelere açık kapı bıraktı.

Seçimler öncesinde muhalefetteki Halk Cephesi Partisi'nin Karabağ konusundaki tutumu da netleşti. Azerbaycan'ın önde gelen gazetelerinden Yeni Musavat gazetesinin haberine göre Halk Cephesi lideri Ali Kerimli, Karabağ sorununda, çözümün tarafların demokratikleşmesine bağlı olduğunu, otokrat Azeri ve Ermeni yönetimlerce sorunların sürümcemede kalacağını ifade etti.

Azerbaycan Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Hatem Cabbarlı seçimlerde meclisin yarı yarıya yenilenebileceğini söyledi. Ancak Cabbarlı'ya göre seçimler ülkede önemli bir kırılmaya yol açamayacak. (Kaynak:
http://www.ulusalkanal.com.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=17349:uzmanlar-ktdar-demez-dyor&catid=60:mektup-koeesi )



Kazakistan AGİT zirvesine hazırlanıyor
Kazakistan'ın başkenti Astana'da yapılacak Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Zirvesi'ne hazırlıklar, toplantıya iki ay gibi bir süre olmasına rağmen hız kazandı.

Astana Valiliği 1-2 Aralık tarihlerinde yapılacak AGİT zirvesine gelecek devlet ve hükümet başkanlarını karşılamak için çalışmalarını yoğunlaştırıldı. Astana'nın merkezinde villaların olduğu bir mahalle, ''AGİT Köyü'' haline getirilmek ve liderleri misafir etmek için boşaltıldı. Astana Valisi İmangali Tasmagambetov, 1-2 Aralık günlerinin, trafik yoğunluğu yaşanmaması için tatil ilan edildiğini açıkladı.Valilik, 1-2 Aralık tarihlerinde zorunlu olarak trafiğe çıkacak araçların da özel izinli kartları almak zorunda olduklarını belirtti. Zirve'nin ilk gününde Astana Havalimanı'na yaklaşık 70 uçağın inmesinin beklendiğini belirten Tasmagambetov, Astana Uluslararası Havalimanı'na yeni terminaller yapılacağını ifade etti.Astana Valisi İmangali Tasmagambetov, ''Her şey en ufak ayrıntılarına kadar hazırlanmalı. AGİT Zirvesi, Kazakistan için önemli bir organizasyon'' dedi.
AA


Kazakistan-Ukrayna ortak uçak yapacak
Kazakistan ve Ukrayna'nın, Kazakistan'da ortak uçak üretimi gerçekleştirecekleri bildirildi. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in 14 Eylül'de Ukrayna'yı ziyareti sırasında Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç'le yaptığı görüş me sırasında iki ülkenin uçak üretimi için bir ortaklık oluşturması masaya yatırıldı.

ASTANA - AA - Kazakistan ve Ukrayna'nın, Kazakistan'da ortak uçak üretimi gerçekleştirecekleri bildirildi. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in 14 Eylül'de Ukrayna'yı ziyareti sırasında Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç'le yaptığı görüş me sırasında iki ülkenin uçak üretimi için bir ortaklık oluşturması masaya yatırıldı. Kiev ile Astana arasında varılan anlaşma üzerine Kazakistan'da uçak üretiminin gerçekleştirilmesi için uygun yer aranmaya başladı. İki ülke yetkililerinin Kazakistan'ın başkenti Astana yakınlarında projenin gerçekleştirilmesini birinci öncelik olarak ele aldıkları öğrenildi. Ukrayna Sanayi Bakan Yardımcısı Konstantin Kucher de yaptığı açıklamada, "Biz uçak üretimi için Kazakistan'da ortak bir girişim oluşturmaya karar verdik. Şu anda konu ile ilgili hazırlıkları tamamlayıp belgeleri oluşturuyoruz. Çok yakın bir tarihte uçak üretimine start verileceğine inanıyorum" dedi. (Kaynak:
http://www.turkiyegazetesi.com.tr/HaberDetay.aspx?NewsID=729723)


Otunbayeva: Kırgız ile Özbek halkları barışmalı
Kırgızistan'ın Issık Göl eyaletinin Çolpon-Ata kentinde düzenlenen Etniklerarası Diyalog, Uzlaşma ve Hoşgörü Konferansı sona erdi.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Roza Otunbayeva ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun eşbaşkanlık yaptığı ve ülkedeki etnik grupların katıldığı konferansta sonuç bildirisi kabul edildi. Konferansın kapanış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Otunbayeva, Türkiye tarafından düzenlenen konferansın çok verimli geçtiğini belirtti. Otunbayeva, barış ve uzlaşı kelimelerinin sadece bu tür konferanslarda dile getirilmemesi gerektiğini ifade ederek, ''Barış hayatımızın anlamı olmalı. Barışı çocuklarımıza öğretmeliyiz. Barış ve uzlaşı okullarda ders olarak okutulmalıdır. Kırgız ile Özbek halkları mutlaka barışmalıdır, eski günleri hatırlamalı, birbirine ziyarete gitmeli. Korkmak, eve kapanmak, yaşam bu değil. Biz bunu istemiyoruz'' diye konuştu. Polislerin maaşının artırılmasının ardından öğretmenlerin maaşına da zam yapacakları sözünü veren Otunbayeva, 10 Ekim Pazar günü yapılacak seçimden sonra, burada alınan kararların yerine getirilmesi için yeni hükümetin elinden geleni yapacağını belirtti. Otunbayeva, konferansa katılanlardan, gençlere ve kadınlara yaklaşımlarında özenli olmalarını, barışçıl ve iyilik dili kullanmalarını istedi. Genel seçimlere değinen Otunbayeva, güvenlik önlemlerinin artırılacağını, seçim gününde ve sonrasında kimsenin istikrarı bozmasına izin verilmeyeceğini bildirdi. Etnik grupların sıkıntılarının da ele alındığı konferansta kabul edilen sonuç bildirisinde, ''kardeş Türkiye halkına'' teşekkür edildi. Bildiride, Kırgızistan'da etnik barışın tesisi için, ülkede yaşayan her vatandaşın barışa katkı sağlaması gerektiği ifade edildi. Kırgız diline okullarda önem verilmesinin gerektiği belirtilen bildiride, ülkenin bütünlüğü ve halkın barışının korunması gerektiği vurgulandı. Ayrıca 10 Ekimdeki milletvekili seçimlerinin dürüst ve demokratik bir atmosferde geçmesi için partilerden, halkın ve devletin çıkarlarını gözetmeleri çağrısında bulunuldu. Issık Gölü kıyısındaki Çolpon-Ata kentinde bir gün süren konferansa, Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Hakkı Akil, TİKA Başkanı Musa Kulaklıkaya, Dışişleri yetkilileri, Kızılay Genel Müdürü Ömer Taşlı ile Kırgızistan'ın kabine üyelerinin yanı sıra ülkedeki Ahıska Derneği'nin Başkanı Murafaddin Sakimov ve üyeleri, Özbek ile Kırgız liderleri, Müslüman ve Hristiyan toplum liderleri, sivil toplum örgütleri ile Türk öğretmenler katıldı. Konferansın açılışını, Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı'nın (CICA) başkanlığını yürüten Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Kırgızistan Cumhurbaşkanı Otunbayeva yaptı. Türkiye tarafından düzenlenen konferansta, Kırgız ile Özbek halkları arasında barışın sağlanması hedeflendi. Kırgızistan'ın güneyinde haziran ayında 5 gün süren çatışmada, 408 kişi ölmüş, 1500 kişi yaralanmıştı. Etnik çatışmada, 2500 ev, işyeri ve devlet binası yakılmıştı. (Kaynak: haber7 / Tarih/Saat: 03 Ekim 2010, 06:55:06 /
http://www.haber7.com/)


TC-KKTC İşbirliği

Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisinin, Anavatan Türkiye’nin desteği ve kurumlarıyla gerçekleştirilen ticaretle ayakta durduğunu söyledi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde temaslarda bulunan Ordu’nun Fatsa İlçesi Belediye Başkanı Hüseyin Anlayan ile Tayfun Karataş Başkanlığındaki Ticaret ve Sanayi Odası heyeti, Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun’u ziyaret etti.
Tayfun Karataş ziyarette yaptığı konuşmada temaslarının amacını, “Fatsa ilçesinde üretim yapan firmalara Pazar aramak” olarak açıkladı.
Yöresel ürünlerine Pazar bulmayı hedeflediklerini belirten Karataş, bu çerçevede ticari faaliyetlerini artıracaklarını söyledi.
Belediye Başkanı Hüseyin Anlayan da hedeflerinin Fatsa’da ciddi üretim yapan firmaların pazar payını artırmak olduğunu kaydetti.
Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Ali Çıralı ise Fatsa’dan gelen yetkililer ve iş insanları ile ikili görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirterek bu görüşmelerin önümüzdeki günlerde yapılacak işbirliğine temel teşkil ettiğini söyledi.
Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun da konuşmasında Anavatan Türkiye ile devam eden işbirliğinin önemine değindi.
Ali Çıralı başkanlığındaki Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın ekonominin geliştirilmesi hedefiyle sürdürdüğü faaliyetlerden de övgüyle söz eden Atun, Odanın, Anavatan Türkiye ile ticari işbirliğini koordine ettiğini söyledi.
Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında bir gümrük birliği protokolünün mevcut olmadığını, buna rağmen yasal mevzuatların bulunduğunu anımsatan Atun, bu mevzuatlar sayesinde iki ülke arasındaki ticaretin kolaştırıldığını kaydetti.
Doğrudan ticaret tüzüğünün hayata geçirilmesiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti iş insanının rahat bir nefes alacağına da dikkati çeken Atun, hükümet olarak Türkiye ile işbirliği içinde bu konudaki çalışmaları sürdürdüklerini belirtti.
Atun, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisinin, büyük oranda Anavatan Türkiye’nin desteği ve bağlı kurumlarıyla gerçekleştirilen ticaretle ayakta durduğunun da altını çizdi. (Kaynak:
http://www.brtk.net/index.php?option=com_content&view=article&id=13005:tc-kktc-brl&catid=1:kktc&Itemid=3)



Londra'da KKTC 'ye Özgürlük mitingi
Kuzey Kıbrıslı Türkler, Başbakanlık binası önünde düzenledikleri gösteride tanınma çağrısında bulundular

İngiltere'nin başkenti Londra'da yaşayan Kuzey Kıbrıslı Türkler, Başbakanlık binası önünde düzenledikleri gösteride Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) tanınması çağrısında bulundu.
Londra'nın ünlü Trafalgar Meydanı'ndan toplanan Kıbrıslı Türkler, KKTC'nin siyasal olarak tanınmıyor olmasını ve KKTC vatandaşlarının insan haklarından mahrum edilmesini protesto etti. Kuzey Kıbrıs Özgürlük Grubu (TRNC Freedom) derneği tarafından düzenlenen mitinge, az sayıda gösterici katıldı. Yağmur nedeniyle katılımın düşük olduğu eyleme katılan göstericiler, ellerinde Kuzey Kıbrıs ve Türkiye bayrakları taşıdı. Meydanda toplanan göstericilere seslenen Kuzey Kıbrıs Özgürlük Grubu yetkililerinden Çetin Ramadan, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ambargonun kabul edilemez olduğunu söyledi. Kendi özgürlüklerinden ödün vermeyeceklerini söyleyen Ramadan, sorunun çözüme kavuşturulması için ilgili hükümetlere çağrıda bulundu. Sık sık Kuzey Kıbrıs'ın tanınması lehine sloganlar atan eylemciler, daha sonra Başbakanlık binasının bulunduğu Downing Street'e doğru yürüdü. Yürüyüşün ardından Kuzey Kıbrıs Özgürlük Grubu'nu temsil eden bir gösterici, kendi taleplerini içeren bir mektubu İngiltere Başbakanı David Cameron'a iletilmek üzere Başbakanlık yetkililerine verdi. Mektup, Kuzey Kıbrıs'ın tanınması ve her türlü ambargonun kaldırılması taleplerini içeriyor. (Kaynak:
http://www.haberturk.com/dunya/haber/557831-londrada-kktc-ye-ozgurluk-mitingi)


Özbekistan, yeni demir yolu hattıyla denize açılacak
Dünyada denize açılması için en az iki devlet sınırını kat etmesi gereken bir devlet konumunda olan Özbekistan, hayata geçirilmek istenilen yeni demir yolu hattıyla denize daha çabuk ulaşacak.

Şimdiye kadar İran hattını kullanan Özbekistan bu kez Afganistan ve Pakistan üzerinden en kısa yoldan denize açılmayı planlıyor. Özbekistan'ı denize ulaştıracak yeni demir yolu hattının büyük kısmı 30 yıla aşkındır silahların susmadığı Afganistan üzerinden geçecek. Yeni hat, şu anda yapımı devam eden ve Özbekistan'ı Afganistan'ın kuzeyindeki Mezarı Şerif kentine bağlayan demir yolu ağının devamı niteliğinde olacak. Yapımı şu anda Özbekistan tarafından sürdürülen ve Asya Kalkınma Bankası (AKB) tarafından finanse ettiği 75 kilometrelik demir yolu ağı, Özbekistan'ın Tirmiz kenti üzerinden Afganistan'ın Hayraton kentine ve oradan da Mezar'ı Şerif'e uzanıyor. Çinli bir firma tarafından inşası düşünülen yeni demir yolu hattının güzergahı ise 'Özbekistan-Afganistan ve Pakistan' şeklinde olacak. İlk etapta 5 milyar dolarlık bir maliyet biçilen yolun uzunluğu 700 kilometre olarak hesaplanıyor. Beş yılda tamamlanması beklenen demir yolu hattı Afganistan'dan sonra Pakistan üzerinden denize ulaştırılacak. Yeni demir yolu hattı Orta Asya'yı denizle buluşturan en yakın ulaşım ağı olacak. Orta Asya ülkeleri şimdilik İran'ın Bandar Abbas Limanı üzerinden denize açılıyor. Yeni demir yolu hattını Çin'in Şincan Uygur Özerk Bölgesi de kullanacak. (Kaynak:
http://www.stargazete.com/dunya/ozbekistan-yeni-demir-yolu-hattiyla-denize-acilacak-haber-298808.htm)




Özbekistan biyometrik pasaporta geçiyor
Özbekistan, 2011 yılından sonra biyometrik çipli pasaport uygulamasına geçiyor.

Özbekistan basınında yer alan haberde hükümetin yeni pasaportları hazırlamak amacıyla Hollanda'nın IAI Industrial Systems şirketinden üç adet 'BookMaster One' olarak adlandırılan donanım sistemini satın aldığı belirtildi. Haberde, bir değişikliğin olmaması durumunda Ocak 2011 itibariyle Özbekistan vatandaşlarına biyometrik pasaportların verilmesine başlanmasının beklendiği kaydedildi.Yeni biyometrik pasaportların hazırlanmasında kullanılacak teknik donanımın ise önümüzdeki yıla yakın bir dönemde Özbek tarafına ulaştırılacağı belirtiliyor. BookMaster One olarak adlandırılan donanım saatte 330 adet pasaport çıkarma kapasiteli. CİHAN

‘AB’yle ilişkiler kronolojisi’ en dikkat çekici ülke Türkiye.
Başlangıçta altı ülke vardı: Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg... Altılı, 1951’de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu kurdu. 1957’de Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) oluşturuldu. 1994’te de Avrupa Birliği (AB).

Bugüne dek beş genişleme dalgası gördük:1973’te Britanya, Danimarka ve İrlanda.
1981’de Yunanistan.
1986’da İspanya ve Portekiz.
1995’te Avusturya, Finlandiya ve İsveç.
2004’te Çek Cumhuriyeti, Estonya, Kıbrıs (Ah!), Litvanya, Letonya, Macaristan, Malta, Polonya, Slovakya, Slovenya ve 2007’de Bulgaristan, Romanya...

‘AB’yle ilişkiler kronolojisi’ en dikkat çekici ülke Türkiye. Neden mi? Tam üyelik başvurusu 1987’de; başvurunun kabulü tam 12 yıl sonra. Belirtmek gereksiz ama bu kadar bekletilen bir başka ülke yok adaylık kapısında. Tabii arada hır gür gırla, hatta 1997’deki o ‘uğursuz’ Lüksemburg Zirvesi’nden sonra bir kopuş...Söküğün dikilmesi iki yıl. Ve nihayet 1999’da resmen aday Türkiye... Bitmedi. Sonrası yine uzun ve sancılı bir süreç. Arada Kıbrıs’ın Türkiye’ye rağmen üyeliğe kabulü. Ankara-Brüksel hattında patlak veren fırtına. Havanın durulması, AB’nin Aralık 2004’te Türkiye’ye görüşmelere başlamak için tarih vermesiyle: 3 Ekim 2005.Evet, dün tam beş yıl geride kaldı AB’yle tam üyelik görüşmelerine başlayalı. Ne demek müzakere? 35 başlıklı bir ev ödevi var Türkiye’nin. Bu ödevlerini birbir yerine getirecek ki tam üyelik için AB’nin kapısına dikilebilsin. Peki durum ne?35 başlıktan 8’i Kıbrıs nedeniyle vetolu, açılamıyor. Yine aynı nedenle müzakeresi bitse bile hiçbir başlık kapatılamıyor. Dön dolaş Kıbrıs anlayacağınız...Ama bahane değil, olamaz. Vetosuz, yani açılabilen başlıklarda da ağır aksak ilerliyor Türkiye. Gelin Türkiye’yi tam üyelik müzakerelerine aynı tarihte başladığı Hırvatistan’la kıyaslayalım.Ağustos 2010 itibarıyla Hırvatistan 35 başlıktan 22’sini müzakeresini tamamlayıp kapattı bile. Buna karşılık Türkiye’nin müzakeresini tamamlayabildiği başlık sayısı 1. Evet, yalnız ve yalnız 1. Hırvatistan, tüm müzakere başlıklarını açtırdı. Türkiye’nin açtırabildiği başlık sayısı ise 13.Hırvatistan ile Türkiye’nin müzakere performansı kaplumbağa-tavşan hikâyesi gibi.Kopenhag Kriterleri icat olduktan sonraki genişlemelerin Polonya, Romanya ve Bulgaristan gibi görece zorlu ülkeleriyle kıyaslandığında da Türkiye’nin performansı hiç parlak değil.Kabul, Türkiye diğerlerinden fazlasıyla komplike bir ülke. Kabul, AB içinde özellikle Fransa ve Almanya’nın başını çektiği bir ‘muhalefet’ cephesi var. Ve kabul, çık Kıbrıs’ın içinden çıkabilirsen. Evet ama Türkiye ya bu sürüyü güdecek ya bu diyardan gidecek. Gider gider, kendi bileceği iş. Ama gitmediğine ve gitmeyeceğini bas bas bağırdığına göre... AB liginde 2005-2007 sezonlarında tutturduğu formu yakalayabilmek, hatta üstüne çıkabilmek için ne eksiği, ne gerekçesi var Türkiye’nin? Kaldı ki kupayı almak kadar, iyi oynamak da önemli değil mi? Her sıkıştığımızda topu taca atarak, bir geri bir yan pas yaparak, kural ihlal edip durarak, birbirimize bağırıp çağırarak, hakeme kızıp küserek nereye kadar? O halde ha gayret Türkiye... Bir türlü gelmek bilmeyen şu ‘Avrupa Birliği yılı’na, yıllarına girelim artık.

Son söz: AB’yle üyelik müzakerelerini başlayıp da bitirememiş ülke yok.

AB kapısındaki üyelik kuyruğu
Ön sıradakiler: Hırvatistan, İzlanda, Makedonya, Türkiye. Hırvatistan ve Türkiye’yle üyelik görüşmeleri 3 Ekim 2005’te başladı. Makedonya Aralık 2005’te aday ilan edildi ancak, henüz üyelik görüşmeleri başlamadı.İzlanda öteden beri AB’nin içindeydi, yalnızca üye değildi. Resmi başvuru Temmuz 2009’da yapıldı. Yaklaşık bir yıl sonra, Haziran 2010’da AB, İzlanda’yla üyelik görüşmelerine başlama kararı aldı.

Arka sıradakiler: Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Sırbistan, Kosova (?). Bu dörtlü, aday adayı halen. (Kaynak:
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=1021989&Yazar=ERDAL%20G%C3%9CVEN&Date=04.10.2010&CategoryID=98)



Türkmenistan manatı, Orta Asya'daki en değerli para
Orta Asya ülkeleri arasında Türkmenistan manatı döviz karşısından en değerli para konumunda.

2 Ekim hafta sonu itibariyle Türkmenistan'da bir ABD doları 2.85, bir Euro ise 3.91 manattan işlem gördü.
Bölge ülkeleri arasında yabancı para karısında parası en değerli olan ikinci ülke ise Tacikistan oldu. Tacikistan'da bir ABD doları 4.38, bir Euro ise 6.05 somaniden alıcı buldu.
Bölgede yabancı para karşısında en büyük farkın olduğu ülke ise Özbekistan oldu. Özbekistan'da bir ABD dolar bin 620, bir Eoru de 2 bin 173 Sum'dan işlem görüyor.
Orta Asya ülkelerindeki döviz kuru şöyle:
1 Dolar 1 Euor
Türkmenistan (Manat): 2,85 3.91
Tacikistan(Somani) : 4,38 6.05
Kırgızistan(Som): 46,70 63.80
Kazakistan(Tenge): 147,42 202.56
Özbekistan(Sum): 1620 2173

25 Eylül 2010 Cumartesi



25 Eylül 2010, TBD-Haber http://www.turkbirdev.info/

Başlıklar:
  • Kanadalı yazar, Türkiye-Ermenistan ve Azerbaycan'ı mercek altına aldı
  • Azerbaycan-Özbekistan K.E.K Toplantısı Taşkent'te Yapıldı
  • Kazakistan, Kırgızistan’a her türlü desteğe hazır
  • Kırgızistan'daki Ruslar ülkeyi terkediyor
  • Özbekistan ve Kırgızistan, sınırları kısmen açtı
  • Türkiye, bu yılki BM Genel Kurulu sırasında ilk kez bir BM Güvenlik Konseyi zirvesine de başkanlık etti
  • "Almanya, Türkmenistan'ın BM'deki girişimlerini destekliyor"

Kanadalı yazar, Türkiye-Ermenistan ve Azerbaycan'ı mercek altına aldı
11:38 25 Eylül 2010
Kanadalı yazar Scott Taylor,“Unreconciled Differences: Turkey Armenia and Azerbaijan (Şiddetli Geçimsizlikler: Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan) adlı son kitabında,Türkiye-Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki 'şiddetli geçimsizlik' mercek altına aldı.

Kanadalı gazeteci, savaş muhabiri ve yazar Scott Taylor'un Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki ihtilafı ele aldığı son kitabı “Unreconciled Differences: Turkey Armenia and Azerbaijan (Şiddetli Geçimsizlikler: Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan), Azerbaycan'nın Londra Büyükelçiliği'nde basına tanıtıldı.

Dün akşam Azerbaycan'nın Londra Büyükelçiliği'nde gerçekleşen tanıtım resepsiyonuna Azerbaycan'ın Londra Büyükelçisi Fakhraddin Gurbanov'un yanı sıra Türkiye'nin Londra Büyükelçisi Ünal Çeviköz ile Kanada Parlamentosu'ndan milletvekilleri ve diplomatlar katıldı.Araştırmaları için son 4 yıl içersinde birçok kez Ermenistan, Azerbaycan ve Karabağ'a giden Taylor, son kitabı 'Unreconciled Differences: Turkey Armenia and Azerbaijan'da Türkiye-Ermenistan ve Ermenistan-Azerbaycan arasındaki tarihsel anlaşmazlığı masaya yatırıyor.

KANADA KAMUOYUNU BİLGİLENDİRECEK
Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki sorunun içeriğine dair bilginin Kanada'da çok sınırlı ve daha çok Ermenistan'ın çıkarlarına yönelik olduğunu dile getiren Taylor, bu yüzden Kanada kamuoyuna daha tarafsız bilgilendirme amacıyla bu araştırmayı başlattığını belirtti.Scott Taylor, son kitabında Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan'ın ortak tarihlerindeki anlaşmazlığın bugün üç halkında yaşamlarını olumsuz etkilediğini belirterek bu mesele çözülmediği takdirde durumun gelecekte barış olasılığını engellediğini dile getirdi.Kanada'nın en önde gelen askeri yayınlarından 'Esprit de Corps' editörlüğünü yapan Scott Taylor, aynı zamanda Basra Körfezi, Irak, Afganistan ve Kafkaslar'da yaşanan çatışmaları savaş muhabiri olarak izledi. Taylor, Kafkaslar ve Azerbaycan'ın işgal altındaki bölgelerinde de defalarca bulundu.

"KİTAP GERÇEKLERİ YANSITIYOR"
Azerbaycan'ın Londra Büyükelçisi Fakhraddin Gurbanov,konuya ilişkin yaptığı açıklamada, kitabın tanıtımının Londra'da ve büyükelçilikte yapılmasının kendileri için büyük bir anlam ifade ettiğini söyledi.Scott Taylor'un bölgeyi yakından tanıyan ve sorunları yerinde gören biri olduğunu vurgulayan Büyükelçi Gurbanov, “Bu kitabın en önemli özelliği, gerçeklerden yola çıkılarak hazırlanmış olmasıdır.Yazar, araştırmalarını bölgede yapmış ve oldukça yerinde tespitlerde bulunmuşturö dedi.

BÜYÜKELÇİ ÇEVİKÖZ: "YUKARI KARABAĞ MESELESİ, ULUSLARARASI HUKUKUN CİDDİ İHLALİDİR"
Türkiye'Nin Londra Büyükelçisi Ünal Çeviköz de, kitabın hazırlanışı başından beri takip ettiğini söyledi.Çeviköz, "Sayın Scott Taylor, beni Ankara'da ziyaret etmişti.Hem Yukarı Karabağ meselesinin çözümüyle ilgili Türkiye'nin katkılarını hem de Kafkasya'nın genel meseleleri hakkındaki düşüncelerimiz almıştı.Eskik olmasın kitabında da yer vermiş" dedi.Büyükelçi Çeviköz, kitabın önemini şöyle ifade etti: “Bu kitabın önemini şu açıdan vurgulamak isterim. Yazarın da sunuşunda belirttiği gibi Yukarı Karabağ meselesi, giderek uluslararası kamuoyunda önemini kaybetmiş gibi bir görüntü oluşturuyor.Halbuki Yukarı Karabağ meselesi, uluslararası hukukun ciddi bir ihlali.Azerbaycan topraklarının 5'te 1'inden fazlasının işgali gibi çok ciddi ve tüm dünya uluslarının dikkat etmei gereken bir konudur.Bunun zaman geçtikçe unutuluyor olması hakikaten üzücüdür.Böyle bir kitabın yaymlanmış olmasıda dünya kamuoyunun bu konuya dikkatini çekmek ve bu konuda bilinçlenmesini sağlamak için fevkalade önemlidir. Bu nedenle kitabı önemsiyorum." (Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/Dunya/)


Azerbaycan-Özbekistan K.E.K Toplantısı Taşkent'te Yapıldı

TAŞKENT (CİHAN)- Özbekistan-Azerbaycan 9. dönem Karma Ekonomik Komisyon (KEK) toplantısı başkent Taşkent'te yapıldı.


İki ülke ilgilileri Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in 27-28 Eylül günleri arasında Özbekistan'a yapacağı ziyaret öncesinde bir araya geldi.
Taşken İş Merkezi'nde yapılan KEK toplantısında iki ülke ilişkileri çok yönlü bir şekilde ele alındı. Toplantıda Azerbeycan tarafına Başbakan Birinci Yardımcısı Yagub Ayubov, Özbekistan tarafına ise başbakan yardımcılarından Botir Hocayev başkanlık etti.
Toplantıda bir konuşma yapan Azerbaycan Başbakan Birinci Yardımcısı Ayubov, iki ülke arasındaki mevcut ilişkilerinin iki kardeş halk yararına daha da gelişmesi isteğinde olduklarını dile getirdi. Özbekistan Başbakan Yardımcısı Hocayev ise iki ülke arasındaki mevcut işbirliğinin çok yönlü şekilde daha da gelişeceği inancında olduklarını söyledi.
Toplantıda taraflar iki ülke arasındaki mevcut ilişkileri gözden geçirdi ve ticari ve ekonomik işbirliğinin daha da geliştirilmesi konusu üzerinde durdu.
Durgun bir seyirde olan iki ülke arasındaki yıllık ticaret hacmi 25 milyon dolar dolayında seyrediyor. Bu yılın ilk altı ayında iki ülke arasındaki ticaret ise 10 milyon dolar dolayında gerçekleşti. Özbekistan'da 30 civarında Azerbeycan firmasi faaliyet gösteriyor. (Kaynak: http://haber.turk.net/EKO/2566479/Ozbek-Kek-Toplantisi-Taskent-te-Yapildi_2566479 )

Kazakistan, Kırgızistan’a her türlü desteğe hazır

Kırgızistan’da 10 Ekim’deki milletvekili seçimine girecek Ata-Meken Sosyalistik Partisi Genel Başkanı Ömürbek Tekebayev, önceki gün Astana’da, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev tarafından kabul edildi. Nazarbayev, görüşmede, “Kazakistan’ın, Kırgız halkının iradesine saygı duyduğunu ve ülkenin siyasi sisteminin ayağa kalkması için her türlü desteği vermeye hazır olduğunu” söyledi.

Kırgızistan'daki Ruslar ülkeyi terkediyor
Kırgızistan'da yaşayan Rus asıllı vatandaşların artan milliyetçilikten endişeli olduğu bildirildi.

Rusya'nın Bişkek büyükelçiliği, Rus asıllı vatandaşların Kırgızistan'ı terketmeye başladığını açıkladı. Eliçilikten yapılan açıklamaya göre, ülkede artan milliyetçi söylem ve yaşanan huzursuzluklar Rus asıllı vatandaşlarının endişelerini ve güvenlikle ilgili korkularını artırdı.
Nezavisimaya Gazeta, milli azınlıkların sorunlarının büyümekte olduğunu, artan gerginliği artık Kırgız siyasilerin de itiraf ettiğini öne sürdü. Rusya büyükelçiliği, özellikle ülkenin iç çatışmalara sahne olan güney bölgelerinde yaşayan Ruslar'ın ülkeden "kaçmaya başladığını" savundu. Rusya'nın Oş'taki temsilcisi Natalya Firsova, bölgede en büyük sorunu Özbekler ve Ruslar'ın yaşadığını söyledi, "Rusya büyükelçiliği durumu yakından takip ediyor ve durumdan rahatsızlık duyuyor. Önceki hükümetin milliyetçi politikaları bugünün sorunlarını hazırladı. Yeni oluşan durumda trajik hatalardan kaçınılması ve gerekli önlemlerin alınması gerekiyor" açıklamasında bulundu. Rusya'nın Kırgızistan büyükelçisi Valentin Vlasov ise medyanın taşıdığı büyük sorumluluğa dikkat çekti.
Küresel Siyaset Enstitüsü başkanı Mihail Delyagin, gazeteye yaptığı açıklamada Rus asıllı vatandaşların savunmasının Rusya devleti tarafından üstlenmesi gerektiğini öne sürdü. Kırgızistan'da sosyal patlama yaşandığını ve güçlü akraba bağlarına sahip olmayanların yok edildiğini savunan Rus uzman, bu gruplar arasında Ruslar'ın da bulunduğunu söyledi. Delyagin, Kremlin sarayının Otunbayeva'nın yardım talebine olumlu cevap vermesi ve askerlerini bölgeye göndermesi gerektiğini de belirtti. (Kaynak: http://www.dunyabulteni.net/?aType=haber&ArticleID=130127 )


KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu: Ban Ki-mun'a mülkiyet konusundaki düşüncelerimizi ilk ağızdan aktardık
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ile bugün yaptıkları görüşmeden son derece memnun olduğunu belirterek, "Bize zaman ayırması, mülkiyet konusundaki düşüncelerimizi ilk ağızdan dinleme fırsatı vermiş olması tabii ki bizi memnun etmiştir" dedi.
Eroğlu, Türkevi'nde düzenlenen basın toplantısında, New York'ta bugün BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ile görüştüğünü, ayrıca Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Finlandiya Dışişleri Bakanı Alexander Stubb, İspanya Dışişleri Bakanı Miguel Angel Moratinos, Katar Emiri Şeyh Hamad bin Halifa El Thani ile biraraya geldiğini söyledi. KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu, görüşmelerde Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili kendi düşüncelerini ve mülkiyetle ilgili ortaya koydukları teklifleri anlattıklarını ifade etti.
Mülkiyet konusundaki tekliflerle ilgili görüşlerini açıkça Genel Sekretere sunduklarını belirten Eroğlu, KKTC'nin eski Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas arasındaki görüşmelerin 18 ay kadar aralıksız sürdüğünü, ancak bir sonuca ulaşamadığını hatırlattı.
Mayıs ayından beri Hristofyas ile mülkiyet konusunu ele aldıklarını söyleyen Eroğlu, BM toplantıları nedeniyle Kıbrıs'ta ara verilen görüşmelerin önce teknik düzeyde, ardından liderler seviyesinde başlayacağını bildirdi.
Eroğlu, "Belli başlıklarda yakınlaşma olabilir mi olmaz mı, teknik heyetlerimiz ona bakıyor. Eğer bu başlıklarda bir mutabakata varma, bir ortak noktaya gelme imkanı olursa liderler tekrar konuyu ele alacaktır" diye konuştu.
New York'taki temaslarından dolayı memnun olduğunu söyleyebileceğini ifade eden Eroğlu, "Özellikle Sayın Genel Sekreterle yapmış olduğumuz görüşmeden son derece memnun olduğumu ifade etmek istiyorum, bize zaman ayırması, mülkiyet konusundaki düşüncelerimizi ilk ağızdan dinleme fırsatı vermiş olması tabii ki bizi memnun etmiştir" dedi.
KKTC'ye uygulanan ambargolarla ilgili yaratılan sıkıntıları da Genel Sekretere anlatmaya çalıştıklarını bildiren Eroğlu, özellikle ambargoların kaldırılması, doğrudan ticaret tüzüğünün geçirilmesinin Rumlar'ı çözüme motive edebileceği şeklindeki görüşlerini de ortaya koyduklarını ve bu kapsamda Genel Sekreterden destek istediklerini açıkladı.

-HRİSTOFYAS'IN ÖNERİLERİNE YANIT-
"Hristofyas'ın bir yandan Türkiye ile bir yandan Kıbrıs Türk tarafıyla görüşmek istediğini söylemesiyle" ilgili bir soru üzerine, KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu bunun mümkün olmadığını, Kıbrıs sorunu Adadaki iki tarafın çözeceğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
"Sorun Kıbrıs'ta yaşayan Türkler ile Rumlar arasında. Rumlar'ın Türkiye ile müzakere yapmak istemesi, müzakere masasından kaçma anlamını taşımaktadır. Dolayısıyla gerek Türkiye gerek Yunanistan, Kıbrıslı Türklerin ve Rumların kabul etmediği bir anlaşmaya herhalde müdahil olmak istemezler. Kaldı ki Türkiye bizim ana vatanımız, elbette istişarelerimiz oluyor, ama Kıbrıs sorununu çözecek olan taraflar da biziz. Müzakere masasından kaçıp Türkiye ile görüşmek istemesindeki maksat bizi muhatap kabul etmediği anlamına gelir ki böyle bir düşünce fevkalade yanlıştır. Muhatabı biziz. Elbette ileride müzakereler bir anlaşma noktasına geldiği takdirde, bizim bir önerimiz vardır, iki garantör ülke ve Güney ile Kuzey Kıbrıs Rum yönetimi yetkililerinin katılımıyla dörtlü bir konferans düzenlemek. Bu konferansta amaç, karşılıklı al-verlerle 6 başlığı birden bizim geldiğimiz noktadan sonra ele alıp bir anlaşma metni ortaya çıkarmaktır, ama henüz o noktada değiliz. Rumlar'ın önerdiği uluslararası konferans ise bizim düşüncemizden çok farklı."
Derviş Eroğlu, Hristofyas'ın sözkonusu konferansı BM Güvenlik Konseyi üyeleri, AB üyeleri, garantör ülkeleri çağırarak ama kendisini Türk tarafından yüksek bir statüde varsayarak düzenlemek istediğini, bunun KKTC tarafından kabul edilmeyeceğini Hristofyas'ın da bildiğini vurguladı. Buna rağmen Hristofyas'ın bunu yeni bir öneriymiş gibi "pişirip pişirip etrafa yaymaya çalıştığını" söyleyen Eroğlu, "Halbuki bu uluslararası konferans, Makarios zamanında da gündeme getirilmiş ve o zaman da reddedilmişti" dedi.
Masada 6 başlık olduğunu ve mülkiyet başlığının görüşüldüğünü ifade eden Eroğlu, "Ama halledilmesi gereken 5 başlık vardır, dolayısıyla yakınlaşmalar sağlanırsa dörtlü konferans olabilir" diye konuştu.
Maraş ve Mağusa ile ilgili Hristofyas'ın taleplerine yanıt verdiğini bildiren Eroğlu, "Hristofyas'ın, kapsamlı bir çözüme varmak için müzakereler devam ederken, bu kapsamlı paketin içerisinden Maraş'ı almak, Maraş'a Rum halkının yerleşmesi için (BM ya da AB gözetiminde) bizden izin koparmak, bunun karşılığında da Mağusa limanını açılmasına onay vermek ve Mağusa surlarını restore etmek gibi bir önerisi olmuştu" dedi.
Maraş'ın kapsamlı bir çözümün parçası olduğunu vurgulayan Eroğlu, "Bunu kendisine müzakere masasında açık ve net bir şekilde söyledik. Mağusa limanı ise açıktır, bu limana değişik ülkelerin ticari gemileri gelmektedir, hatta bizim limana uğrayan gemi kaptanları, Güney limanlarına uğradıkları zaman tutuklanmakta ve hapse atılmaktadır" ifadesini kullandı. (Kaynak: http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1032216&title=kktc-cumhurbaskani-eroglu-ban-kimuna-mulkiyet-konusundaki-dusuncelerimizi-ilk-agizdan-aktardik )


Özbekistan ve Kırgızistan, sınırları kısmen açtı
Kırgızistan'ın güneyinde Haziran ayında yaşanan etnik çatışmalar üzerine, kapatılan Özbekistan- Kırgızistan sınırının büyük kısmı yeniden geçişlere açıldı.

İki ülkeyi birbirine bağlayan ana geçiş noktaları konumundaki Karasu(Kara Suu) ve Dostluk (Dostlik) sınır kapıları ise şimdilik kapalı kalacak. Bu iki ana sınır kapısında sadece üçüncü ülke vatandaşlarını geçişine müsaade edilecek.

En son karşılıklı sınır koruma muhafızlarını tutuklama girişimleriyle karşı karşıya gelen ve sonunda sorunu tatlıya bağlayan Özbekistan ve Kırgızistan, aralarındaki sınır kapılarını kısmen açma konusunda anlaştı.
Önceki gün Kırgızistan'ın Batken vilayetinde bir araya gelen iki ülkenin sınır işlerinden sorumlu ilgilileri, aralarındaki 15'e yakın geçiş noktasının karşılıklı insan ve araç geçişine açılmasına karar verdi. İki ülke vatandaşları açılan kapılardan 24 saat geçebilecek.

Sınırların kapatılması bölgede iç içe yaşanan iki ülke vatandaşlarını oldukça zor durumda bırakıyor. Bunun üzerine sınırları kanunu şekilde geçemeyen insanlar mecburen sınır ihlallerine başvurmak zorunda kalıyor. Özbekistan ve Kırgızistan vatandaşları üç gün içerisinde oturum kaydı yaptırmak şartıyla karşılıklı iki ay vizesiz seyahat edebiliyor.
(CİHAN)

Türkiye, bu yılki BM Genel Kurulu sırasında ilk kez bir BM Güvenlik Konseyi zirvesine de başkanlık etti

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 65. Dönem BM Genel Kurulu Genel Görüşmeleri için geldiği New York'ta gerek BM toplantıları çerçevesinde gerekse de BM dışında yoğun temas trafiği yürüttü. Gül, Obama ile Dünya Basketbol Şampiyonası'ndaki Türkiye-ABD finalini de konuştu.

Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi Dönem Başkanlığını üstlendiği döneme denk gelen ziyareti boyunca 21 ikili görüşme yaptı.Türkiye, bu yılki BM Genel Kurulu sırasında ilk kez bir BM Güvenlik Konseyi zirvesine de başkanlık etti."Barışı Koruma-Barışı İnşa" konulu zirve, BM Güvenlik Konseyi'nin, 1945 yılında kuruluşundan bu yana yaptığı altıncı zirve olması bakımından tarihi önem taşıyordu.

Üst düzey bir katılıma sahne olan zirvede, konseyin 15 üye ülkesinden 8'i cumhurbaşkanı, 2'si başbakan, 5'i de dışişleri bakanı düzeyinde temsil edildi. Gül, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un önceki gün heyet başkanları onuruna verdiği öğle yemeğinde de Genel Sekreter Ban ve ABD Başkanı Barack Obama'nın da bulunduğu baş masada yer aldı.

Basketbol muhabbeti: Yemek sırasında Gül, Obama'nın talebi üzerine, ABD Başkanı ile yaklaşık 20 dakika süren, içerikli bir görüşme de yaptı. Yemek sırasında Obama'nın Gül'den görüşme talebinde bulunduğu, bunun üzerine ikilinin yemeği bırakıp, diğer misafirlerin meraklı bakışları altında, masanın biraz uzağında görüştüğü öğrenildi.Irak, terör ve terör örgütü PKK, Ortadoğu ve Türkiye-İsrail ilişkileri gibi konuların gündeme geldiği görüşmede, konu bir ara basketboldan da açıldı.Edinilen bilgiye göre, basketbola olan sevgisiyle bilinen Obama, Gül'e, Türkiye'de düzenlenen Dünya Basketbol Şampiyonası sırasında ABD ile Türkiye arasında oynanan final maçını hatırlatıp, "Sizi yendik, üzgünüz" derken, Gül de buna karşılık, "Biz mutluyuz, tarihimizde ilk kez bir dünya şampiyonasında final oynadık, futbol olsa biz yenerdik" yanıtını verdi.

New York Times'taki Türkiye ile ilgili yazı: BM toplantıları sırasında, diğer katılımcılardan da Cumhurbaşkanı Gül'e büyük ilgi vardı. Türkiye'nin ekonomik performansının özellikle ilgi çektiği, toplantılar sırasında Gül'ü BM koridorlarında durduranlar, Genel Kurul salonunda, hatta sokaktaki insanlardan bile yanına gelenlere rastlandığı öğrenildi.

Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, bir ara Gül'ün yanına gelerek, Türkiye'nin BM'de çok belirgin biçimde öne çıktığı yönünde New York Times'daki yazıyı, gazetenin arka sayfasında da Türkiye'nin AB üyeliğine destek verdiğini belirttiği kendi röportajını gösterdi.Yine toplantılar sırasında bir devlet adamı, Gül'e, "Türkiye'ye eskiden Avrupa'nın hasta adamı derlerdi, şimdi ise Avrupa'nın tek sağlıklı adamısınız" dedi.

Bu yılki Genel Kurul'dan akıllarda kalan önemli bir ziyaret de Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ertuğrul Apakan tarafından Cumhurbaşkanı Gül onuruna Türkiye'nin BM Daimi Temsilciliği Rezidansı'nda verilen yemeğe, BM Genel Sekreteri Ban'ın da katılması oldu. Bir BM Genel Sekreteri'nin Türk rezidansına ilk kez gelmediğine, ancak programının en yoğun olduğu Genel Kurul döneminde ilk kez geldiğine dikkat çekiliyor.

Cumhurbaşkanı Gül'ün konuşmacı olduğu, Amerika Balkan Dernekleri Federasyonu (FEBA) ve Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) tarafından düzenlenen "Balkan Liderleri Zirvesi"ne de Balkan ülkelerinin devlet, hükümet ve dışişleri bakanları ve New York Valisi David Paterson'ın da aralarında bulunduğu 1400 kişi katıldı.Yemekte, isim sorunu nedeniyle birbirini tanımayan iki ülke Yunanistan ve Makedonya'nın katılması dikkat çekti. İki ülkenin böyle bir etkinlikte ilk kez bir arada yer aldığı belirtiliyor.

Gül, New York'u ziyareti sırasında Amerikan basınından da yoğun ilgi gördü. Cumhurbaşkanı Gül, tümü de ABD'nin saygın medya kuruluşları olan New York Times, Wall Street Journal, Newsweek, Associated Press ve Washington Post ile PBS televizyonu ve CNN'in ünlü isimleri Charlie Rose ile Fareed Zakaria'ya mülakatlar verdi.

Cumhurbaşkanı Gül, aralarında İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu, Arjantin Cumhurbaşkanı Cristina Fernandez de Kirchner, AB Komisyonu Başkanı Manuel Barroso'nun da olduğu çok sayıda yetkiliyle ikili görüşme yaptı. Gül'ün Arjantin Cumhurbaşkanı Kirchner ile görüşmesi, Başbakan Erdoğan'ın, bu yılın mayıs ayında Arjantin'e yapmayı planladığı ziyaretin hemen öncesinde Ermeni lobisinin baskısıyla Buenos Aires'teki Atatürk Anıtı'nın açılışının programdan çıkarılması nedeniyle ziyareti iptal etmesinden sonra iki ülkenin cumurbaşkanının ilk kez bir araya gelmesi bakımından önemliydi. Edinilen bilgiye göre, yaşanan bu olaydan ötürü bir tür gönül alma ve ilişkileri canlandırmak istedikleri sinyalini verme adına görüşme talebi Arjantin'den geldi. Kirchner, "kendim gelmek istedim" diyerek, görüşme için BM Güvenlik Konseyi'ndeki başkanlık odasına geldi. Görüşmede Cumhurbaşkanı Gül, Arjantin'in bağımsızlığının 200, Türkiye ile Arjantin'in diplomatik ilişkilerinin de 100. yıl dönümü olması dolayısıyla Kirchner'i kutladı ve "Çok köklü ilişkilerimiz var, bu köklü ilişkileri birtakım lobilerin zarar vermesine izin vermemek lazım" mesajını verdi.

Gül'ün önemli görüşmelerinden bir diğeri de Filistin Devlet Başkanı Abbas ile oldu.Görüşmede Gül, doğrudan görüşmelerin başlamasından bir gece önce, durumu istişare etmek ve tavsiyelerini dinlemek üzere kendisine telefon etmesi nedeniyle Abbas'a teşekkür etti. Görüşmede Abbas'ın, Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimlerinde inşaatın durdurulmasına yönelik moratoryumun yarın sona ereceğini hatırlatarak, "bu şartlarda müzakere etmenin ne anlamı var, insan zorlanıyor, ümitvar olmak zor ama biz kararlıyız ve her şeye hazırız" dediği, Gül'ün ise buna karşılık Abbas'a, "Ama dostunuz da çok, uluslararası toplum çoğunlukla sizin arkanızda, size desteğimiz sürecek" sözleriyle moral verdiği öğrenildi. (Kaynak: http://www.cnnturk.com/2010/dunya/09/25/obamadan.gule.sizi.yendik.uzgunuz/590879.0/ )

"Almanya, Türkmenistan'ın BM'deki girişimlerini destekliyor"
New York'ta Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov ile bir araya Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkmenistan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 65.

New York'ta Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov ile bir araya Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkmenistan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 65. dönem toplantısında sunan yeni inisiyatiflerini desteklediklerini kaydetti.
Berdimuhamedov ile Merkel, BM toplantısı çerçevesinde bir araya geldi. Türkmenistan'ın BM'deki girişimlerini desteklediklerini kaydeden Merkel, Türkmen tarafının enerji güvenliğinin sağlanması yönündeki teklifinin önemli olduğunu belirtti.
Berdimuhamedov, Türkmenistan'ın enerji kaynaklarının sevk yolunu çeşitlendirme stratejisine bağlı kaldıklarını kaydederek, enerji potansiyelini tüm insanlığın yararına kullanmaya çaba gösterdiklerini ifade etti.
Berdimuhamedov ile Merkel görüşmesinde, iki ülke arasındaki ilişkilerin mevcut durumunu değerlendirerek, işbirliğinin daha da geliştirilmesine yönelik konuları ele aldılar. Merkel, Almanya ve Avrupalı şirketlerin Türkmenistan ile işbirliği yapmaya büyük ilgi gösterdiğini kaydetti.
Almanya'nın ülkesinin en büyük ve uzun vadeli ortaklarından olduğunu ifade eden Berdimuhamedov, Türkmen tarafının iki ülke dostluğuna büyük önem verdiğini dile getirdi.
BM Genel Kurulu toplantısında Aşkabat'ın yeni dış politika inisiyatiflerini sunan Berdimuhamedov, BM Enerji Konseyi'nin kurulmasını teklif etmişti. Ayrıca, dünyada enerji kaynakların istikrarlı sevkiyatı için uluslararası bir mekanizma geliştirmek amacıyla BM himayesinde uzman bir grubun oluşturulmasını teklif etmişti. (Kaynak: http://www.haberaktuel.com/almanya-turkmenistan-in-bm-deki-girisimlerini-destekliyor-haberi-306637.html )

17 Eylül 2010 Cuma




17 Eylül 2010, TBDhaber http://www.turkbirdev.info/
Başlıklar:




"Bir millet altı devlet"

Türk dünyası en büyük rüyasını, İstanbul'da kurulan 'Türk Konseyi' ile gerçekleştirdi. Gül, Özbekistan'ın katılmadığı zirvede Özbek halkını unutmadı: Biz, bir millet altı devletiz.



16 Eylül 2010, Perşembe - 20:11
Türk Konseyi, 18 yıl sonra gerçek oldu. Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları 10. Zirvesi dün İstanbul'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün evsahipliğinde yapıldı. Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbanguli Berdimuhammedov, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev ve Kırgızistan Geçici Yönetimi Cumhurbaşkanı Roza Otunbaeva'nın katıldığı zirvenin ardından Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi oluşturuldu. Türkmenistan'ın tarafsızlık politikası gereği imza koymadığı Konsey'in hedefi Avrupa Konseyi, Arap Ligi veya İngiliz Milletler Topluluğu gibi ortak bir çatı altında birleşmek. Özbekistan, 1999'dan bu yana zirvelere katılmazken, Gül ise konuşmasında Özbek halkını da unutmadı: "Gözden ırak olursak, gönülden de ırak oluyoruz. Hepimiz göz göze yan yana olduğumuzda, senede birkaç kez beraber veya ayrı ayrı toplandığımızda, oturup istişareler yaptığımızda, gönüllerimizde de şüphesiz ki yerlerimiz çok daha güçlü olarak devam etmektedir. Biz bir millet altı devletiz. Bundan da büyük gurur duyuyoruz." İŞ KONSEYİ KURULUYOR Sadece Gül Türkçe konuşurken, liderlerin Rusça açıklamaları Türkçe ve İngilizce'ye çevrildi. Gül, "tek alfabe" sorusuna "Zamanla olacak şeyler" yanıtını verdi. Farklı Türkçe lehçeleriyle yazıya dökülen bildiriye göre, ekonomik ilişkileri geliştirmek amacıyla "Türk İş Konseyi" kurulacak. Türk kültürünün korunması için Bakü'de bir vakıf oluşturulacak. Astana, 2012 Türk Kültür Başkenti ilan edilecek. 3 Ekim, "Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü" olarak kutlanacak. 'PETROL KARDEŞLİĞİMİZİ ZEDELEYEMEZ'Hazar'daki Münhasır Ekonomik Bölge sorunu nedeniyle yıllardır sorun yaşayan Türkmenistan ve Azerbaycan liderleri ilk defa Türkiye'de bir araya geldi. Türkmen lider Berdimuhammedov, "Türk halkının ortak ruhu, tarihi ve ortak sınırları ile buradayız. Kardeşlik ilişkilerimizi petrol ve enerji zedelememeli" dedi.
Kaynak: http://www.takvim.com.tr/Siyaset/2010/09/17/bir_millet_alti_devlet


Kırgızistan Cumhurbaşkanı Otunbayeva, Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesini Değerlendirdi
İstanbul'da Gerçekleşen Türk Dili Konuşan Ülkelerin Devlet Başkanları 10. Zirvesinde Katılan Kırgızistan Cumhurbaşkanı Roza Otunbayeva, Toplantının Çok Verimli Geçtiğini Anlattı.

İstanbul'da gerçekleşen Türk Dili Konuşan Ülkelerin Devlet Başkanları 10. zirvesinde katılan Kırgızistan Cumhurbaşkanı Roza Otunbayeva, toplantının çok verimli geçtiğini anlattı.
Toplantı sonrası İstanbul'dan Bişkek'e dönen Otunbayeva, verdiği demecinde zirvenin üye ülkeleri devlet başkanları ile tam katılım sağlandığına işaret ederek, Türk dünyası coğrafyasının geleceği için önem arz eden konuları ele alındığını kaydetti. 1992 yılında kurulan Türk Dili Konuşan Devlet Başkanları Zirve'sine zaman zaman ara verilerek yapıldığını hatırlatan Otunbayeva, oluşturulan 'İşbirliği Konseyi' ile zirvenin daha da canlanacağına inandığını belirtti. Zirvenin bundan sonra her yıl yapılacağına işaret eden Kırgız lider, Kırgızistan'ın zirveye 2012 yılında ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu söyledi. Türk dünyasının canlandırılmasında Orta Asya ülkelerinin önemine değinen Otunbayeva, dünya enerji alanında bu coğrafyanın büyük değer taşıdığını söyledi. Zengin petrol ve doğal gaz yatağına sahip Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan ile Avrupa pazarına Türkiye aracılığıyla uzanılmasının da öngörüldüğünü anlatan Kırgız lider Otunbayeva, bunun dışında tarihi İpek Yolu projesinin hayata geçirilmesi ile yine Türk dünyasının ekonomik alanında işbirliği ve kalkınmasının devam edeceğini belirtti.


KIRGIZİSTAN'A DESTEK
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Otunbayeva zirve öncesi liderlerle tek tek bir araya geldiğini belirterek, Kırgızistan'da yaşanan sıkıntılı dönemin ele alındığını ve her türlü destek yapılmaya hazır olunduğunu belirtti. Hem Türkiye'nin hem diğer Türk devletlerinin Kırgızistan'da yaşanan olaylardan sonra maddi manevi destek sağladığını belirterek, önümüzdeki tarihte yine ülkesine yardım yapılmasının beklediğini söyledi. Bu çerçevede Türkiye, Kazakistan ve Azerbaycan'ın Kırgızistan'a Mali yardım fonu oluşturarak her biri 10 milyon Dolar değerinde destek sağlayacak. Ülkesinde yapılacak meclis genel seçimlerinden sonra Kazakistan'ın Almatı şehrinde gerçekleşecek dünya donor toplantısında da Kırgızistan'a maddi destek sağlanılması gündemi oluşturacak.

TURKSOY, TÜRK DÜNYASININ Unesco'SU
Zirvede 6 devlet bir milletiz ifadesi kullanıldığını anlatan Otunbayeva, dilde ve kültürde birlik olduğunu söyledi. Türksoy hakkında övgüyle bahseden Kırgız lider, "Turksoy Türk Dünyasının Unesco'sudur. Türk devletlerinin tarihi geçmişini kültürel işbirliğini ve dayanışmayı geliştirerek, bu zenginlikleri dünya önünde sergiliyor." dedi. Otunbayeva bunun dışında TürkPA'nın faaliyetini değerlendirdi. Aksakallar Konseyi yönetim merkezinin ise Kırgızistan'da bulunması öngörülüğünü kaydeden Otunbayeva, konsey merkezinin Bişkek'te oluşturulmasını ise memnuniyetle karşılayacağını dile getirdi.
Kaynak: http://www.haberler.com/kirgizistan-cumhurbaskani-otunbayeva-turk-dili-2241531-haberi/



Berdimuhamedov: Türk zirvesi karşılıklı anlayış ve saygı ortamında yapıldı
10. Türk Dili Konuşan Ülkeler Liderler Zirvesi'ne ilk defa katılan Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov, zirvenin karşılıklı anlayış ve saygı ortamında geçtiğini kaydetti.

10. Türk Dili Konuşan Ülkeler Liderler Zirvesi, Türkmenistan basınında geniş yer aldı. Ülkenin önde gelen gazeteleri, İstanbul'daki zirveye geniş yer verdi.
Türkmen basınındaki haberlere göre, Berdimuhamedov, Türk Dili Konuşan ülkeleri sıkı işbirliği yapmaya davet etti. Berdimuhamedov, Avaza turizm bölgesinde ilgili ülkelere işbirliği teklif etti.


Devlet Başkanlarından zirvede aile fotoğrafı


16 Eylül 2010 Perşembe - 17:15




















İSTANBUL - AA - Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları 10. Zirvesi'ne katılan Devlet Başkanları ve Dışişleri Bakanları aile fotoğrafı çektirdi. Çırağan Sarayı'nın bahçesinde çekilen ilk aile fotoğrafında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, Kırgızistan Geçici Dönemi Cumhurbaşkanı Roza Otunbayeva ve Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbanguli Berdimuhammedov yer aldı. Aile fotoğrafına daha sonra Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Kazakistan Dışişleri Bakanı Kanat Saudabayev, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov, Kırgızistan Dışişleri Bakanı Ruslan Kazakbaev, Türkmenistan Bakanlar Kurulu Başkan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Raşid Meredov katıldı .


Türkiye-Azerbaycan arası stratjik imza atıldı
Türkiye-Azerbaycan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Kuruluşu Anlaşması, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalandı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye ile Azerbaycan, dünya üzerinde emsali bulunmayan nitelikte ilişkileri olan iki kardeş ülkedir ve Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi, bu kardeşliği taçlandıran kalıcı bir eser olacaktır” dedi.Erdoğan, Çırağan Sarayı'nda, Türkiye-Azerbaycan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Kuruluşu Anlaşması'nın imzalanmasının ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile ortak basın açıklaması yaptı.Eski Azerbaycan Cumhurbaşkanı merhum Haydar Aliyev'in “Bir millet, iki devlet” olarak tanımladığı Türkiye-Azerbaycan işbirliğinde bugün tarihi bir ana şahitlik ettiklerini belirten Erdoğan, merhum devlet başkanının o veciz ifadesinde hayat bulan anlayışın, az önce Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile birlikte imzaladıkları Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Anlaşması ile yeni bir boyut kazandığını söyledi.Bu dostluğun gelecek nesillere de güçlendirilerek aktarılması noktasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi'ni kalıcı bir eser olarak gördüğünü ifade eden Erdoğan, Türkiye-Azerbaycan işbirliğinin sadece iki devlet arasındaki güçlü dayanışmaya değil, aynı zamanda halkların paylaştığı köklü tarih ve gönül birliğine dayandığını kaydetti.Başbakan Erdoğan, Türk ve Azeri halklarının aynı dili konuştuğunu, ortak bir tarihi paylaştığını ve her iki ülkenin ortak bir coğrafyada barış, istikrar ve refahın sağlanmasını amaçladığını vurguladı.Bu sağlam zemin üzerine bina edilen “Bir millet, iki devlet” ilkesi temelinde yürütülen ilişkilerin, siyasi ve ekonomik alanda kaydedilen gelişmelerle bugünkü mükemmel seviyesine ulaştığına işaret eden Erdoğan, “İnanıyorum ki Konsey mekanizması sayesinde Türkiye-Azerbaycan dostluğunu gelecek nesillerimize sarsılmaz bir işbirliği olarak emanet edeceğiz” dedi.Daha önce Suriye, Ürdün, Lübnan, Irak, Rusya ve Yunanistan gibi ülkelerle de ihdas edilen bu mekanizmanın gerek ikili, gerekse bölgesel işbirliğinin geliştirilmesine sağladığı gözle görülür faydaları kısa dönemde dahi müşahede etme imkanları olduğunu belirten Erdoğan, bu mekanizmanın Türkiye-Azerbaycan işbirliğine de muazzam katkılarda bulunacağından kuşku duymadığını söyledi.Erdoğan, Konsey çerçevesinde oluşturulacak alt komisyonların, ilişkilerin her alanda düzenli olarak gözden geçirilmesini sağlayarak, hem müspet alanlardaki ivmenin korunmasına, hem de birtakım pürüzlerin kamuoyunda istismar edilmesini de önleyecek şekilde anında giderilmesine vesile olacağını dile getirdi.Başbakan Erdoğan, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi'nin aynı zamanda, “Azerbaycan'ın sevinci bizim sevincimiz, kederi bizim kederimizdir” diyen Atatürk ile “Bir millet, iki devlet” diyen merhum Haydar Aliyev'den aldıkları bayrağı daha ileri noktalara taşıma kararlılıklarının bir tezahürü olduğunu vurguladı.Bu vesileyle, Konsey'in kurulması aşamasında gösterdiği işbirliği için “Dostum ve kardeşim” diye hitap ettiği Cumhurbaşkanı Aliyev'e teşekkür eden Erdoğan, ayrıca büyük bir fedakarlık ve özveriyle çalışarak, anlaşmanın kısa sürede onay aşamasına gelmesini sağlayan yetkililere ayrıca şükranlarını sunduğunu söyledi.Erdoğan, “Türkiye ile Azerbaycan dünya üzerinde emsali bulunmayan nitelikte ilişkileri olan iki kardeş ülkedir ve Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi bu kardeşliği taçlandıran kalıcı bir eser olacaktır. Bu düşüncelerle Türkiye-Azerbaycan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi'nin gerek ikili ilişkilerimiz, gerekse bölgesel işbirliği adına hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/15791668.asp


"KKTC HER GEÇEN GÜN GELİŞİYOR”
Ülkede karamsarlığa gerek olmadığını vurgulayan Tatar, Türkiye’de halk tarafından onaylanan Anayasa referandumunun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne de olumlu yansıyacağını kaydetti.
Maliye Bakanı Ersin Tatar, Altınbaş Kuyumculuk Yönetim Kurulu’nu kabul ederek, sektörle ilgili görüş alış verişinde bulundu.
Orkun Altınbaş direktörlüğündeki heyeti kabulünde konuşan Maliye Bakanı Tatar, ülke yönetimin çok hassas bir konu olduğunu ifade ederek, tüm dengelere azami özen gösterilmesi gerektiğini belirtti.
Özellikle Güney Kıbrıs’tan alışveriş konusunda hükümetin hassasiyetini koruduğunu kaydeden Tatar, hükümetin kontrolü, halkın da duyarlılığıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisini kalkındıracaklarını söyledi.
Ülkenin geleceği ile ilgili karamsarlığa kapılmanın gereksiz olduğunu ifade eden Bakan Tatar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin her geçen gün refah seviyesini yükselten ve yabancı yatırımcıya kapılarını açan bir ülke konumunda olduğunu vurguladı.
Tatar, son günlerde kendisini 3’üncü ülkelerden yatırımcıların ziyaret ederek ülkeye yatırım projelerini sunduklarını da söyledi.
Maliye Bakanı Tatar, Türkiye’de geçen hafta gerçekleştirilen Anayasa referandumuna da değinerek, sonucun borsayı yükselterek dövizi düşürdüğünü, dolayısıyla alım gücünü artırdığını belirtti ve bunun önümüzdeki günlerde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de olumlu yansıyacağını kaydetti.
Kaynak: http://www.kibrispostasi.com/index.php/cat/35/news/39433/PageName/KIBRIS_HABERLERI

TİKA, Özbekistan'da daha çok iş yapma gayretinde
Türk İşbirliği Kalkına İdaresi(TİKA) Özbekistan'da daha çok iş yapmak istiyor. Türk devletleri ve topluluklarıyla daha sıkı işbirliği yapma ve bu yerlere gerekli destekleri sağlama amacıyla merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından hayata geçirilen TİKA, Özbekistan'a yönelik sürdürdüğü faaliyetlerini daha da artırmayı hedefliyor.

TİKA'nın Özbekistan Koordinatörü Bekir Demir, kendi ülkeleri gibi gördükleri Özbekistan'a yönelik sürdürdükleri destekleme faaliyetlerinin artarak devam edeceğini söyledi. Demir, "Önümüzde yapacağımız daha çok işimiz var." dedi.


DESTEK 10 MİLYON DOLARI BULDU
TİKA, Özbekistan'da faaliyete başladığı 1992'den bu yana ekonomik, ticari, teknik, eğitim, sosyal ve kültürel işbirliği alanlarında türlü program ve projeler yürüttü. TİKA'nın Özbekistan'a yönelik son yıllarda hayata geçirdiği proje ve faaliyetleri için yapılan harcama tutarı ise 10 milyon dolara dayandı. Özbekistan'a yönelik son yılların en kapsamlı desteği ise 2 milyon 855 bin dolarla 2009'da yapıldı.
TİKA'nın 2010 için planladığı faaliyet miktarının ise 3 milyon 500 bin doları bulması bekleniyor. Özbekistan'da yönelik değişik faaliyetlerde bulunan TİKA en son hayata geçirdiği ve ülkenin ilk bilgisayar destekli konumundaki serası ile adından çok söz ettirmişti. Özbekistan'da 2011 sonu itibariyle seracılık için ayrılan 630 hektarlık alanının 200 hektarına Cumhurbaşkanı İslam Kermov'un tavsiyeleri üzerine TİKA usulü seraların inşasına karar verildi.


HEDEFTE YENİ PLAN VE PROJELER VAR
TİKA bu sene zarfında ayrıca başkent Taşkent'te yeni doğan bebekler için açılacak sağlık merkezini gerekli cihazlarıyla donatacak. Diğer yandan TİKA, Aral Gölü'nün kurumasıyla büyük bir ekolojik sorunla karşı karşı kalan Aral Gölü havzasında yem bitki yetiştiriciliğinin geliştirilmesi projeni hayata geçirecek. Projeyle hayvanların yem ihtiyacının karşılanmasının yanı sıra, uygulanacak uygun münavebe sistemiyle toprak ıslahı hedeflenmekte.
Diğer yandan Özbekistan Tarım ve Su İşleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü ile işbirliğinde, Özbekistan'da kavak yetiştiriciliğinin geliştirilmesi çalışmaları yapılacak. Türk menşeli 'Samsun', 'İzmit' ve diğer çeşit kavak ağaçları fidanlığı, bu ağaçları işleyecek küçük işletme (atölye) ve kavak ağacı yetiştiricileri için bir eğitim merkezinin kurulması planlanıyor.
Ayrıca Türkiye'nin arıcılık alanındaki bilgi ve birikiminden yararlanmak amacıyla, arıcılık alanında çalışan Özbek uzmanların Türkiye'de eğitim görmeleri ve Türkiye'den uzmanlar tarafından da Özbekistan'da eğitim vermesi çalışmaları organize edilecek.
Çalışmalarını bunlarla da sınırlamayan TİKA Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov tarafından yazılan 'Yüksek Maneviyat-Yenilmez Güç' isimli kitabın Türkiye'deki Türkçe ve Özbekçe basımını yapacak.
Ayrıca yeni faaliyetler kapsamında bazı köylere yönelik içme suyu projeleri gerçekleştirilecek.
(CİHAN)

Orta Asya'nın en büyük güneş enerjisi santrali Özbekistan'da faaliyet gösteriyor


















TAŞKENT - Sovyet Birliği döneminde 1981 yılında temeli atılan bölgenin en büyük güneş enerjisi santrali, Özbekistan'da faaliyet gösteriyor. Yaklaşık 13 katlı bir bina yüksekliğindeki tesis 1987'de faaliyete geçmiş. Fiziki yapısıyla ilginç bir görüntü oluşturan tesise asansör ve merdivenle çıkılabiliyor. Tesiste 2 bin derecede metaller eritilebiliyor.
Tesis güneş enerjisiyle çalışan dünyanın en güçlü metal eritme ocaklarından biri. Sadece güneş enerjisinden faydalanıldığı tesisteki ocaklarda eritilme derecesi yüksek ender metaller, sorunsuz bir şekilde sıvı haline getiriliyor.
Dünyada benzerinin sadece Fransa'da olduğu tesis, boyu çok katlı binaları aşan dev panelle hayat buluyor. Büyük bir demir iskelesinin üzerine yerleştirilen ana panelin, genişliği 45 metre, yüksekliği 13 katlı olan bir bina büyüklüğünde
Devasa bir görüntü oluşturan dev panel, her biri yaklaşık 25 metrekare büyüklüğündeki 61 ayrı panelden enerji alıyor. Ana panele odaklanan ışınlar, oluşturulan fiziki açı ölçümüyle bir noktada toplanıyor. Ayrı panellerden gelen enerji, dev panel sayesinde biriktirilerek büyük bir ısı potansiyeli oluşturuluyor.
Ana panelin odak noktasında toplanan ışınlar, bu kez ışınların değişik amaçlarla kullanılacağı ve 'ocak' denilen işleme merkezine gönderiliyor.


-TESİS ÇEVRE DOSTU-
Tonlarca kömürün yakılarak veya yüz binlerce kw/s elektriğin harcanarak ancak yapılan bir erime işi burada elde edilen güneş enerjisi yardımıyla ek bir masraf yapılmadan kısa sürede yapılabiliyor. Suyun 700 derecede kaynatılmasıyla hidrojenin de elde edildiği tesiste uzmanlar, elektrik enerjisi üretme ve su yardımıyla merkezi ısıtma sistemi kurma projeleri üzerinde çalışıyor.
Ana panele güneşli havada enerji aktaran ve her biri yaklaşık 25 metre kare büyüklüğündeki küçük panellerin özelliği ise güneşin konumuna göre otomatik olarak dönebiliyor olmaları. Güneşin konumuna göre gün boyu yön değiştiren küçük paneller ana panele düzenli bir şekilde enerjinin aktarılmasını sağlıyor.
Tesis görevlisi uzman Sabır Ahadov "Bu güneş enerjisi ocağı Fransa'dan sonra dünyanın ender ocaklarında biri. Burada erime derecesi çok yüksek metalleri eritebiliyoruz. Tonlarca kömürün günlerce yakılarak uzun sürede yapılabilen erime işini güneş enerjisi sayesinde çevreye hiçbir zar vermende kısa sürede yapabiliyoruz." dedi.
Güneş enerjisinin önemine dikkat çeken bir diğer uzman Ferhat Seydiev ise" Orta Asya ülkelerinde ortalama yılın 300 günü güneşli. Fakat bundan faydalanabilme oranımız çok düşük. Geleceğimizin önemli kazancı bu güneç enerjisinden faydalanarak bunu hayata kazandırmaktır. Petrol ve doğal gazın rezervi bir gün sona erecek. Güneş enerjisi ise kullanabilenler için bitmek-tükenmez bir rezervdir. Bunun en önemli yanı ise enerji elde edilirken doğaya hiçbir zar verilmiyor olmasıdır." diye konuştu.
Kaynak: http://www.stargundem.com/ekonomi/1077173-orta-asya-039-nin-en-buyuk-gunes-enerjisi-santrali-ozbekistan-039-da-faaliyet-gosteriyor.html


Özbekistan'daki Uluslararası Pamuk Fuarı Ekim'de Yapılacak
6'ncı Özbekistan Uluslararası Pamuk Fuarı 13-14 Ekim tarihleri arasında Taşkent'te yapılacak. Fuara değişik ülkelerden tekstil alanında faaliyet gösteren çok sayıda firmanın temsilcileri iştirak edecek....

TAŞKENT (CİHAN) - Dünya pamuk üretiminde beşinci, ihracatında ise ABD'den sonra ikinci sırada yer alan Özbekistan, her yıl geleneksek olarak düzenledi pamuk fuarıyla pamuk potansiyelini dünyanın pamuk tüketicilerine göstermeye çalışıyor. Ülkenin önde gelen fuar alanlarından Özekspomerkez'de açılacak fuarda kurulacak stantlarda ülkedeki mevcut pamuk potansiyelinden kalitesine göre numuneler sergilenecek.
Fuar kapsamında ayrıca pamuk konulu bir konferans düzenlenecek; ve fuara iştirak eden yabancı konuklara yönelik pamuk tanıtım turları organize edilecek. Bu turlarda yabancı konuklar, ülkenin önde gelen pamuk depolama terminalleri ve işletme tesislerini görme imkânı bulacak.
Cumhurbaşkanı İslam Kerimov'un inisiyatifiyle yapılan ve Özbekistan hükümetinin destek verdiği fuarda yerli ve yabancı firma temsilcilikleri arasında iş bağlantıları görüşmeleri de yapılacak.
Yılda ortalama 3milyon 500 ton dolayında pamuk üretimi yapan Özbekistan'ın pamuk müşterisi ülkeler arasında Türkiye, Pakistan, Çin, ABD, Bangladeş, Güney Kore, Singapur, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi devletler bulunuyor.
13-14 Ekim tarihleri arasında yapılacak 6. Özbekistan Uluslararası Pamuk Fuarı'na' dünya genelinde 50'a yakın ülkeden 350 dolayında firma temsilcisinin katılması bekleniyor.
Kaynak: http://haber50.com/303183_Ozbekistan-daki-Uluslararasi-Pamuk-Fuari-Ekim-de-Yapilacak.html


Otoda tarihi rekor kırdık Avrupa’da 6’ncı ülke olduk
Temmuz ve ağustos aylarında beklentilerin üzerinde otomobil satışı gerçekleştiren Türkiye, Avrupa’da 6’ncı sıraya oturdu.

OTOMOBİL satışlarında beklentilerin üzerinde büyüyerek yaz aylarında bile tarihi rekorlara imza atan Türkiye, Avrupa’da da hızlı üst basamaklara tırmanıyor. Temmuz ayında Avrupa’da otomobil satışlarında 11’incilikten 6’ıncılığa yükselen Türkiye, ağustos ayında da kırdığı tarihi satış rekoruyla geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre sıralamada 2 basamak yükselerek Avrupa altıncısı oldu. Otomotiv Distribütörleri Derneği’nin (ODD) ACEA’nın (Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği) raporundan derlediği bilgilere göre Avrupa Birliğine bağlı 27 ülke ve EFTA ülkeleri toplamında, 2010 yılı Ağustos ayında 2009 yılı Ağustos ayına göre yüzde 12.1 daralma yaşandı. Ağustos’ta 731 bin 503 adet otomobilin satıldığı Avrupa’da en sert düşüş yüzde 68.6 ile Yunanistan’da gerçekleşirken, ardından yüzde 27 ile Almanya ve yüzde 24.4 ile İzlanda’da görüldü. Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre satışlarını en çok arttıran ilk üç pazar ise sırasıyla; yüzde 109.7’lik büyümeyle İrlanda, yüzde 97.2 ile Letonya ve yüzde 87.3’le Türkiye oldu. 2010 yılı Ağustos ayında Türkiye binek otomobil pazarı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 87.35 oranında artışla 42 bin 222 adet oldu. 2010 yılı Ağustos ayı binek otomobil satışları ile Türkiye, Avrupa binek otomobil satışıda 6. sırada yer aldı.

8 ayda yerimizi koruduk
ACEA’nın raporuna göre 2010 yılı Ocak-Ağustos dönemi toplam Avrupa satışları (AB27+EFTA) bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3 azalışla 9 milyon 300 bin 306 adet olarak gerçekleşti. 2009 ve 2010 yılları 8 aylık gerçekleşen kümülatif binek otomobil pazarı kıyaslandığında en belirgin düşüş yüzde 39.1 ile Bulgaristan’da gerçekleşirken, hemen ardından yüzde 35.4 ile Macaristan ve yüzde 33.1 ile Slovakya yer aldı. 2010 yılı 8 aylık en yüksek artış ise sırasıyla; İrlanda (yüzde 49.6), Portekiz (yüzde 46.4) ve İzlanda (yüzde 42.) de gerçekleşti. Türkiye 2010 yılı Ocak-Ağustos döneminde toplam binek otomobil satışları geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 17.9 artarak 269 bin 926 adet oldu. 2010 yılı Ocak-Ağustos dönemi binek otomobil satışları ile Türkiye, Avrupa binek otomobil satışlarında yine 8’inci sırada yer aldı.
Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/15809419.asp?gid=254



Türkmenistan Cumhurbaşkanı Berdimuhammedov Türkiye'ye Geldi
Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbanguli Berdimuhammedov, Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesi'ne Katılmak Üzere İstanbul'a Geldi

Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbanguli Berdimuhammedov, Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesi'ne katılmak üzere İstanbul'a geldi. Özel bir uçakla saat 09.30'da Atatürk Havalimanı'na gelen Berdimuhammedov'u Devlet Konukevi'nde Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve diğer ilgililerle kalabalık bir Türkmenistan heyeti karşıladı. Berdimuhammedov uçaktan inerken, Türkmenistan heyeti tarafından coşkuyla alkışlanması dikkat çekti. Konuk Cumhurbaşkanı bir süre Devlet Konukevi'nden dinlendikten sonra alandan ayrıldı.
(BAK-DÜR-ŞP) - İSTANBUL (Anadolu Ajansı) 16.09.2010 10:08 [2238332]


TÜRKMENİSTAN'IN DOĞAL GAZ REZERVİ 24,6 TRİLYON METREKÜP
Basın toplantısında, Avrupa'ya doğalgaz kaynakların tedariki ve Nabucco projesinin hayata geçirilmesinde Türkmenistan'ın potansiyeli ile ilgili soru üzerine Berdimuhamedov, 2008 yılında İngiltere'nin bağımsız Gaffney, Cline & Associates denetleme şirketinin yaptığı çalışmalar sonucunda Güney Yolöten-Osman ve Yaşlar yatağının doğalgaz rezervinin 18 trilyon metreküp olduğunu ifade etti. Bu yatağın sanayiye kazandırılması için Çin, Güney Kore ve BAE şirketleri ile 10 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladıklarını belirten Berdimuhamedov, uzmanların hesaplamalarına göre, Türkmenistan'ın doğalgaz rezervinin 24,6 trilyon metreküp olduğunu bildirdi.
Türkmenistan ile Azerbaycan ilişkilerine ilişkin soruyu da cevaplayan Berdimuhamedov, iki ülke arasındaki ilişkilerde hiçbir sorun olmadığını kaydederek, yakın gelecekte doğalgazı çeşitli yollarla, Nabucco projesi ile Avrupa'ya ulaştırılmasına ilişkin projelerin hayata geçirileceğine inandığını belirtti.

'TAPİ HATTI PROJESİ AFGANİSTAN'A BARIŞ GETİRECEK'
Berdimuhamedov, Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan (TAPİ) doğalgaz boru hattı projesine de değinerek, söz konusu projeye katılan ülkelerin TAPİ hattı projesinin Afganistan'a barış getireceğine inandığını kaydetti.
(CİHAN)